Kordon nedir, Kordon ne demek

Kordon; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Genellikle ipekten yapılmış kalın ip.
  • Göbek bağı.
  • Teneke ve çinko eşyaların üstüne süs yapmak için kullanılan araç.
  • Bir yere girip çıkmayı denetim altına almak için görevlilerden oluşturulan dizi.
  • Kıyı şeridi.
  • Saat, madalyon vb.ni asmaya yarayan ince zincir.
  • İnce tellerden örülen ve özellikle ütü, ızgara vb. ev araçlarında kullanılan elektrik kablosu.
  • Kabaran denizin kumsalda bıraktığı döküntü katmanı
  • İnce uzun sıralar durumunda yapılmış oymalı duvar veya mobilya süsü.

"Kordon" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bize defineden pay çıkaracak derken bütün urbamızı, saat kordonumuzu, para cüzdanımızı, yeni potinlerimizi üste verdik." - H. R. Gürpınar
  • "Polis kordonu. Kordonu kaldırmak."
  • "Yaver kordonu."

Yerel Türkçe anlamı:

Süs aleti olarak altın zincir

Teneke ve çinkodan yapılmış olan eşyaların üstüne süs yapmak için kullanılan araç.

Marangoz avadanlığına vurulan süs.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Mimarlık) Bir yapının dış yüzünde, kat düzeylerini gösteren silmelerin her biri.

Bilimsel terim anlamı:

Genellikle ipek ya da pamuk ipliğinden hazırlanmış, çok büklümlü kalın sicim. Döşemede dikiş yerlerini örtmek için kullanılır.

Ağaç kenarlarına açılan girinti çıkıntılar.

 

İngilizce'de Kordon ne demek? Kordon ingilizcesi nedir?:

stringcourse

Osmanlıca Kordon ne demek? Kordon Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kordon

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Manisa şehri, Salihli belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Kordon hakkında bilgiler

[Bakınız: göbek bağı]

Kordon anlamı, tanımı:

Göbek : Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça. Kağnı tekerleğinin ortası, araba tekerleğinin dingil geçen yeri. İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk. Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva. Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı. Yağ bağlamış şişman karın. Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada. Şehir, ülke vb.nin orta kısmı. Değirmen taşının ortası. Kuşak, nesil, batın. Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer. Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim.

Kordon altına almak : Bir yere giriş çıkışı önlemek için o yeri görevlilerce korumak.

 

Kordon boyu : Denize kıyısı olan şehirlerde kıyı boyunca uzanan imarlı yol.

Sahil kordonu : Kıyı dili.

Kordone : Üç katlı bükülmüş ipek ipliği. Sim, gümüş veya ipek ipliklerin bükülmesiyle hazırlanan ve el işlemelerinde kullanılan ince kordon.

Genel : Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

İpek : İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince, esnek ve parlak tel. Bu telden yapılmış.

Kalın : Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Etli, dolgun. Yoğun, akıcılığı az olan. Pes (ses). Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Enli ve gür (kaş).

Madalyon : Boyna zincirle takılan, genellikle değerli metalden yapılmış, içine küçük resim gibi şeyler konulan, türlü biçimde süs eşyası.

Asma : Asılmış, asılı. Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler. Asmak işi. Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis).

İnce : Zayıf. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Hafif, gücü az. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Ayrıntılı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı.

Zincir : Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi. Altın veya gümüşten yapılmış takı. Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet. Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ.

Genellikle : Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğun, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle.

İp : İplik. Asarak öldürme cezası.

Kıyı : Kenar, periferi. Sahil. Issız, tenha yer. Kara ile suyun birleştiği yer.

Göbek bağı : Yakın ilişki. Gebelik döneminde anne ile bebeği arasında beslenmeyi sağlayan bağ, kordon. Bir bitkide yumurtacığı yumurtalığın etenesine bağlayan kordon. Yeni doğan çocuğun göbeği kesildikten sonra kan gelmemesi için geri kalan damar örgüsüne bağladıkları bağ.

Kordon makinesi : Teneke eşyalara kabartma süs yapmakta kullanılan iki silindirli araç. (-Kırklareli)

Kordon rendesi : Bir parçanın kenarına kordon açan ve tığı buna göre biçimlendirilen özel rende.

Kordon ile ilgili Cümleler

  • İnsan ana rahminde bir kordonla besleniyor, sence insan özgür mü doğuyor?
  • Polis olay yerini kordon altına aldı.
  • O, kordonu makineye bağladı.
  • Onlar caddenin bir kısmını kordon altına aldı.

Diğer dillerde Kordon anlamı nedir?

İngilizce'de Kordon ne demek? : [Kordon (der) ] n. cordon, defensive line

n. cord, cordon, string, funicle, funiculus, lanyard

Fransızca'da Kordon : cordon [le], cordelière [la], ganse [la]

Almanca'da Kordon : n. Besatz, Fangschnur, Kordon

Rusça'da Kordon : n. шнур (M), оцепление (N), кордон (M)