Swigging türkçesi Swigging nedir

  • Kafaya dikmek.
  • Bir yudumda içmek.
  • Yudumlama.
  • İçmek.

Swigging ingilizcede ne demek, Swigging nerede nasıl kullanılır?

Swigged : Bir yudumda içmek. Kafaya dikmek. Bir yudumda içilmiş. İçmek.

Swig : Kafayı çekme. Lıkır lıkır içmek. Kafayı çekmek. Doya doya içmek. İçme. Bir yudum. Yudum. Bir yudumda içmek. İçmek. Bir dikişte içme.

Swigs : İçme. İçmek. Lıkır lıkır içmek. Bir yudumda içmek. Yudum. Bir dikişte içme. Kafayı çekme. Bir yudum. Kafayı çekmek.

Bergen brunswig : California merkezli abd'li bir ortaklık. İlaç kozmetik ve kişisel sağlık bakımı ürünleri imalatçısı ve dağıtımcısı.

Brunswig : Bir soyadı.

Schleswig holstein : Almanya'nın kuzeybatı bölümünde bir devlet (1866 yılında prusya tarafından ilhak edilen).

İngilizce Swigging Türkçe anlamı, Swigging eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Swigging ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chugged : Teklemek. Pat pat ederek gitmek. Nefes almadan içmek. Vuruntu sesi. Tıkırtılı bir ses çıkarırken hareket etmek (güçsüz patlama sesi, çalışan bir motorun tıkırtısı). Pat pat. Pat pat etmek. Lıkır lıkır içmek.

Sip : Çekmek. Boy. Bir yudum. Yudumlamak. Yudum almak. Yudum yudum içmek. Bağlı oldukları atasoyla birlikte aynı düşsel atadan türediklerine inanmanın bir sonucu olarak birbirlerini kansal akraba sayan, bu nedenle aralarında evlenmeyip dışevlilik yapan, tüm toplumsal ve ekonomik ilişkilerini tekyanlı akrabalık adı verilen babayanlı ya da anayanlı yöntemlerden birine uygulamak zorunluğunda bulunan bireylerin oluşturduğu geleneksel toplum, bk. atasoy, içevlilik, dışevlilik, tekyanlı akrabalık, babayanlı akrabalık, krş. ikiyanlı akrabalık. İçim. Azar azar içmek.

 

Harmonisation : Bağdaştırma. Barışma. Uyumlaştırma. Ahenkli kılma. Uyum. Uyum kurallarına uydurma. Anlaşmaya getirme. Uyumlastırma. (müzik terimi) armoniyi melodiye ekleme (ayrıca harmonization). Kaynaştırma.

Indulges : Mahrum etmemek. Memnun etmek. (rica vb) yerine getirmek. Müsamaha etmek. Yüz vermek. Boyun eğmek. Zevk almak. Teslim olmak (sakınılması gereken bir şeye). İsteklerini yerine getirmek. Tutulmak.

Imbibes : Massetmek. Emmek. Özümsemek. Kapmak. Soğurmak. Kafa çekmek. İçine çekmek. Öğrenmek.

Scat singing : Yaylanmak. Tabanları yağlamak. Anlamsız hecelerle caz söyleme tekniği. Caz müziğinde anlamsız hecelerle şarkı söylemek. Hayvan dışkısı. Kaçmak. Şarkıcının uydurma saçma sapan sözlerle şarkının sözlerini yer değiştirdiği ve bununla müzikal bir enstrüman gibi ses çıkarmaya çalıştığı şekilde şarkı söyleme (caz söylerken).

Vocalizing : Vokal yapmak. Sesli harf yerine kullanmak. Seslendirmek. Noktalamak (harf). Seslendirme.

Caroused : İçki alemi yap. İçki içip şamata yapmak. Kafayı çekmek. İçki alemi yapmak. Nuş etmek. Nuş. İçki alemi. İçki içmek. Alem.

Quaffed : Kana kana içmek. Büyük yudumlarla içmek. İçim. İç.

 

Slosh down : Yuvarlamak (içki).

Swigging synonyms : part singing, musical performance, a capella singing, a cappella singing, harmonization, swig, intonation, quaffing, hymnody, droopy, imbibed, drink, chanting, coloratura, imbibing, psalmody, indulged, bel canto, solmization, chug, quaff, boose, swigged, belt down, have a drink, dispose of, vocal music, scat, yodeling, sipping, crooning, carouse, carouses.

Swigging zıt anlamlı kelimeler, Swigging kelime anlamı

Tense : Stresli. Çekimli fiilin karşıladığı kılış veya oluşun içinde geçtiği zaman dilimi: şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek zaman, geniş zaman vb. fiildeki zaman basit zaman ve birleşik zaman olarak ikiye ayrılır: yazıyor, yazdı, yazacak, yazmış, yazdıydı, yazıyormuş, yazsa, yazmalı, evdeydi vb. || — sen söyle allahını seversen, dedi, bir çocuk ötekine maymun türk mü demiş ne.. o da ona taş atmış. sen tafsilatını daha iyi bilirsin. inzibat meclisleri toplanacakmış. gençlerimiz burada hitabeler irade ediyorlar. taş atan çocuğun kovulmasına rey verenler(...) nasıl dedi bakayım? eşekmişler amma türk de değilmişler onu konuşuyorduk (p. safa, biz insanlar, s. 48) vb. ayrıntı için bk. basit zaman, birleşik zaman. Gerginleştirmek. Stres içinde. Sıkı. Gerilmiş. Germek. Çekmek. Zaman.

Inclined : Eğimli. Mütemayil. Eğilimli. İstekli. Yamuk. Meyilli. Yatkın. Eli yatkın. Yetenekli. Yatmış.

Vertical : Dik. Dikey çizgi. Dik, dikey. Vertikal. Şakuli. Tepede olan. Eğikliği 90° olan katman. Düşey doğru. Düşey katman. Amudi.