Widespreading türkçesi Widespreading nedir

  • Büyüyen.
  • Yaygınlaşan.
  • Gittikçe daha büyük bir alan kapsayan.
  • Yayılan.

Widespreading ingilizcede ne demek, Widespreading nerede nasıl kullanılır?

Widespread opposition : Geniş karşı çıkma. Yayılmış muhalefet. Büyük karşı duruş.

Widespread : Geniş alana yayılmış. Alabildiğine açılmış. Genel. Yaygın. Yalpı. Geniş çapta.

İngilizce Widespreading Türkçe anlamı, Widespreading eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Widespreading ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dilater : Genişleyen kimse veya şey. Vücudun bir boşluğunu genişleten kas. Genişleyen veya büyüyen şey. Genişleyen. Kanal genişletici alet. Vücut kanallarını genişletmek için kullanılan ameliyat aleti. Genleşen.

Sprawling : Sallı. Genişleyen. Yayılma.

Thriving : Kuvvetli. Sağlam. Gelişen. Müreffeh. Mamur. Muvaffak. Başarılı.

Emanating : Yayılmak. Çıkan. Fışkıran. Akan. Sızan. Sızmak. Çıkmak. Doğan. Doğmak.

Expanding : Genişleyen. Tane yemlerin lezzet ve sindirimini artırmak için basınç altında buharla şişirilmesi. Genişleyerek. Genleştirme. Tevsi. Genişleme.

Growing : Artan. Yetiştirme. Gelişim. Büyümekte olan. Büyüme. Tarım. Gelişen. Gelişme. Giderek artan.

Accretionary : İlave ederek çoğalan veya büyüyen. Eklenerek büyüyen. Organik olarak büyüyen. Ek. Eklenerek genişleyen. Uzvi büyüme. İlave ederek arttıran. İlave. Gelişime neden olan.

 

Invasive : Bir mikroorganizmanın bir konağa girme, orada gelişebilme ve konağın vücudunda yayılarak üreme yeteneği. Saldıran. İnvaziv. Çiğneyen. İnvazif. Bozan. Akın eden. Efraktif.

Frim : Zinde. Gelişmekte olan. Dinç. Gelişen.

Increscent : Gelişen. Şişen. Daha çok aydınlanan. Genişleyen. Yükselen. Biriken. Artan. Daha çok ışıklanan (ay'da olduğu gibi).

Widespreading synonyms : permeating, crescive, outgrowth, accrescent, outgrowths, contagious, dilaters, hypogeous, disseminating, spreading, serpiginous, expansive, backlash, dilatational, disseminative.