The point is türkçesi The point is nedir

  • Esas mesele -.
  • Esas konu -.
  • Meselenin esası -.

The point is ile ilgili cümleler

English: The point is whether I accept or refuse.
Turkish: Konu kabül mü yoksa red mi edeceğimdir.

English: The point is that they are hungry.
Turkish: Konu onların aç olmasıdır.

English: The point is they are too young.
Turkish: Konu onların çok genç olmalarıdır.

English: The point is that we don't know what is happening around us.
Turkish: Sorun etrafımızda neler olduğunu bilmememizdir.

English: The point is whether he will read the letter.
Turkish: Sorun onun mektubu okuyup okumayacağıdır.

The point is ingilizcede ne demek, The point is nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Point : Göstermek. Sivriltmek. Noktalamak. Sayı. İşaret etmek. Puan. Punto. Topun kurallara uygun olarak geri çevrilememesi ya da başlama atışının kullanılmaması sonucu tarafların kazancını ya da yitirimini belirleyen birim. Uç vermek. Nokta.

Is : Olmak. Uluslararası sistem. -dır. -dir. Bilim adamları için bütün kalıcı metrik sistem (uzunluk, zaman, elektrik akımı, sıcaklık, ışık şiddeti, madde miktarı ve kütle temel ölçü birimleri ile).

 

The point in question : Söz konusu. Sözkonusu.

At the point of : Eşiğinde. -mesi halinde. -mek üzere. -in eşiğinde. Köşesinde.

Be beside the point : Konu ile ilgisi olmamak. Konuyla ilgisi olmayan bir şey olmak. -in konuşulan şeyle hiç ilgisi olmamak. Konu dışı olmak. Söz konusu olmamak. Konuyla alakasız olmak.

Came straight to the point : Dikkatini işe verme. Direk olarak alttaki çizgiye inme. Meselenin kalbine gitme.

At the point of death : Ölüm halinde. Ölmek üzere iken. Ölüm anında.

At the point of the bayonet : Süngü zoruyla. Zor kullanarak. Zorla.

Brief but to the point : Kısa ve özlü.