Fix türkçesi Fix nedir
- Onarmak.
- Düzeltme.
- Tespit etmek.
- Tayin etmek.
- Önceden belirlenmiş sonuç.
- Düzeltmek.
- Yerleştirmek.
- Bilgisayar alanında kullanılır.
- Çıkmaz.
- Eroin dozu.
- Ayar çekmek.
- Güç durum.
- Uyuşturucu iğne.
- Gözünü ayırmamak.
- Aşırı doz.
- Tamir etmek.
- Rüşvet vermek.
- Oturtmak.
Fix ile ilgili cümleler
English: Ali bought an old house and said that he would fix it all by himself.
Turkish: Ali eski bir ev satın aldı ve onun tümünü kendisinin tamir edeceğini söyledi.
English: Ali can fix anything.
Turkish: Ali her şeyi tamir edebilir.
English: Ali can fix the heater.
Turkish: Ali ısıtıcıyı onarabilir.
English: Ali and Mary wanted to fix their marriage.
Turkish: Ali ve Mary evliliklerini düzeltmek istediler.
English: Ali can fix this.
Turkish: Ali bunu tamir edebilir.
Fix ingilizcede ne demek, Fix nerede nasıl kullanılır?
Fix a date : Toplanmaya karar vermek. Biraraya gelme konusunda anlaşmak. Bir tarih veya bitirme zamanı belirlemek.
Fix a place up : Bir yeri tamir etmek.
Fix eye on : Dikmek.
Fix in advance : Önceden belirleme.
Fix it : Düzelt. Sorunu gider.
Fix up : Kurmak. Düzenlemek. Misafir edecek yer temin etmek. Uygun biçimde düzenlemek. Tamir etmek. Vermek. Sağlamak. Tertip etmek. Düzene sokmak. Yerine göre giyinmek.
Can you fix the zipper : Fermuar tamir edebilir misiniz.
Fix the blame on : Birisini sorumlu tutmak. Parmağıyla birini işaret etmek. Suçlamak. Eleştiri yöneltmek.
Can you fix my dentures : Protezlerimi onarabilir misiniz.
Fix the bayonet : Süngü takmak.
İngilizce Fix Türkçe anlamı, Fix eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Fix ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Clapped : El çırpmak. Vurmak. Dokunmak. Yerine koymak. Alkışlamak. Çırpmak. Hafifçe vurmak. Çarpmak.
Adjustment : Alışma. Dispeç. Tasfiye. Tashih. Görünge kurallarına dayanılarak, varlıkları ve nesneleri uzayda en uygun biçimde yerleştirme yoluyla görüntüye derinlik kazandırma çabası. işlikteki ışık kaynaklarının, görünçlüğün gereklerine, oyuncuların ve alıcının devinimlerine göre yer, yön, yeğinlik bakımından hazırlanması. Adaptasyon. Güvence tanıtlama belgesi. Uyum. Hukuk, eğitim, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. İntibak.
Deposited : Emanet etmek. Yumurtlamak. Bankaya yatırmak. Çökelmek. Bırakıntı. Yatırmak. Tortulaşmış. Tortu bırakmak. Tevdi edilmiş.
Doing up : İliklemek. Yormak. Bağlamak. Güzelleştirmek. Sarmak. Paketlemek. Fermuarını çekmek.
Impasse : İçinden çıkılmaz durum. Zor durum. Çıkmaz sokak. Açmaz. Kördüğüm.
Accelerator key : Hızlandırma tuşu. Hızlandırıcı tuş. Kısayol tuşu. Belirli işlemler yapmak için hızlı erişim sağlayan tuş dizisi. Hızlı erişim tuşu. İvmelendirme tuşu.
Deadlock : Çıkmaza girmek. Sürgü kilit. Sürmeli kilit. Hareketin tamamen durması. Durgunluk. Çıkmaza sokmak. Çözümlenemeyen anlaşmazlık. Tıkanmak.
Correction : Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Disiplin cezası. Islah. Yanlış olarak gerçekleştirilen vergilerin yasalarına göre düzeltilmesi. Doğrulama. Cezalandırma. Ceza. Tashih.
Deadlocks : Tıkanıklık. Sürgü kilit. Sürmeli kilit. Hareketin tamamen durması. Yerinde saymak. Çözümsüzlük. Çözümlenemeyen anlaşmazlık. Tıkanmak. Durgunluk. Çıkmaza sokmak.
Straits : Yokluk. Sıkıntı. Darlık. Boğazlar. Üzüntü.
Fix synonyms : coapt, trouble shoot, rope up, reheel, sew together, repoint, become established, bribing, overdoses, tack, zip, access mechanism, zipper, point, brad, meliorate, amendments, joggle, tight corner, doctored, picket, darn, cul de sac, rivet, clinch, a pretty kettle of fish, dead lock, cleat, debugging, domicils, domicile, administers, blind alley.
Fix zıt anlamlı kelimeler, Fix kelime anlamı
Break : Uymamak. Çözmek. Açmak. Çatlatmak. Koparmak. Batırmak. İflas etmek. Yarmak. Şans. Kaçmak.
Worsen : Fenalaşmak. Kötüleşmek. Gerilemek. Kötüleşmek (hasta). Daha da kötüleşmek. Daha kötü olmak. Daha kötü bir hale getirmek. Daha da kötüleştirmek. Kötüye gitmek. Kötüleştirmek.
Unbar : Sürgüyü açmak. Kilidi açmak. Sürgüsünü açmak.
Fix antonyms : unstaple, unwire, unzip, unbutton, unpin, unlock, dislodge, unhook, unbelt, untie, unbuckle, detach, unfasten, unchain.
Fix ingilizce tanımı, definition of Fix
Fix kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Predicament. To cease from wandering. To become fixed. Fixed. To set or place permanently. A position of difficulty or embarassment. To settle or remain permanently. To implant. To make definite. Dilemma. To establish. To make firm, stable, or fast. To secure. To fasten immovably. To rest. Solidified.

Bu kısımda Fix kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Fix ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Fix anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Fix ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.