The point in question türkçesi The point in question nedir

The point in question ingilizcede ne demek, The point in question nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Point : Tevcih etmek. Noktalamak. Uç vermek. Çevirmek. İşaret etmek. Uç. Sivriltmek. Nokta. Doğrultmak (silah). Doğrultmak.

In : İçine. İçinde. Çok moda olan. Tutulan. İçeri doğru yönelen. Olarak. İçeriye. Dahili. Halinde. İktidardaki.

Question : Soruşturma. Sorgulamak. Bilinmez. Sorguya çekmek. İfadesini almak. Sual etmek. Soru. Şüphelenmek. Kuşkulanmak. - den şüphe etmek.

The point is : Esas konu -. Esas mesele -. Meselenin esası -.

Call in question : Gölge düşürmek. Soru sormak. Şüphe uyandırmak. - hakkında endişeleri artırmak. Şüpheye düşürmek. Doğruluğundan şüphe etmek.

The matter in question : Gündemdeki konu. Problem içerisindeki konu. Mesele olan konu. Tartışma konusu. Araştırılan mesele.

İngilizce The point in question Türkçe anlamı, The point in question eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The point in question ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Aforementioned : Evvelden bahsedilen. Yukarıda geçen. Mezkur. Adı geçen. Önceden anılan. Bahsi geçen. Sözü edilen. Daha önce belirtilen. Sözü geçen.

Ib : İbid (aynı yerde). Adı geçen. Bahsi geçen (dipnotlarda ve kaynakçalarda bir alıntının bir öncekiyle aynı yerden geldiğini anlatmak için kullanılan latince terim). Daha önceden bahsedilen. Aynı yerde.

Saids : Yazan. Denilen. Adı geçen. Söylenmiş. Bahsedilen. Yazılı. Söylenen. Dedi. Bahse konu.

Topic : Konu. Başlık. Bahis. Konular. Mevzu. Tema. Mesele. Topik.

The aforesaid : Baha önce söylenen. Mezkur. Anılan. Bahsi geçen. Yukarıda bahis konusu edilen. İsmi geçen. Daha önce söylenilen. Daha önce belirtilen. Yukarıda bahsi geçen.

Said : Sözü edilen. Bahsedilen. Yazılı. Denilen. Dedi. Söylenmiş. Bahse konu. Yazan. Söylenen.

In question : Ortadaki. Sözü geçen. Bahis konusu. Mevzubahis. Söz konusu olan. Şüpheli. Gündemdeki. Muallakta.

Aforesaid : Daha önce belirtilen. Yukarıda bahsi geçen. Yukarıda bahis konusu edilen. Adı geçen. Daha önce söylenilen. Anılan. İsmi geçen. Bahsi geçen. Mezkur.

Questions : Tahkikat. Sorular. Şüphe. Kuşku. Soru. Soruşturma. Bilinmez. Mesele. Sorgu. Problem.

Question : Mesele. Soru sormak. Toplumbilimde başlıca bilgi sağlama aracı olan ve olgu, davranış, kanı, tutum, görüş gibi konularda bireylerden yanıt almak üzere başvurulan ölçünlü sınar. Kuşku. İfadesini almak. Sorun. Şüphe. Soruşturma. Problem. Sorguya çekmek.

The point in question synonyms : the aforementioned, on the nail, topics.