Waterlevel türkçesi Waterlevel nedir

  • Su çizgisi.
  • Su kotu.
  • Su hattı.
  • Su seviyesi.
  • Bir suyun seviyesinin belirleme.
  • Su yüksekliği.
  • Çukur veya u şeklindeki bir tüp aracılığıyla suyun yüzeyini göstererek su seviyesini ölçen su ölçüm aleti.

Waterlevel ingilizcede ne demek, Waterlevel nerede nasıl kullanılır?

Waterleaf : Sarmaşık dalı.

Waterlessness : Susuzluk.

Waterline : Su kesimi. Su borusu (yeraltında). Flota. Suyolu. Suhattı. Gemilerde su düzeyi. Filigran. Su hattı. Gemi teknesinin suyun ulaştığı noktası. Su çizgisi.

Waterlogged : Suyla kaplı. Eklüz. (renk) açık. Su dolu. Suyla dolu. İçine su dolmuş. Suya doygun. Islatılmış. Sulak. Su emmiş.

Waterlogging : Su girişimi. Su ile doldurmak. Suya batırmak. Sulamak. Islatmak. Toprağın su emmesi. Toprağın suyu emmesi.

Waterloo : Georgia eyaletinde şehir. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. İowa eyaletinde şehir. İllinois eyaletinde şehir. New york eyaletinde yerleşim yeri. Wisconsin eyaletinde şehir. Güney carolina eyaletinde yerleşim yeri. Prusya ve ingiliz güçlerince 1815 yılında napolyon'un son yenilgisine sahne olan belçika'nın merkezinde bir kasaba. İndiana eyaletinde yerleşim yeri. Ontario'nun (kanada) güneydoğusunda bir şehir.

Waterlogs : Suya batırmak. Islatmak. Su ile doldurmak. Sulamak.

Waterloos : Güney carolina eyaletinde yerleşim yeri. Wisconsin eyaletinde şehir. Alabama eyaletinde şehir. İllinois eyaletinde şehir. Georgia eyaletinde şehir. İndiana eyaletinde yerleşim yeri. New york eyaletinde yerleşim yeri. Nebraska eyaletinde yerleşim yeri. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. İowa eyaletinde şehir.

 

İngilizce Waterlevel Türkçe anlamı, Waterlevel eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Waterlevel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Water glass : Sıvıcam. Camsuyu. Sodyum (potasyum) tetra silikat; suda yoğun bir çözelti oluşturan ve çoğunlukla yapıştırıcı olarak kullanılan özdek. Sucamı. Sodyum silikat. Sualtı gözlem borusu. Su seviyesi camı. Suda çözünerek renksiz bir sıvı oluşturan sodyum silikat. Su camı.

Sea level : Karalar üzerindeki yüksekliklerle, deniz diplerinin derinliğini saptamada "sıfır" metre olarak benimsenen taban düzeyi. bk. taban düzeyi. Deniz yüzü. Deniz düzeyi. Coğrafya, madencilik alanlarında kullanılır. Deniz seviyesi.

Elevation : Yükseliş. Yükselti. Yücelme. Eğim. İrtifa. Yükseklik. Dikey kesit. Moral verme. Yükselme.

Water gage : Şamandra. Su terazisi. Su seviyesi göstergesi. Şamandıra. Su saati.

Groundwater level : Yeraltı suyu düzeyi. Yeraltı su düzeyi. Yeraltısuyu düzeyi. Su tabakası seviyesi. Yeraltı suyu seviyesi. Yeraltında bulunan toprağın tamamen suya doymuş olduğu nokta. Zemin suyu düzeyi.

Water surface : Su yüzeyi.

Water line : Su yeri. Su yolu. Su düzeyi. Su kesimi. Kara ile denizin birleştiği yer. Derinlik göstergesi. Bir geminin tan taraflarında suyun ulaştığı seviyeyi gösteren çizgi.

Waterline : Suhattı. Flota. Gemi teknesinin suyun ulaştığı noktası. Su kesimi. Gemilerde su düzeyi. Suyolu. Filigran. Su borusu (yeraltında).

 

Water pipe : Su borusu. Nargile. Soğutmaçla motor gövdesi arasındaki su yolu. Su taşımak için kullanılan boru.

Water level : Su düzeyi. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Hortum terazi. Suyun seviyesi. Su terazisi. Su seviyesini gösteren bir cihaz. Durgun bir su kütlesinin düzeyi.

Waterlevel synonyms : water gauge.