Çıkmaz nedir, Çıkmaz ne demek

  • Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşamayan yol, sokak
  • Çözüme ulaşmayan, çözüm yolu olmayan.

"Çıkmaz" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bu apartmanın olduğu çıkmazda bir garaj, bir eski ahır, üç esrarlı ve daima kapalı depodan başka bir şey yoktur." - H. E. Adıvar

Felsefi anlamı:

(Yun. Aporia: a = sız, poros = yol, köprü, çıkış) : Bir sorunda çözüme varmanın olanaksızlığı durumu; çıkış yolunun olmayışı.

İngilizce'de Çıkmaz ne demek? Çıkmaz ingilizcesi nedir?:

aporia

Fransızca'da Çıkmaz ne demek?:

labyrinthe, cul-de sac, retic diverticule

Çıkmaz hakkında bilgiler

Çıkmaz sokak tek bir girişi olan çıkışı olmayan sokaktır.

İskan mahallerde geçiş trafiğini, dolayısıyla trafiği azaltmak amacıyla bilinçli olarak ya da kötü şehir planlama ve plansız inşaatlar sebebi ile yanlışlıkla oluşurlar. Kimi çıkmaz sokakların yayalar için geçitleri bulunur, kimileri ise hem yayalara hem de otomobillere geçiş vermez.

Çıkmaz ile ilgili Cümleler

  • Çıkmazdayım.
  • Biz çıkmaza girdik.
  • Biz çıkmaza düşmüştük.
  • Ali çok sık tatile çıkmaz.
  • Ben çıkmazdayım.
  • Onu yıkasanız bile rengi çıkmaz.
  • Ali çok şehir dışına çıkmaz.
  • Ali çok çıkmaz.

Çıkmaz anlamı, tanımı:

Çıkış : Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı. Çıkış belgesi. Beklenilmeyen bir sırada yapılmış olan sert konuşma. Yokuş. Çıkma işi. Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması. Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti. Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta. Verilen bir işaretle yarışa başlama, depar. Mezuniyet, okul bitirme. Çıktı.

 

Sokak : İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler olan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol.

Çıkmaz ayın son çarşambası : İşin hiçbir zaman yapılmayacağını anlatan bir söz.

Çıkmaza girmek : Bir iş çözümlenemeyecek, içinden çıkılmayacak bir duruma düşmek.

Çıkmaza sokmak : Bir işi, bir durumu çözümlenemez, güç bir duruma getirmek.

Çıkmazda olmak : Çözüm bulamamak, çözümsüz durumda olmak.

Çıkmaz sokak : Girişi ve çıkışı aynı olan sokak. Sonu olmayan olay, durum vb., boşuna çaba.

Çıkma : Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Desteklemek amacıyla verilen para. Çıkmış. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon. Eski, kullanılmış. Çıkmak işi.

Ağzından hayır çıkmazsa bari şer söyleme : "lehte konuşmuyorsun, hiç olmazsa aleyhte de konuşma" anlamında kullanılan bir söz.

Alt yanı çıkmaz sokak : Sonu gelmeyen, sonuç alınamayan işler için söylenen bir söz.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz : Küçük de olsa birtakım belirtilerin önemli olaylara işaret olduğunu anlatan bir söz.

 

Bir elin sesi çıkmaz : "yardımlaşarak işler daha kolay başarılır" anlamında kullanılan bir söz. "bir davanın bir kişi tarafından savunulması etkili ve yeterli değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Can çıkmayınca huy çıkmaz : "insanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Domuzdan toklu çıkmaz : "kötü huylu kimsenin çocuğu melek huylu olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

İmam evinden aş ölü gözünden yaş çıkmaz : "bir şey alınması imkânı olmayan yerden, bir şeyler vermesini beklemek boştur" anlamında kullanılan bir söz.

Mart çıkmadıkça dert çıkmaz : "kış hastalıkları, mart sona ermedikçe bitmez" anlamında kullanılan bir söz.

Kapalı : Geçilmez durumda olan. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. İçe dönük yaradılışta olan. Gizli, saklı. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Açık olmayan (giyecek). Başı örtülü (kadın). Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Bulutlu, karanlık (hava).

Çözüm : Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal. Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar. Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi.

Ulaşma : Ulaşmak işi.

Giriş : Bir müzik parçasında baştaki bölüm, methal. Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser. Bir yapıda içeri geçilen yer, methal, antre. Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm. Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm, methal. Girme işi.

Mahalle : Bu parçalarda oturan insanlarn tamamı. Bir şehrin bir kasabanın, büyükçe bir köyün bölündüğü parçalardan her biri.

Geçiş : Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama. Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton. Ses organlarının bir durumdan ötekine geçmesi. Herhangi bir durumdaki değişme, intikal. Geçme işi.

Dolay : Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar.

Çıkmaz ayın son çarşambası : işin hiçbir zaman yapılmayacağını anlatan bir söz.

Çıkmaz konu : Sonucu kimseyi doyurmayan ve çözüm yolu inandırıcı olmayan oyun konusu. Çözüm yolu olmayan, sonucu kimseyi doyurmayan oyun konusu.

Çıkmaz vadi, kör vadi : (coğrafya)

Çıkmaza girmek : bir iş çözümlenemeyecek, içinden çıkılmayacak bir duruma düşmek. İlgili cümle: "“Kıbrıs sorunu, şu ya da bu siyasal oyunla, yeniden çıkmaza girecektir.”" T. Halman.

Çıkmaza sokmak : bir işi, bir durumu çözümlenemez, güç bir duruma getirmek. İlgili cümle: "“Bu çelişki, kıyafetinin seçimi konusunda onu çıkmaza sokuyordu.”" N. Bezmen.

Çıkmazda olmak : çözüm bulamamak, çözümsüz durumda olmak. İlgili cümle: "“Şu sıralar tam bir çıkmazdayım anlayacağın.”" İ. Aral.

Çıkmazlık : İkilem.

Diğer dillerde Çıkmaz anlamı nedir?

İngilizce'de Çıkmaz ne demek? : adj. dead end, inerasable, dead

n. dead end, cul de sac, deadlock, dilemma, impasse, toughie, cleft stick, crunch, culde sac, den, extreme, fix, predicament, quag, quagmire, scrape, stalemate, quicksand

Fransızca'da Çıkmaz : indélébile

Almanca'da Çıkmaz : n. Sackgasse

Rusça'da Çıkmaz : n. тупик (M)