In question türkçesi In question nedir

  • Sözkonusu.
  • Mevzubahis.
  • Bahis konusu.
  • Gündemdeki.
  • Muallakta.
  • Ortadaki.
  • Şüpheli.
  • Söz konusu.
  • Söz konusu olan.
  • Sözü geçen.

In question ile ilgili cümleler

English: The person in question is now staying in the Unites States.
Turkish: Söz konusu kişi şu anda ABD'de kalıyor.

English: Ali told the police that Mary had eaten at the restaurant in question before she died.
Turkish: Ali polise Mary'nin ölmeden önce söz konusu restoranda yemek yediğini söyledi.

In question ingilizcede ne demek, In question nerede nasıl kullanılır?

In : Dahili. İçine. Çok moda olan. İçinde. İçeri doğru yönelen. De. İçeri. Mevsimi gelmiş. Olarak. İçeriye.

Question : Mesele. Soruşturma. Sorgu. Kuşku. İfadesini almak. Soru. Problem. Söz konusu. Şüphelenmek. Sual etmek.

Call in question : - hakkında endişeleri artırmak. Şüpheye düşürmek. Şüphe uyandırmak. Soru sormak. Doğruluğundan şüphe etmek. Gölge düşürmek.

The matter in question : Araştırılan mesele. Problem içerisindeki konu. Tartışma konusu. Mesele olan konu. Gündemdeki konu.

The point in question : Söz konusu. Sözkonusu.

In a bad fix : Zor bir halde. Zor bir durumda. Zor durumda. Sıkıntıda.

In a bad condition : Kötü durumda.

İngilizce In question Türkçe anlamı, In question eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In question ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Dicey : Tehlikeli. Riskli. Şansa kalmış. Rizikolu.

Chanciest : Kesin olmayan. Talihli. Riskli.

In abeyance : Geçici pasiflik halinde. Askıda. Kararlaştırılmamış. Hükümsüz. Ertelenmiş.

In command : Amir.

Chancy : Talihli. Riskli. Kesin olmayan.

Contestable : Tartışmaya açılabilir. İtiraz edilebilir. Çekişmeli. Tartışılabilir. Karşı çıkılabilir. Su götürür.

Undecided : Karara bağlanmamış. Tereddütlü. Muallak. Karar vermemiş. Tereddüt içinde. Kararlaştırılmamış. Kararsız. İstikrarsız. Sallantıda.

Bossy : Patronvari. Patronluk taslayan. Amirane. Başkalarına hükmetmeyi seven. Buyurgan. Hükmetmeyi seven. Sert. Otoriter. Emretmeyi seven.

Middle : Orta. Aradaki. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Orta yer. Ara. Göbek adı. Görünçlüğün ortasında yer alan bölüm; ortaya düşen yerler. Vasati. Orta kısım.

Ditto : Kopya. Suret. Denden. Aynen. Nüsha. Denden işareti. Tekrarlamak. Denden (işareti). Aynı şey.

In question synonyms : the aforesaid, questions, topics, topic, discredited, dittos, aforegoing, mids, saids, said, appendant, in suspense, creaky, dicier, before mentioned, bossiest, on the nail, mid, at issue, creakier, creakiest, dittoed, debateable, aforementioned, debatable, distrustful, forenamed, ambiguous, pending, disputable, dittoing, bossier, diciest.