Solved türkçesi Solved nedir

  • Çözülmüş (problem vb).
  • Hallolmuş.
  • Çözülmüş.

Solved ile ilgili cümleler

English: Ali solved all the problems without his teacher's help.
Turkish: Ali bütün problemleri öğretmeninin yardımı olmadan çözdü.

English: Ali solved that problem.
Turkish: Ali o problemi çözdü.

English: Ali finally solved the puzzle.
Turkish: Ali sonunda bulmacayı çözdü.

English: Ali has solved the puzzle.
Turkish: Ali bulmacayı çözdü.

English: Ali solved the problem by himself.
Turkish: Ali sorunu tek başına çözdü.

Solved ingilizcede ne demek, Solved nerede nasıl kullanılır?

Absolved : Kurtarmak. Affetmek. Temize çıkarmak. Affedilmiş. Bağışlamak. Suçu affedilen. Aklamak.

Dissolved : Dağıtılmış. Dağılmış. Çözelti içinde bulunan çözülmüş özdek, özdecik. Parçalarına ayrılmış. Çözünük. Çözünmüş. Erimiş. Münhal. Ortadan kaybolmuş. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Dissolved acetylene : Çözünük asetilen. Çözünmüş asetilen.

Dissolved gas : Ayrışmiş gaz. Çözünük gaz. Ayrışmış gaz.

Dissolved oxygen : Çözünmüş oksijeni. Çözünmüş oksijen. Çözülmüş oksijen. Suda çözünmüş durumda bulunan, mg/l veya ppm olarak belirtilen oksijen miktarı.

Dissolved solids : Çözünmüş katılar. Çözülmüş katı maddeler. Çözünmüş katı maddeler. Katı durumda iken suya karışıp çözünür hale gelmiş bileşikler.

 

Dissolved the government : Hükümeti feshetti. Hükümeti dağıttı.

Unresolved : Çözümlenmemiş. Tereddütlü. Çözünmemiş. Kararsız. Ayrışmamış.

Unabsolved : Bağışlanmayan. Yükümlülükten salıverilmeyen. Affedilmeyen.

Solve : Halletmek. Çözüm bulmak. Çözümlemek. Çözüm üretmek. İçinden çıkmak. Çözmek. Çözüme kavuşturmak. Çözüme ulaştırmak. Aydınlatmak.

İngilizce Solved Türkçe anlamı, Solved eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Solved ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Unsnarled : Açmak.

Unfastened : Gevşemiş. Açılmış. Çözülmüş (kemer vb).

Solubilized : Çözülen.

Resolved : Karara bağlanmış. Karar vermiş. Kararlı. Kararlaştırılmış. Çözünük. Karar verilmiş. Azimli.

Decoupled : Ayırmak. Patlama şokunu emmek. Ayrıştırılmış. Ayrışmış. Bir şeyi diğerinden ayırmak. Ayrıştırmak. Bir devre kuplajını çözmek veya başka bir kuplaja ayırmak (elektronik). Patlamayı yer altında gerçekleştirerek havayla gelen şok dalgalarını azaltmak.

Slackened : Boşlamak. Gevşemiş. Durgunlaşmak. Sakinleşmek. Laçka etmek. Hız kesmek. Koyvermek. Tembellik etmek. Yavaşlamak.

Undone : Sökülmüş. Perişan. Çözük. Mahvolmuş. Bağlanmamış. Yapılmamış. Tamamlanmamış. Açılmış. Silmek.

Unhitched : Açmak. Açılmış. Serbest bırakmak. Çözmek.

Unfixed : Belirlenmemiş. Çıkarılmış. Kararlaştırılmamış. Sökülmüş.

Unbent : Ciddiyeti bırakmak. Doğrultmak. Fora etmek. Yumuşatmak. Rahatlatmak. Düzeltmek. Rahatlamak. Gevşetmek. Yumuşamak.

Solved synonyms : slacked, decomposed, unfrozen, unwound, untied, unwrapped.

Solved zıt anlamlı kelimeler, Solved kelime anlamı

Unsolved : Çözülmemiş. Halledilmemiş.