Tasted türkçesi Tasted nedir

  • Tadına bakılmış.
  • Tadı olmak.
  • Tatmak.
  • Tadılmış.
  • Yaşamak.
  • Tadına bakmak.

Tasted ile ilgili cümleler

English: Ali tasted the cake.
Turkish: Ali kekin tadına baktı.

English: Ali tasted the soup and said it was delicious.
Turkish: Ali çorbanın tadına baktı ve onun lezzetli olduğunu söyledi.

English: Ali tasted the stew and frowned.
Turkish: Ali güvecin tadına baktı ve kaşlarını çattı.

English: Ali tasted the stew.
Turkish: Ali güvecin tadına baktı.

English: Ali tasted the food Mary had prepared.
Turkish: Ali Mary'nin hazırladığı yemeği tattı.

Tasted ingilizcede ne demek, Tasted nerede nasıl kullanılır?

Foretasted : Önceden tatma. Önceden alınan tat. Önceden anlama. Önceden anlamak.

Untasted : Tadılmamış.

Taste and preferences : Zevk ve tercihler. İstemi belirleyen temel değişkenlerden biri olup gereksinimlerin karşılanmasından elde edilmesi beklenen fayda ve bu faydanın derecesine göre yapılan sıralama. krş. fayda fonksiyonu.

Taste blood : Kokusunu almak. Kan kokmak. Sezmek.

Taste bud : Tat alma cisimciği. Lezzet tomurcuğu. Tat tomurcuğu. Tat alma organı. Dil üzerinde bulunan ve çeşitli papillalara yerleşmiş olan, çeşitli hücreler kapsayan, ikincil duygu hücrelerinin tat duygusunu aldığı mukoza içindeki özel yapılar.

 

Taste property : Lezzet özelliği.

Taste maker : Lezzetli yapan.

Get the taste of : Tadını almak.

Taste perception : Tad alma.

Taste hair : Tat kılı. Tat tomurcuklarındaki hücrelerin tat deliğinden dışarı uzanan mikrovillusları.

İngilizce Tasted Türkçe anlamı, Tasted eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tasted ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abide : İkamet etmek. Dözmek. Kurala uymak. Çekmek. Kalmak. Sabit durmak. Dayanmak. Gözlemek. Beklemek. Sadik kalmak.

Staple : Raptiyelemek. Sınıflamak (yün vb.). Telle zımbalamak. Tel ile tutturmak. Agraf. En önemli kısım. Esas. Zımba. Başlıca mahsül.

Fix : Çıkmaz. Tespit etmek. Yerleştirmek. Uyuşturucu iğne. Önceden belirlenmiş sonuç. Güç durum. Aşırı doz. Rüşvet vermek. Oturtmak. Düzeltme.

Rivet : Perçinlemek. Kenet mili. Perçin çivisi. Bir noktaya dikmek. Konsantre olmak. Bağlamak. Dikmek (göz). Perçin. Perçinle tutturmak. Perçin cıvatası.

Secure : Elde etmek. Emin. Sağlamlaştırmak. Kesin. Teminat vermek. Güvenli. Sağlama almak. Güvenceye almak. Sıkı sıkı kapalı. Korumak.

Hook : Takılmak. Çengel ile yakalamak. Olta kancası. Olta iğnesi. Kanca. Bükmek. Asılmak. Çengel şekline sokmak. Olta takımının ucuna takılan, düz, eğri ve çapraz olak biçimlendirilen, balığın yakalanmasında kullanılan küçük çelik yapılar, olta kancası.

Tastes : Lezzetler. Zevkler.

Die : Sona ermek. Yivaçar lokması. Göçmek. Lokma. Gebermek. Bitmek. Ölmek. Solmak. Kandilin yağı tükenmek. Sıkılmak.

Noose : İlmik. İlişki. İlmek. Kement. (darağacı vb) ilmik. İlmiklemek. Bağlantı. Bağ. Tuzak. İlmik yapmak.

 

Extracted : Çekmek. Özünü çıkarmak. İtiraf ettirilmiş. Seçerek almak. Sağlamak. Çekilmiş. Söyletilmiş. Çıkartılmış. Çıkarmak.

Tasted synonyms : sew together, coapt, rope up, sew, string, bitt, picket, moor, precipitousness, wedge, zip, tie, experiencing, tack, pin, garter, clinch, extracts, hurry, deposit, button, dwelt, taste, cleat, bar, cast anchor, cable, velcro, dwell, precipitateness, belay, speed, clasp.

Tasted zıt anlamlı kelimeler, Tasted kelime anlamı

Unbar : Kilidi açmak. Sürgüyü açmak. Sürgüsünü açmak.

Unzip : Fermuarla açmak. Fermuarı açılmak. Açmak. Femuarı açmak. Direncini kırmak. Halletmek (amerikan ingilizcesi). Fermuarını açmak. Açmak (fermuarı). Bir şeyin fermuarını açmak.

Unbutton : Düğmelerini açmak. Çözmek. Düğmelerini çözmek. Düğmesini çözmek.

Tasted antonyms : unstaple, unwire, unpin, unlock, dislodge, unhook, unbelt, untie, unbuckle, detach, unfasten, unchain, dislike.