Tari nedir, Tari ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tarih.

Tanrı.

Tari ile ilgili Cümleler

  • Ali 20 Ekim 2013 tarihinde idam edildi.
  • Tom'a 20 Ekim 2013 tarihinde lösemi teşhisi kondu.
  • “Bu toplantıdan nasıl bir gönül bulantısıyla çıktığımı tarif edemem.”
  • 1888'deki Büyük Kar Fırtınası, Birleşik Devletler tarihinin en ağır kar fırtınalarından biriydi.
  • Japon tarihiyle ilgiliyim.
  • “Bir yaş gelir ki ondan sonra ehemmiyet verdiğiniz şeyler tarihe karışmış yani hayattan çıkmıştır.”
  • Tarihler ilan edilecektir.
  • “Bütün ömründe tek bir kitap yazmış ve sadece bu kitabıyla tarihe geçmiştir.”
  • Tarihin gerçek yapımcıları kitlelerdir.
  • Lütfen doğum tarihinizi buraya yazın.
  • Hiçbir tarife yok.
  • Tarife yok.
  • Tarikatımız ibadetlerinde sadece Zebur'daki ilahileri okumaktadır.
  • Japonya tarihiyle ilgileniyorum.
  • “Oysa gece boyunca daracık bir döşekte gözünü kırpmadan uzanmak tarife gelmeyecek kadar sıkıcıydı.”
  • Tarihi kontrol ettim.
  • O, Fransa'nın modern tarihi hakkında bilgi sahibidir.

Tari hakkında bilgiler

Bingöl ilinin Yayledere kazasına bağlı bir köy. Mazra Cafû adıyla da bilinmektedir. Köy halkının tamamı İstanbul ya da diğer birçok büyük şehre ve yurtdışına göç etmiştir. Sülvîs(Sülbüs) ve Koyê Tariye dağları ve diğer birçok sıradağ köyün etrafında yer almaktadır.

 

Tari ile ilgili Atasözü veya Deyim

gülü tarife ne hacet, ne çiçektir biliriz : birinin uygunsuz özellikleri sayılırken bunların öteden beri bilindiğini anlatmak için söylenen bir söz.

tarif etmek : tanımlamak bir işin yapılış yöntemini açıklama ve belirtmek bir şeyin bulunduğu yeri, çevre ile ilgisini belirterek açıklamak.

tarife gelmemek : açıklanması güç olmak.

tarih atmak (veya koymak) : bir şeyin üzerine tarih yazmak.

tarih düşürmek : Önemli sayılan bir olayın, çoğunlukla koşuk biçiminde söylenen sözlerle, ebcet hesabına göre tarihini belirtmek, bk. ebcet hesabı.

tarihe geçmek : önemi bakımından unutulmayacak bir durum kazanmak.

tarihe karışmak : unutulmak, yalnız adı kalmak.

tariz etmek : sataşmak, dokundurmak.

tarizde bulunmak : sözle sataşmak, taşlamak.

Tari anlamı, kısaca tanımı

Alburnus tarichi : İnci kefali

Başlama tarihi : Bulgu ya da markanın koruma süresinin başladığı tarih.

Bileşik tarife : Değer esaslı gümrük tarifesi ile miktar esaslı gümrük tarifesinin bileşiminden oluşan tarife.

Bilimsel tarife : Sanayileşmiş ülkelerin emek yoğun dışalım malları ile rekabet edebilmeleri için gümrük vergilerinin, iç ve dış maliyetleri eşitleyecek düzeye getirilmesini ileri süren koruyucu görüşün önerdiği tarife.

Biscoe tarih tablosu : W. S. Biscoe'ca hazırlanmış; kitap fişlerinin dizimlerde, kitapların ise raflarda tarih sırasına göre düzenlenmesini öngören tablo.

Brüksel tarife sınıflandırma sistemi : Brüksel Gümrük İşbirliği Konseyince 1950 yılında hazırlanmış bir uluslararası eşya sınıflandırma sistemi. karşılığı uyumlaştırılmış tarife sınıflandırma sistemi.

 

Çoğaltı tarihi : Yazmaların elle yazılarak çoğaltıldığı yılı belirten tarih.

Çoklu tarife sistemi : Bir ülkenin aynı mala, dışalımın yapıldığı ülkeye göre farklı gümrük tarifesi uygulaması.

Değişken tarife : Olağanüstü durumlarda gümrük vergilerini artırma veya düşürme yetkisinin kamu otoritesine bırakıldığı gümrük tarifesi.

Durum tarihçesi : Danışman kılavuzdan yardım görmesi beklenilen bir kişiyle ilgili olarak düzenli biçimde toplanan bilgi. Bir kimsenin ya da ailenin yaşamını etkilemiş bulunan önemli olayları ve sorunları kapsayan özet.

Düşünceci tarih anlayışı : Toplumsal gelişmenin başlıca etkeninin düşünceler, kuramlar, bilinç ve benzerleri olduğunu savunan öğreti.

Düzeltilmiş tarihsel tümdeğer : Tarihsel tümdeğerin bir ya da birden çok ederleri aracılığı ile elde edilen tümdeğer.

Eğitim tarihi : İlk çağlardan günümüze dek eğitim kurum ve uygulamalarının geçmişini ve gelişmesini inceleyen bilim dalı.

Ekinsel tarihsel yaklaşım : Tarihi ün yapmış kişilerin yaşamlarının betimlenmesi olmaktan çıkarıp, toplumsal gelişmenin yasalarını inceleme yolu yapmak isteyen yaklaşım.

Enaz gümrük tarifesi : Dışalımda mallara uygulanan en düşük gümrük vergisi düzeyi.

Enuygun gümrük tarifesi : Ülkenin gümrük vergisi hasılatını ençoklaştıran gümrük tarifesi.

Farklılaştırılmış tarife : Bir ülkenin benzer mallar üzerinde ülkelere göre değişen oranlarda farklı tarifeler uygulaması.

Felsefe tarihi : Felsefenin kökenini ve gelişimini, bu gelişimin yasalarını ve aşamalarını, değişik felsefe okulları ve akımları arasındaki çatışmaları inceleyen bilgi dalı.

Geçici gümrük tarife yükü : Bir ülkenin geçici dış ödemeler dengesizliğini gidermek amacıyla gümrük tarifelerini yükseltmesi.

Gelir tarifesi : Devletin gelirlerini arttırmak için mevcut gümrük tarifesini yükseltmesi.

Gümrük tarife konumu : Dış ticarete giren malların kullanışlarına, iktisadi önemlerine ve benzerliklerine göre yapılan sınıflandırma. karşılığı Brüksel Tarife Sınıflandırma Sistemi, uyumlaştırılmış tarife sınıflandırma sistemi.

Gümrük tarife kotaları : Belli bir dışalım miktarına kadar normal gümrük vergisi bu miktarın üstündeki dışalıma ise yüksek tarife uygulaması biçimindeki dışalım kısıtlamaları.

Gümrük tarifeleri : Dışalım mallarının bir ülkeye girişinde gümrük vergisi oranlarını gösteren liste.

Gümrük tarifeleri gelir dağılımı etkisi : Bir gümrük tarifesinin konulması sonrasında, yurtiçi tüketicilerden üreticilere doğru satın alma gücü aktarımı.

Gümrük tarifeleri ve ticaret genel anlaşması : Kotaları kaldırarak tarifelere dönüştürmek ve tarifeleri de zaman içinde azaltarak dünya ticaretini serbestleştirmek amacıyla anlaşmaya taraf ülkeler arasında karşılıklı ödün ilkesine göre görüşmeler yapılması ilkesiyle 1947 yılında İsviçre’nin Cenevre kentinde imzalanıp 1948 yılında yürürlüğe giren anlaşma. Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması Uruguay görüşmeleri sonrasında 1995 yılında Dünya Ticaret Örgütü adını almıştır.

Harç tarifesi : Harç kapsamındaki kamu hizmetlerinin her birinden alınacak vergiyi gösteren tarife.

Hawley smooth tarife yasası : Büyük bunalımın yol açtığı yaygın işsizlik ve milli gelir düşüşlerini önlemek amacıyla Amerikan hükümetine birçok mal üzerindeki gümrük tarifelerini yükseltme izni veren ve 1930 yılında yürürlüğe giren yasa.

Hicri tarih hesabı : Hicret gününü ve yılını başlangıç alan takvim hesabı.

İbrani tarih hesabı : Musevilerin kullandığı takvime dayanan hesap.

İlkçağ tarihi : Yazılı belgelerin bulunduğu en eski zamanlardan, genellikle Batı Roma İmparatorluğunun çöküşüne (476) değin geçen zamanları konu edinen bilim.

İtfa tarihi : Bir taşınır değerin ya da borcun geri ödeme tarihi.

Jülyen tarihi : Jülyen dönümüyle belirtilen tarih; yalnız gökbilimde kullanılır. Sözgelimi, 16 şubat, 1967 Greenwich gün ortası JT=2439522; aynı tarihte Türkiye saati 23sa . 20dk. jse, Greenwich zamanı 21sa.' 20dk. ve gün ortasından başlayarak geçen zaman 9sa . 20dk. dır. Bunun gün kesri karşılığı 0.389 gündür. Bundan dolayı 16 şubat 1967, Türkiye saati 23sa. 20dk. jse, JT = 2439522,389, 17 şubat 1967, Türkiye saati 23sa. 20dk. iseJT = 2439523,389 dur.

Kolofon tarihi : Kitabın yazılması ya da basılması ile ilgili olarak kolofonda verilen tarih.

Kültür tarihi okulu : İlkellerin kültürlerine tarihsel bir derinlik kazandırmaya ve evrimci kuramlar yerine bu kültürlerin tarihsel oluşumunun nesnel değerlendirmesini yapmaya yönelen budunbilimsel okul.

Miktar esaslı tarife : Dışalımı yapılan malların özelliğine göre metre, litre, kilogram, ton ya da adet gibi fiziki birim başına uygulanan tarife. karşılığı değer esaslı tarife.

Nominal tarife oranı : Belirli bir malın brüt değeri üzerine konulan gümrük vergisi oranı.

Olgu tarihçesi : Bireyin yaşamında önemli bir olayın baş göstermesine yol açan nedenlerin oluş sırasına göre düzenlenmesi.

Orta çağ tarihi : İlk Çağ ile Orta Çağ arasındaki zaman kesiminin tarihi.

Ortak gümrük tarifesi : Aralarında gümrük birliği gerçekleştiren ülkelerin birlik dışındaki ülkelere uyguladıkları ortak tarife.

Otonom tarife : Bir ülkenin kendi ulusal yasalarıyla, dışalımı yapılan malların üzerine koyduğu tarife.

Otonom tarife sistemi : Otonom tarifeye dayalı gümrük sistemi.

Ödünlü tarife oranları : İki veya daha çok sayıda ülke arasında bir ticaret anlaşmasıyla bu ülkelerin birbirlerinden yaptıkları dışalım mallarına normal tarifelerinden daha düşük uyguladıkları tarife oranları.

Önsöz tarihi : Önsözün bitimine konulan ve kitapta başka bir tarih yoksa, basım tarihi yerine de geçen tarih.

Öyküsel tarihçilik : Olayları, aralarındaki nedensel ilişkileri ve zaman sırasını gözetmeksizin, yüzeysel olarak öykülemeyi ön planda tutan ilkel tarih yazıcılığı.

Özel tarihçiler : Devletçe görevlendirilmemiş tarih yazarları, bk. tarih II.

Radyokarbon tarihleme : Bir arkeolojik eserde bulunan bitkisel kalıntının 14C miktarının ölçülmesiyle belirlenmesi tekniği.

Rumi tarih : [Bakınız: akçalı yıl].

Sinema tarihçisi : Sinema tarihi üzerine araştırma, inceleme yapan kimse.

Sinema tarihi : Sinemanın bulunuş, doğuş, gelişme evrelerini konu alan tarih dalı.

Son kullanım tarihi : Uygun koşullarda depolandığı süre içinde müstahzar vb.nin kendine özgü özelliklerini koruyabildiği süreyi belirten tarih, miat.

Son kullanma tarihi : Boş filmlerin kutularında yer alan, filmin kullanılması ve açındırılması için aşılmaması gereken süreyi belirten tarih.

Son tüketim tarihi : Gıda maddesinin uygun koşullarda depolandığı süre içinde kendine özgü özelliklerini koruyabildiği en fazla süreyi belirten tarih.

Soy sınıflaması veya tarihsel sınıflama : Dillerin hangi ana dilden çıkıp ürediklerine bakılarak yapılan sınıflama.

Tariç : İki tarla arasında ağaç ve dikenlerden oluşan sınır.

Tarife dışı engeller : Gümrük tarifeleri dışındaki, gönüllü dışsatım kotaları, düşürüme karşı vergiler, telafi edici vergiler, dışsatım sübvansiyonları, görünmez engeller gibi dış ticarete yönelik müdahale araçlarının tümü.

Tarife kotası : Belirli bir dönem için veya belli bir üst sınıra kadar gümrük vergisinde ve/veya diğer mali yüklerde indirim yapılan ya da bağışıklık sağlanan dışsatımın miktar veya değeri.

Tarifelerin bölüşüm etkisi : Alınan gümrük vergilerinin, milli gelirin tüketicilerden yurtiçindeki üreticilere doğru yeniden dağıtılmasına yol açması.

Tarifelerin dış ticaret etkisi : Gümrük vergilerinin yurtiçi fiyatları yükselterek ortaya çıkardığı tarifelerin üretim ve tarifelerin tüketim etkilerine bağlı olarak dışalım miktarının düşmesine yol açması.

Tarifelerin gelir etkisi : Konulan gümrük vergilerinin devlet gelirlerinin artmasına yol açması.

Tarifelerin gönenç etkisi : Gümrük vergilerinin yurtiçi fiyatları yükseltmesiyle ortaya çıkan tüketici rantındaki azalmanın, üretici rantındaki artış ile gelir etkisi toplamından fazla olması yüzünden net toplumsal gönencin azalmasına yol açması.

Tarifelerin koruma etkisi : Gümrük vergilerinin dışalım malları fiyatlarını yükselterek bu mallara rakip mal üreten yurtiçi üreticilerin dış piyasa rekabetinden korunması ve üretimlerinin artmasına yol açması.

Tarifelerin tüketim etkisi : Gümrük vergilerinin yurtiçi fiyatları yükseltmesi nedeniyle yurtiçi tüketimin azalmasına yol açması.

Tarifelerin üretim etkisi : Gümrük vergilerinin yurtiçi fiyatları yükselterek yerli üretimin artmasına yol açması.

Tarih aykırılığı : Tarih sırasını, tarih tutarlığını bozmak. Tiyatro yazınında ve mizansende güldürü sağlayan, yadırgatan bir öge olarak kullanılır. Örn. Shakespeare oyunlarına yazı makinesi, gözlük gibi öğeler sokmak.

Tarih bağlamak : Tarih tespit etmek.

Tarih başı : Herhangi bir olaylar sırası için başlangıç olarak kabul edilen zaman. Bir değişen yıdızın minimumdan geçtiği zamanlardan ilki; bir katalogun verdiği konsayıların geçerli olduğu yıl.

Tarih felsefesi : Tarihsel olayların anlamını, düzenlilik ve yasalarını, insanın gelişimindeki ana eğilimleri araştıran felsefe dalı.

Tarih hesabı : Gökbilim olaylarına ve kanunlarına dayanarak yapılan zaman hesabı.

Tarih kazanmalu : Tarihe geçmeye değer.

Tarih komedisi : Konusu tarihten alınan komedi.

Tarih komedyası : Konusu tarihten alınmış komedya türü.

Tarih orunlaması : Yaşanan zamanda geçen politik bir olayı, geçmişteki benzer bir durumla anıştırmak (karşılaştırıp anlatmak).

Tarih oyunu : Bir tarih olayını ele alıp o olayın geçtiği çağı, çevreyi, insanlarını yansıtan oyun.

Tarih örneklemesi : Yaşanan sırada geçen siyasal bir olayı anlatmak için, geçmişteki benzer bir olayla karşılaştırıp yorumlama.

Tarih sıralaması : Kitap, kitapça, kesik gibi kitaplık gereçlerinin ya da katalog fişleri ile kaynakçaların basım tarihine göre sıralanması.

Tarihçi okul : İktisadi yasaların ve eğilimlerin geçerliliğinin belli tarihsel koşullara bağlı olduğunu ileri süren düşünce akımı.

Tarihen : Tarihçe, tarihe göre.

Tarihi : Tarihsel. Tarihe geçmiş. Unutulmayan, anılma değeri olan.

Tarihi gramer : Bir lehçenin, bir dilin veya bir dil ailesinin gramer yapısını tarihi devirlerdeki değişme ve gelişmeleri temelinde inceleyen gramer dalı.

Tarihölçer : Ekonometri ve diğer niceliksel tekniklerin kullanıldığı iktisat tarihi çalışmaları. karşılığı niceliksel iktisat tarihi.

Tarihöncesi : Tarihten (yazılı belgelerden) önceki çağlar.

Tarihsel aykırılık : Eleştiri ya da güldürü sağlamak amacıyla tarihsel tutarlığı ya da gerçekliği bozarak yadırgatıcı öğeler ortaya çıkartma. Örnek : Shakespeare'in oyunlarına yirminci yüzyıla ilişkin eşyalar ve özellikler sokmak gibi.

Tarihsel balad : Tam anlamıyla tarihsel nitelik gösteren, özellikle ulusal olayları anlatan balad türü.

Tarihsel benzeşim : Piyasaya yeni sürülen bir malın satış miktarının, piyasada varolan benzer malın gerçekleşen satış miktarına göre tahmin edilmesi.

Tarihsel boyut : Halkbilim olay ve ürünlerinin oluşumunda görev alan tarihsel etkenlerin tümü.

Tarihsel coğrafya : Coğrafyanın, ilkçağdan günümüze değin gelişim aşamalarını, bugünkü coğrafya anlayışının kurulmasını sağlayan etkinlikleri araştıran kolu.

Tarihsel coğrafyasal yöntem : Masal ile kimi halkbilim ürünlerinin tarihsel ve coğrafyasal değişkenlerini, karşılaştırma yöntemi yardımıyla inceleme, bk. insanbilim okulu, karşılaştırma yöntemi, değişken.

Tarihsel dilbilim : Dillerin gelişmesini inceliyen dilbilim.

Tarihsel döngü kurama : Vico'nun geliştirmiş olduğu ve toplumun durmadan aynı aşamalardan geçtiğini öne süren kuram.

Tarihsel film : Tarihsel bir olayı konu alan, bu olayın geçtiği çağı, çevreyi, kişileri yansıtan film türü. Tarihsel gerçeği doğruya en yakın biçimde yansıtmayı, bu gerçeği nesnel bir tutumla vermeyi amaçlayan film.

Tarihsel giysi : Oyuncuların sahne üzerinde rol gereği giydikleri tarihsel giysilerin tümü.

Tarihsel gramer : Tarihsel dilbilim anlamdaşı.

Tarihsel halkbilim : Halk kültürünün yalnız tarihsel yönüyle ilgilenen bilim, bk. tarihsel halkbilimci, tarihsel yöntem, tarihsel okul.

Tarihsel halkbilimci : İncelemelerini tarihsel yönteme göre yapan halkbilimci, bk. tarihsel yöntem.

Tarihsel komedya : Konusu tarihten alınmış komedya türü.

Tarihsel maddecilik : İnsanların bilincini belirleyen toplumsal varlıklarıdır savından hareketle tarihsel gelişmenin maddeci bir açıklamasını veren ve bu gelişimin yasalarını ortaya koyarak buna uygun bir kuram oluşturan, Karl Marx ve Friedrich Engels’in çalışmalarına dayanan yaklaşım.

Tarihsel maliyet : Varlıkların değerinin, satın alındığı tarihteki fiyat üzerinden hesaplandığı muhasebe yöntemi.

Tarihsel okul : Olayların kaynak ve diğer bütün sorunlarının, ancak ilgili tarihsel belgeler yardımıyla çözümlenebileceğine inananların oluşturdukları okul. bk. tarihsel yöntem, tarihsel halkbilimci, tarihsel halkbilim.

Tarihsel oyun : Bir tarih olayını ele alıp o olayın geçtiği çağı ve çevreyi yansıtarak yazıldığı döneme ışık tutan oyun.

Tarihsel resim : Özellikle 1. y.y. da Fransada yaygın olan, konusu tarihten alınmış resim.

Tarihsel saga : Tarihsel bir kişi ya da olayla ilgili saga. bk. saga.

Tarihsel sermaye hasıla oranı : Geçmiş yıllardaki sermaye ve hasılada gözlemlenen değişmelere göre hesaplanan sermaye-hasıla oranı.

Tarihsel sıralama yöntemi : Birbirlerini izleyen tarihsel halk kültürlerini görevsel özelliklerine göre inceleme işlemi, bk. tarihsel yöntem.

Tarihsel söylenbilim : Söylenlere ilişkin sorunları karşılaştırma yöntemiyle çözmeye çalışan söylenbilim. bk. söylenbilim, tarihsel yöntem, karşılığı karşılaştırmalı söylenbilim.

Tarihsel söylence : Bir tarihsel olay ya da kişiyle ilgili olan yerel söylence. bk. söylence, karşılığı yerel söylence, tarihsel saga.

Tarihsel tümdeğer : Ödenirken giderleri gerçekleşen ödemeler ile ya da buna eş araçlarla ölçülen tümdeğer.

Tarihsel veya gelenekli yazılış : Bir kelimenin, söylenişi değişmiş olduğu halde, eski söylenişine göre olan şekilde yazılmasına devam olunması: Kova'yı Koğa yazmak gibi.

Tarihsel yöntem : Kültürü, tarihsel gelişimi içinde, yazılı belgelere dayanarak izleyen ve inceleyen yaklaşım yolu. Halkbilim olay ve ürünlerinin kaynaklarını bulmak amacıyla, bu olay ve ürünlerin saptanan tarihsel belgelerine dayanılarak yapılan araştırma, bk. tarihsel okul, tarihsel halkbilimci, tarihsel halkbilim. Bir olgunun gerçek doğuş ve oluşum sürecini düşüncede yansıtma yöntemi.

Tarihselcilik : Olayları ve nesneleri belli tarihsel gelişimin ürünleri olarak gören, bunların nasıl ortaya çıkıp, nasıl geliştiğini, nasıl bugünkü durumlarına geldiğini araştıran ve bugünü geçmişe bağlayarak açıklayan yaklaşım.

Tarik : Yol. Terk eden, bırakan, vazgeçen.

Tarilar : Tarihler.

Televizyon tarihçisi : Televizyon tarihi üzerine araştırma ve inceleme yapan kimse.

Televizyon tarihi : Televizyonun bulunuş, doğuş, gelişme evrelerini konu alan tarih dalı.

Uyumlaştırılmış tarife sınıflandırma sistemi : Gümrük tarifelerinin uygulanmasında kullanılan ve Brüksel Tarife Sınıflandırma Sistemi yerine hazırlanan Avrupa Birliği’nin de kullandığı yeni bir eşya sınıflandırma sistemi. karşılığı Brüksel Tarife Sınıflandırma Sistemi.

Yakınçağ tarihi : Fransız devriminden günümüze değin uzanan tarih.

Yapım tarihi : Bir filmin, bir televizyon izlencesinin yapımına başlandığı ve yapımının tamamlandığı zamanı belirten tarih.

Yapıt hakkı tarihi : Bir düşün ya da sanat yapıtının her türlü haklarının korunmaya başlandığı tarih. (Kitaplarda genellikle içkapağın "b" yüzünde bulunur. Basım tarihi belirtilmemiş yapıtlarda basım tarihi yerine de geçer.).

Yararcı tarihçilik : Geçmiş olayların gelecek olaylar için örnek alınması amacını güden tarih yazıcılığı.

Yarı tarihsel balad : Küçük bir yere ilişkin olarak anlatılan balad. bk. balad. karşılığı tarihsel balad.

Yayın tarihi : Bir izlencenin yayınlanacağı gün ve saat.

Yeniçağ tarihi : Ortaçağın sonundan yeniçağın başına değin uzanan tarih.

Doğum tarihi : Bir kimsenin doğduğu tarih.

Edebiyat tarihi : Bütün edebî hareketleri ve dönemleri, yazarları, şairleri, dil ve üslup özelliklerini açıklayan bilim dalı veya kitap, yazın tarihi.

Fi tarihinde : Oldukça eski bir zamanda, bir zamanlar.

Gümrük tarifesi : İthal edilen mallar üzerinden alınması gereken vergi miktarı veya oranlarını gösteren liste.

Hicri tarih : Hicri takvimin belirttiği tarih.

Lüks tarife : İyi hizmet verilen yerlerde uygulanan, normal fiyattan yüksek olan ücret.

Miladi tarih : Miladi takvimin belirttiği tarih.

Mücevher tarih : Divan edebiyatında, ebcet hesabına göre yalnız noktalı harfleri sayıldığında söz konusu olayın tarihini gösteren dize veya söz.

Sözlü tarih : Olayların, durumların veya gelişmelerin yaşayanlardan, dinleyenlere aktarılması yoluyla oluşturulan tarih bilgisi.

Tam tarife : İndirimsiz.

Tarif : Tanım. Bir işin yapılış yöntemini açıklama ve belirtme. Bir şeyin bulunduğu yeri, çevre ile ilgisini belirterek açıklama.

Tarife : Fiyat gösteren çizelge. Taşıtların gidiş geliş zamanlarını gösteren çizelge. Tanıtmalık.

Tarifeli : Belli bir tarifeye göre olan.

Tarifesiz : Tarifesi olmayan.

Tariflendirme : Tariflendirmek işi.

Tariflendirmek : Tarifini yapmak.

Tarifli : Tarifi olan.

Tarifname : Bir işin yapılışını, bir aletin çalışmasını açıklayan yazı veya broşür.

Tarifsiz : Tarifi olmayan. Tarif edilemeyen, tarif edilemez.

Tarih : Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz. Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı. Tarih dersi. Tarih kitabı. Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim.

Tarih öncesi : Yazının bulunmasından önceki çağlar. Yazının bulunmasından önceki insan topluluklarının hallerini inceleyen bilim, prehistorya.

Tarih yanılgısı : Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunma, anakronizm.

Tarihçe : Bir olay veya nesnenin özet olarak yazılmış tarihi.

Tarihçi : Tarihsel konular üzerinde araştırmalar yapan, tarih kitapları yazan kimse, müverrih. Tarih öğretmeni.

Tarihçilik : Tarihçinin işi.

Tarihi coğrafya : Coğrafyanın tarihî yönünü ve gelişmesini ele alan ve inceleyen coğrafya kolu.

Tarihi eser : Tarihsel bir konuyu işleyen eser. Uzun zaman önce meydana getirilmiş ve tarihî değeri olan eser.

Tarihi film : Tarihsel bir konuyu işleyen film.

Tarihi maddeci : Tarihsel özdekçi.

Tarihi maddecilik : Tarihsel özdekçilik.

Tarihi roman : Başlıca kişileri ve olayları tarihten alınan roman, tarihsel roman.

Tarihi tiyatro : Tarihsel bir konuyu veya tarihe mal olmuş bir şahsiyeti işleyen tiyatro eseri.

Tarihlendirme : Tarihlendirmek işi.

Tarihlendirmek : Tarihini belirtmek, belirlemek.

Tarihli : Herhangi bir tarihi taşıyan, günlü.

Tarihsel : Tarihe dair, tarihle ilgili, tarihî.

Tarihsel özdekçi : Tarihsel özdekçilik yanlısı olan, tarihî maddeci.

Tarihsel özdekçilik : Toplumsal gelişmenin özdeksel yapıya dayandığını savunan Marksçı görüş.

Tarihsel roman : Tarihî roman.

Tarihsiz : Tarihi yazılmamış, yazıldığı gün, ay veya yıl belirtilmemiş, günsüz. Uzun bir geçmişi olmayan.

Tarikat : Aynı dinin içinde birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerde birbirinden ayrılan Tanrı'ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri.

Tarikatçı : Tarikatları yaymak ve yaşatmak isteyen, o yolda çalışan kimse. Bir tarikata bağlı olan kimse.

Tarikatçılık : Tarikatçı olma durumu.

Tariz : Kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme, taşlama.

Yazın tarihi : Edebiyat tarihi.

Diğer dillerde Tarımsal yerleşim kuramı anlamı nedir?

İngilizce'de Tarımsal yerleşim kuramı ne demek ? : agricultural location theory