Varsa nedir, Varsa ne demek

Teknik terim anlamı:

İhtimal ki, olsa olsa.

Varsa ile ilgili Cümleler

  • Haklı olduğunu varsayalım.
  • “Boş ver ne hâlleri varsa görsünler, ben bu heriflere bulaşamam.”
  • Eğer varsa hataları düzelt.
  • Varsayımınız doğrudur.
  • Söylemek zorunda olduğun bir şey varsa Tom'un önünde söyleyebilirsin.
  • Varsayılan ayarları mı kullanıyorsun?
  • Bana ihtiyacın varsa bu gece geç saatlere kadar çalışabilirim.
  • Bunun sadece bir tesadüf olduğunu varsayıyorum.
  • Varsayalım ki doğru.
  • “Ailesi de elde avuçta ne var ne yok satarak İstanbul'a göçmek zorunda kalmıştı.”
  • Varsay ki baban bizi birlikte gördü ne dersin?
  • Söyleyecek bir şeyin varsa, sadece söyle.
  • O kötü bir varsayım.
  • Birkaç dakikan varsa, beni dinler misin?
  • Varsayımların doğru.

Varsa ile ilgili Atasözü veya Deyim

elde avuçta (ne varsa) : sahip olunan mal, para vb., her şey.

elinde avucunda nesi varsa : “maddi olarak sahip olduğu her şey” anlamında kullanılan bir söz.

geleceği varsa göreceği de var : “kötülük yapmaya kalkışacak olursa karşılığını elbette görür” anlamında kullanılan bir söz.

iven kız ere varmaz, varsa da baht bulmaz : “acele eden kız eşini iyi seçemeyeceği için mutlu olamaz” anlamında kullanılan bir söz.

kısmetinde ne varsa kaşığında o çıkar : “kişi ne kadar çabalarsa çabalasın alın yazısındaki şeye ulaşır” anlamında kullanılan bir söz.

 

ne hali varsa görsün : öğüt ve uyarı dinlemeyenler için “ne yaparsa yapsın, beni ilgilendirmez” anlamında kullanılan bir söz.

ne kadar varsa : hepsi, tamamı.

varsay ki : “bunları hesaba katmasak da” anlamında kullanılan bir söz.

Varsa kısaca anlamı, tanımı

Amaç basamakları varsayımı : Bir canlının zaman ve yer yönünden ereğine yaklaştıkça artan bir canlılık ve hareketlilik göstereceğini ileri süren bir kuram

An sapıklığı varsayımı : Kimi ruh hastalıklarının örgensel nedenlere değil, anla ilgili işlevsel nedenlere dayandığını savunan görüş.

Aynılık varsayımı : Tekelci rekabet piyasasında tüm firmaların ürettiği malların istem ve maliyet fonksiyonlarının aynı olduğu varsayımı.

Bakışım varsayımı : Tekelci rekabet piyasasında, bir firmanın fiyat değiştirmesinin etkilerinin tüm firmalara yönelik isteme yayılacağını, çok sayıda firma olması nedeniyle de bu durumun tek bir rakip firma üzerindeki etkisinin gözardı edilebilir olacağını, diğer bir deyişle her firmanın bağımsız davranacağını öngören varsayım.

Bir gen bir enzim varsayımı : Her genin bir polipeptit zincirini kodladığını söyleyen ve 1930-40’larda biyokimyasal mutantların incelenmesinden gelişen hipotez.

Bulutsu varsayım : Kant ve Laplace'a göre yıldızların ve gezegenlerin oluşunu açıklayan ve güneş dizgesinin ilkel olarak bulutsu dalınma biçiminde bulunduğunu, soğuyarak ve büzülerek gezegen ve uyduların bu kütleden ayrıldığını ileri süren varsayım.

Coase varsayımı : Dayanıklı mal üreten tekelci bir işletmenin malın fiyatını marjinal maliyetin ne kadar üstünde belirleyeceğini normalüstü kâr güdüsüyle açıklayan varsayım.

 

Çembersi akımlar varsayımı : Yerkabuğundaki kıvrılma olaylarının, kabuk altı ısı yayılımlarının sonuçladığı devimlerle ilgili olduğunu ileri süren varsayım.

Deneme varsayımı : İlişki kurucu bir araştırmada sağlam bir varsayıma ulaşmak üzere geçici olarak dile getirilen çalışma varsayımı.

Doyumsuzluk varsayımı : Daha çok mal daha azdan iyidir, diğer bir deyişle daha çok mal daha az maldan daha fazla fayda sağladığı kabul eden tüketici tercihlerine ilişkin varsayımlardan biri.

Engellenme saldırganlık varsayımı : Doyurucu bir amaca götüren bir dizi devinimin önlenmesi ya da kesintiye uğratılmasının, saldırganlık davranışlarının ortaya çıkmasına yol açtığını savunan görüş.

Farksızlık varsayımı : Sıfır varsayımı.

Gama varsayımı : Bir tepkinin gösterilmesinin, aynı uyarım ya da benzerleri kullanıldığı zaman yinelenmesi olasılığının azalacağı kuramı.

Kol bacak varsaması : Kol ya da bacakları kesilenlerin, bu örgenlerin kendilerinde var olduğu yolundaki sanısı.

Mobil almaç varsayımı : Almaç moleküllerinin hücre zarı içinde sabit bir yapıda değil hareketli bir yapıda bulunduğunu savunan görüş.

Olgunlaşma soysuzlaşma varsayımı : Doğumdan başlayarak canlının önce olgunlaşmanın doruğuna doğru geliştiği; bundan sonra ise çöküntünün başladığı görüşü.

Olgunlaşma varsayımı : Belirli davranış biçimlerinin kalıtım yoluyla bir kuşaktan ötekine geçmekle birlikte, ortaya çıkabilmeleri için ilgili örgenlerin gelişip olgunlaşması gerektiği yolundaki görüş.

Pekiştirme varsayımı : Öğrenmenin pekiştirmeye dayandığı görüşü.

Ph dağılım varsayımı : Ortamın pH’sının düşmesiyle zayıf organik asitlerin iyonize olmamış kısmının oranının yükselerek emilmelerinin kolaylaşması ve zayıf organik bazların ise iyonize moleküllerinin oranının yükselmesiyle emilmelerinin azalması mekanizması.

Ph partisyon varsayımı : Pasif difüzyona elverişli bir zarla ayrılmış iki kompartıman arasında ilacın paylaşılmasının, onların pH’ları arasındaki farka bağımlı olduğunu savunan iyonlaşma teorisi.

Sıfır varsayımı : Bir toplulukta yapılan ölçümlerin, ana kitleden gösterdiği farkların rastgele olduğunu, ölçüm ve gözlem özelliklerine veya yanlışlıklarına dayandığını, gerçekte ana kitleden "istatistiksel açıdan fark olmadığını" öne süren bir hipotez, farksızlık varsayımı, H0. İki değer arasındaki ayrımı ya da bir bağıntı katsayısını anlamsız ya da sıfır sayan, söz konusu ayrım ya da bağıntının anlamlı olabilmesi için değillenmesi gereken varsayım.

Sınırlayıcı varsayımlar : Modelin önsavının temelini oluşturan ve geçersiz olması halinde önsavın da geçerliliğini yitirmesine neden olan varsayımlar.

Sürey varsayımı : Doğal sayılar kümesinin sayal sayısı ile gerçek sayılar kümesinin sayal sayısı arasında başka hiçbir sayal sayı olmadığı varsayımı.

Varlıksal varsayma : Gevşek geçerli bir tasımsal çıkarımın geçerliliğini sağlamak amacıyla, bu çıkarımda geçen bir terimi kendisinin ya da olumsuzlamasının boş olmadığının varsayılması.

Varsak : Bir Türk boyu, kabilesi. Eski harp aletlerinden bir çeşit yatağan, kısa kılıç. Taşçıların taş kırdıkları büyük çekiç. Antalya şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Varsam : İstavrite benzer bir balık. Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, çarpan balığıgiller (Trachinidae) familyasından, 5-15 cm kadar uzunlukta, Atlantik Okyanusu ve Akdeniz'de yaşayan, zehirli balıkların en tehlikelisi olan bir tür. Kemikli balıklardan, çarpan balığıgiller (Trachinidae) familyasından, boyu 15 cm olabilen, Atlantik Okyanusu, Akdeniz, Marmara ve Ege Denizi’nde yaşayan, zehirli balıkların en tehlikelisi olan bir tür. (Trachinus vipera) Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının çarpan balığıgiller (Trachinidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 5-15 cm. Denizde yaşayan zehirli balıkların en tehlikelisidir. Atlantik Okyanusu ve Akdenizde bulunur.

Varsayabilme : Varsayabilmek işi.

Varsayabilmek : Varsayma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Varsayım kurma : İlk gözlemlerden yola çıkarak yine gözlem ya da deneyle sınanmak üzere olaylar arasında bir nedensellik ilişkisi öngörme.

Varsayım sınama : Gözlem ya da deney yoluyla varsayımda öngörülen ilişkinin varlığını ya da yokluğunu araştırma.

Varsayım sınayıcı araştırma : Bir varsayımdan yola çıkan, gözlem ya da deney yoluyla varsayımda dile getirilen ilişkiyi gerçekleyerek genelliklere varmaya çalışan araştırma.

Varsayımlı çalışma varsayılan çalışma : Eylemli olarak çalışılmadığı halde, işçinin, hafta dinlencesi ücretine ya da yıllık ücretli izine hak kazanabilmesi sağlanılmak için, iş yasası gereğince çalışılmış gibi sayılması zorunlu olan günler.

Varsayımlı tümdengelimli yöntem : Bazı önermelerin varsayımlar olarak ortaya atılması, bunların eldeki geçerli bilgilere dayanılarak doğrulanmaya çalışılması ve varılan sonucun olgularla karşılaştırılması yolu.

Varsayımsal değişim : Azel piyasasında, bir firmanın genellikle üretim veya fiyata ilişkin kararlarında rakiplerinin tepkilerini kendi kararları olarak kabul ettiği varsayım.

Wobble varsayımı : Bir kodonun ilk iki bazının aminoasidi saptadığını, üçüncü bazın ise daha az etkili olduğunu belirten varsayım.

Yin yang varsayımı : CAMP miktarında azalma cGMP miktarında artma gibi düzenleyici olan bu iki nükleotidin zıt bir ilişki içinde olması.

Varsağı : Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin söyledikleri koşma.

Varsanı : Sanrı.

Varsayılma : Varsayılmak işi.

Varsayılmak : Bir şeyin var olduğu kabul edilmek, farz olunmak.

Varsayım : Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce, faraziye, hipotez.

Varsayımlı : Varsayıma dayanan.

Varsayımsal : Bir varsayıma dayanan, farazi, hipotetik.

Varsayma : Varsaymak işi.

Varsaymak : Bir olgunun sonuçlarından yararlanabilmek, bu sonuçlar üzerine düşünce üretebilmek için onu olmuş veya olacak saymak, farz etmek.

Diğer dillerde Varroatozis anlamı nedir?

İngilizce'de Varroatozis ne demek ? : varroatosis