Silkier türkçesi Silkier nedir

Silkier ingilizcede ne demek, Silkier nerede nasıl kullanılır?

Silkie bantam hen : 1298 yılında marco polo tarafından çin’de bulunmuş, altı varyetesi bulunan, ibik dairesel biçimde olan, gaga geniş ve kıvrımlı, kulak lobları küçük, oval, bacaklar kısa, horozlar etkin, tüylü, koyu renkte görünüme sahipken, tavuklar daha sakin görünümdeki tavuk ırkı. Silkie bantam tavuğu.

Silkiest : Yağcı. İçimi kolay. Dalkavuk. İpek gibi. Tatlı (ses). Kadife gibi (ses veya ten). Yumuşacık. İpeksi. İpekli. İpek.

Silkily : Nazik bir şekilde. İkna edici bir şekilde. İpeksi bir şekilde. Düzgünce. Yumuşa bir şekilde. İpeksi bir tarzda. Yumuşak bir halde. İnandırıcı bir şekilde. Kolayca.

Silkiness : İpeksi olma özelliği. Parlaklık. Düzgünlük. Yumuşaklık. Pürüzsüzlük.

Silking : İpekli. İpekli kumaş. Kraliyet avukatı. Örümcek ağı ipi. İpek. Satensi parlaklık.

Silk factory : İpek fabrikası. İpekli fabrikası.

Silk gauze : İpek gaz bezi.

Silk floss : Floş (ipek ipliği).

Silk culture : İpekböcekçiliği. İpekçilik. Kozacılık.

Silk fabrics : İpekli kumaş. İpekli dokuma. İpek kumaş.

İngilizce Silkier Türkçe anlamı, Silkier eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Silkier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gurkha : Nepal ve kuzey hindistan'da yaşayan etnik grup. Gorka. Gurkalar. Nepal'de yaşayan rajputs etnik grubuna ait olan hindu halkı üyesi. Gorkalar. Gurka. İngiliz ya da hindistan ordusunda görev yapan nepalli asker.

Cajoler : Kandırıcı kimse. Ayartan kimse. Baştan çıkaran.

Crawler : Sürünen şey. Tırtıl. Tırtıl zincirli taşıt. Palet. Müşteri bulmak için yavaş ilerleyen taksi. Krol yüzücü. Tırtıl zincirli makine. Sürünen. Yaltakçı. Böcek.

Downiest : Tüy gibi. En kurnaz. Tüylü. Kurnaz. Havlı. Anasının gözü. En yumuşacık.

Downy : Tüy gibi. Havlı. İnce tüylü. Kurnaz. Tüylü. Anasının gözü.

Paratrooper : Paraşütçü. Paraşüt birliği eri. Paraşütçü asker. Hava indirme birliğine mensup er veya erbaş. Paraşütcü.

Silk : Kraliyet avukatı. İpekli kumaş. Satensi parlaklık. İpek böcekleri tarafından salgılanan, glisin ve alanin amino asitleri bakımından zengin ve antiparalel beta yaprakları şeklinde düzenlenmiş birden fazla polipeptit zincirinden oluşan, molekül ağırlığı 350000 dalton kadar olan, kozayı oluşturan fibroin ve serisin proteinlerini içeren ipliksi madde. Örümcek ağı ipi.

Cajolers : Baştan çıkaran. Ayartan kimse.

Peacekeeper : Arabulucu. Uzlaştırıcı.

Foot soldier : Piyade eri. Yer çatışmalarında savaşan asker. Piyade. Piyade neferi. Nefer.

Silkier synonyms : color bearer, footslogger, fresh fish, wac, lobsterback, pistoleer, section eight, enlisted person, poilu, green beret, point man, jawan, highlander, bootlicker, regular, militiaman, metallic, infantryman, silky, uriah, confederate soldier, fleecily, silkiest, cuddliest, marcher, coaxer, cottony, fodder, dulcet, rifleman, legionary, cannon fodder, fleecier.

 

Silkier zıt anlamlı kelimeler, Silkier kelime anlamı

Nonmetallic : Metalsiz. Metal dışı. Ametal. Metaldışı. Madeni olmayan. Madensel olmayan. Metalik olmayan.

Dull : Donuk. Matlaştırmak. Sıkıcı. Sersemletmek. Ruhsuz. Kalın kafalı. Soluk. Duygusuzlaşmak. Mat. Hafifletmek.