Shooting star türkçesi Shooting star nedir

  • Yer'in havayuvarına girince sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen meteor.
  • Uzay alanında kullanılır.
  • Ağma.
  • Yıldız kayması.
  • Akanyıldız.
  • Kayan yıldız.
  • Ağan.
  • Göktaşı.
  • Şahap.

Shooting star ile ilgili cümleler

English: Look at that shooting star.
Turkish: Şu kayan yıldıza bak.

English: Look, a shooting star!
Turkish: Bak, bir yıldız kayması!

English: Look! There goes a shooting star.
Turkish: Bak! Bir yıldız kayıyor!

English: I have seen a shooting star once.
Turkish: Bir zamanlar bir yıldız kayması gördüm.

English: I just saw a shooting star.
Turkish: Az önce kayan bir yıldız gördüm.

Shooting star ingilizcede ne demek, Shooting star nerede nasıl kullanılır?

Shooting : Ateşli silahların atılması. Ateş etme. Sızlayan. Filizlenen. Atıcılık. Sızlama. Zonklayan. Av. Avcılık. Vurma (hedefi silahla).

Star : Bale sanatında yıldız düzeyine erişmiş sanatçı. Yıldızlarla süslemek. Yıldız yapmak. Yanına yıldız işareti koymak. Başrolde oynatmak. Geceleri gökte, kimileri parlakça, kimileri de donuk bir ışık noktası gibi görünen cisimlere verilen ad. Yıldız olmak. Yıldız koymak. Coğrafya, uzay, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Filmin yıldızı olmak.

 

Shooting aperture : Bir ışık düzengecinin açılma derecesi, ayarlandığı açıklık. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işık düzengeci açıklığı.

Shooting box : Avcı kulübesi.

Shooting brake : Steyşın. Kalburüstü sınıf arabası.

Shooting down : Yıkmak (ümit). Ateş edip düşürmek. Silahla vurup düşürmek. Uçağa ateş edip düşürmek. Vurup düşürmek. Boşa çıkarmak.

İngilizce Shooting star Türkçe anlamı, Shooting star eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shooting star ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Absolute parallax : Salt ıraklık açısı. Başka yıldızlarla bağlantı kurmadan üçgenölçümsel olarak belirlenen ıraklık açısı.

Meteor : Meteor. Gezegenler arasında dolaşan taş parçalarından her biri. (yer'e düşenlere göktaşı denir.). Güneş dizgesine bağlı, kesin yörüngeleri bulunmayan ve bu nedenle havayuvarının üst katmanlarına girince ateş külçesi durumuna dönüşen küçük gökcismi. Coğrafya, uzay alanlarında kullanılır.

Absorptive power : Boya alış gücü. Emme veya soğurma eğilimi. Soğurma gücü. Emici güç. Bir ortamda, bir cisme giren ışığın çıktıktan sonraki yeğinlik azalma niceliğinin giren ışık niceliğine oranı. Emebilme gücü veya kapasitesi.

Blue stone : Mavi taş. Göktaş. Şeffaf bakır sülfat. Sulu bakır sülfat. Gök taşı. Mavitaş.

Absolute orbit : İki cisimden her birinin kütle merkezine göre çizdiği yörünge. Salt yörünge.

Meteorites : Yere düşen meteor. Göktaşı (düşen).

Aerolites : Havataşı. Meteorit. Meteorit veya meteor taşı. Aerolit.

Aerolite : Aerolit. Meteorit veya meteor taşı. Havataşı. Taşımsı göktaşı. Meteorit. Demire göre taş oranı yüksek olan göktaşı türü.

 

Absolute brightness : Salt parlaklık. Bir yıldızın 20 parsek uzaklığa indirgenmiş parlaklığı.

Shooting star synonyms : meteoroid, meteorit, achondrite, accuracy, accidental error, meteorite, almak, acceleration due to gravity, absolute value, altair, airglow, albedo, meteoroids, meteors, absorption line, adhara, fireball, falling star, fireballs.