Trying türkçesi Trying nedir

Trying ile ilgili cümleler

English: "What are you trying to hide?" "Nothing."
Turkish: "Neyi saklamaya çalışıyorsun?" "Hiçbir şeyi."

English: After three years of trying to change Tom, Mary realised that he was never going to change.
Turkish: Tom'u değiştirmeye çalışmakla geçen üç yıldan sonra, Mary onun asla değişmeyeceğini fark etti.

English: Ali almost died trying to save me.
Turkish: Ali beni kurtarmaya çalışırken neredeyse ölüyordu.

English: A lot of people are now trying to sell their houses.
Turkish: Şimdi bir sürü insan evlerini satmaya çalışıyorlar.

English: "Hey, look what I can do!" "I'm trying to work, Tom."
Turkish: "Hey, ne yapabildiğime bak" " Çalışmaya uğraşıyorum, Tom."

Trying ingilizcede ne demek, Trying nerede nasıl kullanılır?

Tryingly : Can sıkıcı bir biçimde. Tahammül etmesi zor bir tarzda. Deneyen bir tarzda. Deneyerek.

Retrying : Yeniden deneniyor. Yeniden deniyor. Yeniden yargılama. Yeniden yargılamak.

Sentrying : Nöbetçi. Nöbetçi er. Karakol. Nöbet. Bekçi. Nöbetçi asker. Muhafız.

Try a case : Davaya bakmak.

Try again : Yine dene. Yeniden dene. Yeniden deneyin. Tekrar dene.

Try to earn : Kazanmaya çalışmak.

Try it on : Sabrını taşırmak. Üstüne üstüne gitmek.

 

Try on : Prova etmek. Üzerinde denemek. (giysi) prova etmek. Ayakkabı denemek. Elbise denemek. Giyip denemek. Denemek. Denemek (elbise).

Try to convince : İkna etmeye çalışmak.

Try out : Denemek. Düzeltmek. Deneyden geçirmek. Düzlemek (tahta vb.). Deneme yapmak. Tasfiye etmek.

İngilizce Trying Türkçe anlamı, Trying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Trying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fatiguing : Yorucu.

Arduous : Zor. Gayret isteyen. Gayretli. Çetinlik. Çok çaba isteyen. Ağır. Meşakkatli.

Exhausting : Hava boşaltma. Çok yorucu. Egzoz. Gaz boşaltma. Yorucu. Boşaltan. Tepe boşluğundaki havanın uzaklaştırılması. Tüketme.

Nerve wracking : Sinirlendirici. Sinirlendiren. Sinir bozucu.

Austere : Özdenetimli. Yalın. Süssüz. Sade. Rahatsız. Katı. Ciddi. Çetin zor.

Compelling : Zorlayan. Çok güçlü veya etkili. İnandırıcı. Dayatmacı. Saygı uyandıran. Zorlama. Zorlu. Zorlayıcı. İlgi uyandıran. İkna edici.

Ascendancy : Egemenlik. Hüküm sürme. Hüküm. Nüfuz. Üstünlük. İtibar.

Abilities : Kabiliyet. Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. Yeterlik. Yetenekler. Beceri. İktidar. Yetenek.

Contrived : Uyduruk. Uydurma. Bulunmuş. Zoraki. Yapay. Açıkça planlanmış veya tasarlanmış. Yapmacık. Danışıklı. Başarılmış.

Hard : Katı. Sert. Anlaşılmaz. Ekşimiş. Acı (su). Dayanıklı. Nasırlı. Sağlam. Ekşi.

Trying synonyms : gripiest, discouraging, afflictive, devouring, nerve racking, deplorableness, dingdong, clouted, effortful, exhaustive, discommodious, disheartening, hardest, bitterer, rough, cheerless, ability, capacities, bitterest, deplorable, hards, dingdongs, formidable, gripy, disagreeable, exacting, gruelling, drudging, ardous, clout, gripier, ascendance, dismals.

 

Trying zıt anlamlı kelimeler, Trying kelime anlamı

Easy : Doğal. Uysal. Zahmetsiz. Sakin. Kolaylıkla. Sorunsuz. Serbest. Kolay. Susun.

Agreeable : Makbul. Uzlaşmacı. Anlaşmaya hazır. Razı. Kabul edilebilir. Hoşa giden. Hoş. Uysal. İyi. Uygun.

Trying ingilizce tanımı, definition of Trying

Trying kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Afflictive. Severe. As, a trying occasion or position. Adapted to try, or put to severe trial.