The matter in question türkçesi The matter in question nedir

  • Araştırılan mesele.
  • Problem içerisindeki konu.
  • Gündemdeki konu.
  • Tartışma konusu.
  • Mesele olan konu.

The matter in question ingilizcede ne demek, The matter in question nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Matter : İltihaplanmak. İçerik. Mesele. Farketmek. Fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Dert. Konu. Yazılı belge. İş. Önem taşımak.

In : Gelmiş olan. De. İçinde. İçeri. Halinde. İç. İktidardaki. İçine. İçeri doğru yönelen. Olarak.

Question : Soruşturma. Sorgulamak. Tahkikat. Sorguya çekmek. Kuşkulanmak. Konu. Bütün öğeleri tam olarak verilmeyen bir düşüncenin, bir görüşün tamamlanmasına, yorumlanmasına ve eksiksiz bir anlatım biçiminde belirlenmesine yardımcı olan söz. topluca ortaya atılan birkaç düşünce ya da görüşten en doğru olanını seçmek için insanı düşünmeye yönelten araç. Soru. İfadesini almak. Kuşku.

The matter at hand : Mevcut konu. Gündemdeki konu. Elimizdeki konu. Merak konusu. Eldeki konu.

The matter is closed : Problemler çözüldü. Herşey yolunda. Konu halledildi. Konu kapandı.

 

Call in question : Şüpheye düşürmek. Doğruluğundan şüphe etmek. Gölge düşürmek. Şüphe uyandırmak. Soru sormak. - hakkında endişeleri artırmak.

The point in question : Söz konusu. Sözkonusu.

İngilizce The matter in question Türkçe anlamı, The matter in question eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The matter in question ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

The matter at hand : Elimizdeki konu. Merak konusu. Mevcut konu. Eldeki konu.

Object at issue : İddia olunan şey. İhtilaf konusu. Münazaa konusu. Davalı konu. İhtilaflı mesele. Anlaşmazlık konusu.

Bone : Kemiğin önce bir alkali çözeltisinde, sonra bir hidroklorik asit çözeltisinde işlenip daha sonra kireçle çöktürülmesiyle elde edilen, en az % 17 fosfor içermesi koşul olan bir ürün. Kılçıklarını ayıklamak (balık). Üstühan. Kılçık. İskeleti oluşturan, içinde kollagen teller ve kalsiyum tuzları bulunan, süngerimsi kemik ve sert kemik olmak üzere iki tipi olan, kasların bağlanmasıyla hareketi sağlayan, uzun, kısa ya da değişik boylarda olabilen, sertleşmiş bir özelleşmiş bağ dokusu tipi. Kemik fosfatı. Sünük. Kemiklerini ayırmak. Ayıklamak.

Moot point : Belirsiz konu. Kararlaştırılmamış sorun. Tartışılacak sorun. Şüpheli nokta.

Contention : Tartışma. Görüş. Çekişme. İhtilaf. Bakış açısı. Rekabet. Uyuşamama. Münakaşa.

Contentions : Yarışma. İddia. Rekabet. Müsabaka. Tartışma. İhtilaf. Çekişme. Uyuşamama. Münakaşa. Kavga.

The matter in question synonyms : matter of opinion.