Yete nedir, Yete ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sakatlık.

Taraf.

Yete ile ilgili Cümleler

  • Sürekli oyunlar oynarsan görme yeteneğine zarar vereceksin.
  • Yeterli param olduğunu düşündüm.
  • Yeteneklisin
  • Yeterli yiyeceğimiz yok.
  • “Yeter ki biri ona iyice bakmış, oturup onunla konuşmuş olsun!”
  • Bu kasaba ikimiz için yeterince büyük değil.
  • Yeterli arkadaşın yok, değil mi?
  • Yeterli delil olmadan, Dan'ı cinayetle suçlamak zordu.
  • Yeterli paran yoksa, sana biraz ödünç veririm.
  • Yeterli araştırma yapmadın.
  • “Onun okudukları ona yeter de artar bile.”
  • “Salonu yeter derecede dolmuş bulursa başlardı ıslıklar, tepinmeler.”
  • Ödemek için yeterli paramız olmadığı için o siparişi iptal etmek zorunda kaldık.
  • Tom'un benzersiz yetenekleri vardır.
  • Ben zaten yeterince duydum.
  • Henüz yeterli verimiz yok.

Yete ile ilgili Atasözü veya Deyim

adam olana bir söz yeter : “anlayışlı olan kimse için bir şeyin bir kez söylenmesi yeterli olur” anlamında kullanılan bir söz.

gücü gücü yetene : haklılığa değil kaba kuvvete veya güce dayanılarak.

yeter de artar : “fazlasıyla yeter” anlamında kullanılan bir söz.

yeter derecede : yeterli ölçüde.

yeter ki : ancak, şu şartla.

yeteri kadar : yetecek ölçüde.

yeterli olmak : bir işi yapabilme gücü bulunmak iktidar sahibi olmak.

Yete anlamı, kısaca tanımı

 

Bağışıklık yetersizliği : Herhangi bir nedenle yeterli bağışıklık oluşamaması, immün yetersizlik

Bakır yetersizliği : Diyette bakırın yetersiz olması sonucu veya diyetteki veya topraktaki molibden, demir ve çinko fazlalığı gibi nedenlerle vücutta biçimlenen, gelişme geriliği, verim düşüklüğü, döl verimi bozuklukları, kıllarda renk kaybı, yapağı kalitesinin bozulması, ishal ve sinirsel belirtilerle seyreden, sığırlarda falling disease; buzağılarda ataksi, pine; kuzularda enzootik ataksi, swayback; sığır ve koyunlarda teart olarak adlandırıldığı gibi hayvanlara göre değişik özel adlar alan bir iz element yetersizliği, hipokuproz, bakır eksikliği.

Bakır yetersizliği anemisi : Çeşitli memeli türlerinde bakır yetersizliğinden kaynaklanan anemi. Sıçan, domuz, tavşan ve kuzularda mikrositik hipokromik; sığır ve erişkin koyunlarda makrositer hipokromik; köpeklerde ise normositik normokromik özellikte olur.

Belirtmeğe yeterli özellik : Bir markayı ötekinden ayırmağa yeterli nitelikteki, yapısal ayrılıklardan her biri.

Besinsel askorbik asit yetersizliği : Diyette askorbik asidin (C vitaminin) yetersizliği sonucu, kollajen üretiminde azalma, kollajen kırılganlığında ve parçalanma hızında artışla belirgin sadece insan, kobay, bazı primatlar ve mutant domuzlarda görülen bir beslenme hastalığı, iskorbüt, iskorbüt hastalığı, C vitamini eksikliği. Memelilerin çoğu karaciğerde glikozdan sentezledikleri için yetersizliğe sadece belli türler duyarlıdır. Buzağıların C vitaminine cevap veren dermatozisi bunun tek istisnasıdır.

Birincil an yetenekleri : T. G. Thurstone'ın etmen çözümü yoluyla ortaya çıkardığı yedi temel yetenek. Bunlar, sözlü kavrama, dili kullanma yeterliği, sayı, uzay, çağrışımsal bellek, algılama hızı ve yargı yetenekleridir.

 

Birincil yetenekler : Anlak ya da genel yeteneği oluşturduğu düşünülen temel yetenekler.

Çiftleşme yeteneği : Hayvanların normal çiftleşme yapabilmeleri için bir refleks zinciri biçiminde uyarım, atlama, kavrama, arama, yüklenme, ejakülasyon, inme, penisin ereksiyonunu kaybetmesi ve uzaklaşma davranışlarını göstermesi durumu.

Çok yetenekli anlak kuramı : Anlağın, çok sayıda özel yeteneklerin bir birleşiği olduğu görüşü.

Dallı zincirli alfa ketoasit dekarboksilaz yetersizliği : Akçaağaç şuruplu idrar hastalığı.

Demir yetersizliği : Buzağı, kuzu ve oğlaklarda gelişme geriliği, anemi ve iştahsızlık gibi belirtilerle ayırt edilen bir iz element yetersizliği, süt buzağılarının anemisi.

Devimsel yetenek yaşı : Çocukların devimsel gelişimlerinde eriştiği düzeyi ay ve yıl olarak gösteren yaş.

Dil yeteneği : Kişinin dil öğreniminde gösterdiği yetenek.

Doğuştan bağışıklık yetersizliği : Bir bireyin genotipi sebebiyle özel antikorlar ya da T hücreleri üretmesi. Doğuştan bağışıklığın yetersiz olması. Kemik iliği ve timüsten gelişen lenfositlerin yokluğunda veya bu hücrelerdeki bozukluklarda ortaya çıkar.

Doğuştan gelen yetenek : Kültür ve eğitim etkilerinin dışında bireyin doğuştan elde ettiği yetenek.

Dölleme yeteneği : Erkek damızlıklarda cinsel istek, aşım davranışları ve çiftleşme yeteneğinin dışında esas dölleme yeteneğinin bulunması.

Ekonomi yeterliği : Bir ülkenin diğerlerini gereksemeden yaşayabilmesi.

Erer yeter : Erişir yetişir.

Faktör ıx yetersizliği : Hemofili B.

Faktör vııı yetersizliği : Hemofili A.

Faktör xı yetersizliği : Hemofili C.

Gerekli yeterli koşul : [Bakınız: gerek-yeter koşul].

Hak yeteneği : Hak ehliyyeti, medeni haklardan istifâde ehliyyeti.

Hormonal yetersizlik : Çoğunlukla infertilite bazen de yavru atmalara neden olan endojen hormon salgısındaki yetersizlik, düzensizlik veya eksogen hormon uygulamalarına anormal cevap verilmesini ifade eden terim.

İkiel yeteneği : Her iki eli de başarılı bir biçimde kullanabilme gücü.

İmmün yetersizlik : Bağışıklık yetersizliği.

İnsülin yetersizliği : Diyabetes mellitus.

İsteme yeterliği : Başvuran kişinin yasalara göre yeterliğinin bulunup bulunmaması.

İş çıkarma yeteneği : Bir makinenin ya da bir dizgenin, işlevine göre anlamlı herhangi bir ölçüye göre, birçok yönlerdeki toplam verimliliği.

İşitme yeteneği : Culicidae ailesindeki sivrisineklerde bulunan özellik. Birçok Culicidae erkeği antenlerinin ikinci segmentinde bulunan Johnston organı vasıtasıyla dişinin kanat vuruşlarını (yaklaşık 250-350 Hz) duyabilirler ve cezbolurlar. Dişiler erkeğin kanat vuruşlarını (250-500 Hz) hissedemez ve bu nedenle erkeklerden kaçamazlar.

İşletsel yetenek ölçeri : Bireyin araç kullanmayı ve işlemlerde bulunmayı gerektiren durumlarda göstereceği yeterliği ölçen ölçer.

İyot yetersizliği : Tiroit bezi hormonlarının üretiminde aksama, gelişme geriliği, zafiyet, doğmasal kılsızlık, hiperplastik guatr, fetal dönemde beyin, iskelet ve diğer dokuların gelişiminde yetersizliklere neden olan bir iz element yetersizliği, hipotiroidizm.

Kalıtsal çinko yetersizliği : Sığırlarda ve bull teriyer köpeklerinde, çinkonun bağırsaklardan emilimindeki bir bozukluktan kaynaklanan deri lezyonları, timüs hipoplazisi ve gelişme geriliğiyle belirgin çekinik özellikte kalıtsal hastalık, kalıtsal parakeratozis, kalıtsal timüs hipoplazisi, ölümcül A-46 özelliği.

Kalsiyum yetersizliği : Yeterli kalsiyum alınmaması nedeniyle yüksek süt verimli ineklerde kemiklerden kalsiyum çekilmesine neden olan osteomalazi, genç hayvanlarda kemiklerin sertleşmesini önleyen raşitizm ve kimi olgularda kan kalsiyumunu azaltan hastalıklara neden olan bir durum.

Karnitin yetersizliği : Bokser ırkı köpeklerde kalp kasında dejeneratif ve nekrotik değişimlerle, kedilerde ise lipit depo hastalığıyla belirgin kalıtsal metabolizma bozukluğu.

Kazanılmış bağışıklık yetersizliği : Normal bağışıklık etkinliğinin azalması.

Kedilerin bağışıklık yetersizlik virüs enfeksiyonu : Kedilerde görülen, insanlardaki bağışıklık yetersizlik sendromuna birçok yönleriyle benzerlik gösteren, ısırma ve salyayla bulaşan bir lentivirüs enfeksiyonu.

Kendine yeterlik : İktisadi bir karar biriminin tüm gereksinimlerini kendi kaynaklarıyla karşıladığı durum. Bir ülke veya kesimin tüm gereksinimlerini, dış ticarete bağımlı olmadan ve herhangi bir dış yardım veya destek almadan kendi kendine karşılaması durumu.

Kılgın en yüksek yetenek : Kuramlı en yüksek yetenekten sakınılamayan işletme duraklamalarında (onarımlar, verimsizlikler, iş ve örnek değiştirmeleri, kötü gereç ve işçi bulamama ve benzerleri) yapılması gereken üretim çıkarıldıktan sonra kalan yetenek.

Kırkbayıra geçiş yetersizliği : Börkenek-kırkbayır geçişinde oluşan daralmalar nedeniyle, içeriğin kırkbayıra geçişinin aksaması, omazum transport yetersizliği.

Kobalt yetersizliği : Bileşiminde kobalt bulunmayan yemlerle beslenen hayvanlarda görülen, özellikle genç hayvanların duyarlı olduğu, gelişme geriliği, cinsel olgunlukta gecikme, pika belirtileri, anemi, aşırı zayıflama ve kuzularda sarılık gibi tipik olmayan belirtilerle seyreden bir iz element ve buna bağlı B12 vitamini yetersizliği, hipovitaminozis B12.

Kobalt yetersizliği anemisi : Geviş getirenlerin hem su hem de gıda yönünden iştahsızlık, ilerleyen zayıflama ve açlık sonu oluşan ölümle belirgin bir hastalığı. Bir çeşit B-12 vitamini yetersizliğidir.

Kombine bağışıklık yetersizliği sendromu : T ve B lenfositlerinin görevlerini yapamamalarıyla belirgin, otozomal çekinik geçişli kalıtsal bağışıklık hastalığı. İnsanlarda ve taylarda görülür.

Lüteal yetersizlik : Sarı cisim biçimlenmesindeki gerilik nedeniyle lüteal dönemin kısa sürmesi veya progesteronun yetersiz salgılanması.

Mangan yetersizliği : Toprak, bitkiler ve sudaki mangan düzeylerinin normale göre düşük olması sonucu, inek, domuz ve koyunlarda; kısırlık, bacak çarpıklığı ve eklem şişiği gibi iskelette yapılış bozukluklarına neden olabilen bir iz element yetersizliği, manganez yetersizliği.

Manganez yetersizliği : Mangen yetersizliği.

Mannosidaz yetersizliği : Mannosidozis.

Mekanik yetenek : Bireyin el araçları ve makineler ile uğraşma, bunlara ilişkin sorunları çözme konusunda gösterdiği ya da geliştirdiği yetenek. Nesne ve araçlarla iş başarabilme yeteneği.

Mekanik yetenek ölçeri : Mekanik araçların ne işe yaradığı ve nasıl kullanılacağını anlamak ve öğrenmekte kişinin gösterdiği yeterliği ölçmeye yarayan araç.

Niyasin yetersizliği : Niyasin’den yetersizdiyetlerle beslenen insan, domuz, köpek ve kedilerde görülen kıl dökülmesi, ağız mukozasının ülserleşmesi ve deri yangısıyla belirginleşen beslenme hastalıklarının genel adı. Köpeklerde karadil hastalığı, kedilerde kedi pellegrası ve insanlarda pellegra olarak bilinir.

Nörin yetersizliği : Tiyamin yetersizliği.

Nüfus yetersizliği : Bir toplumda ya da toplumsal kümede ulaşılmaya değer sayılan amaçların gerçekleştirilmesine yetecek sayıda bir nüfusun bulunmaması durumu.

Nütrisyonel fosfor yetersizliği : Diyetteki fosforun yetersizliğine bağlı olarak oluşan, etçiller dışında tüm evcil hayvanlarda görülebilen beslenme hastalığı. Gelişmekte olan hayvanlarda raşitizme ve erişkinlerde osteomalasiye, gelişme geriliğine, yavru zarlarının düşmemesine, pika ve kısırlığa neden olur.

Oksijen yetersizliği : Çevrede canlı için gerekli oksijenin bulunmaması, anoksi. Organ ve dokularda veya kanda belirgin oksijen yokluğu veya yetersizliği.

Okuma yeteneği : Bir dile özgü basılı ya da yazılı simgeleri olağan göz hareketleriyle bir bakışta tanıyabilme ve doğru olarak yorumlayabilme gücü. Genel olarak algılama alanını taşmayacak denli geniş göz devinimleriyle yazı dilini doğrudan doğruya kavrayabilme ve yanlışsız olarak anlayabilme yeteneği.

Olgunlaşma yeterliği : Yeterli bir olgunluk aşamasına erişildiği için belirli öğrenme durumları karşısında hazır ve güdülenmiş bulunma.

Olgunlaşma yetersizliği anemisi : Megaloblastik anemi.

Omazum transport yetersizliği : Kırkbayıra geçiş yetersizliği.

Ovaryum yetersizliği : Yumurtalıkların gonadotropinlere cevabındaki yetersizlik. Doğuştan olabileceği gibi, yaşlılığa bağlı olarak da biçimlenebilir. Follikulogenezis ve ovaryal hormonlarda yetersizlik görülür. Genellikle oositlerin bulunmaması söz konusudur.

Ödeme yetenekli borçlanma : Borçlanma belgitlerini satağa çıkaran kamu tüzel kişiliğince belirtilen koşullar içinde ödenimleri yükümlülüğe alınmış borçlanmalar.

Öğrenim yeteneği : Dil ve sayı ilişkileri gibi yeteneklerle okul çalışmalarında gerekli olan öteki genel ve özel yetenekler.

Ölçek yeterliliği : Bir ölçeği oluşturan sınarların ölçüye vurulan kişiler arasında, ölçeğin her konumu için ayrım gözetebilecek ve tüm sürekliliği kapsayarak rastlantılı etkenlerin payını en aza indirmeye elverecek bir sayısal büyüklükte olması özelliği.

Özel yetenek : Belirli alan ve konularda başarı göstermek için gerekli, genel yetenekten ayrı yetenek. Bireyin öteki yetenekleriyle uygunluk göstermeyen yetenek.

Özel yetenek ölçeri : Bireylerin özel yetenek ve beceri alanlarında gösterecekleri yeterlik ve başarıyı ölçen ölçer.

Özel yetenek testleri : Bir özel yeteneği ya da sınırlı birtakım yetenekleri ölçmek üzere hazırlanmış olan testlere verilen ad.

Özel yetenekler : Müzik, resim, mimarlık, fizik ve benzerleri özelleşmiş etkinlik alanlarında başarılı olabilmek için gerekli olduğuna inanılan dar kapsamlı yetenekler.

Özel yetenekliler : Zekâ bölümü sürekli olarak 120 ve daha yukarı olup da güzel sanatlar, matematik, fen ve teknik gibi alanlarda yaşıtlarından belirgin ölçüde üstün olan çocuklar.

Postrenal yetersizlik : İdrar atılmasının engellendiği durumlarda ortaya çıkan asit ve baz dengesizliği. Yetersizliğin en önemli göstergesi vücuttan atılamayan üre miktarıdır.

Prerenal yetersizlik : Böbreklere yeterince kan gelmemesinden kaynaklanan böbrek yetmezliği.

Ruhsal yetersizlik : Cinsel uyaranlar karşısında yeterli ve doyurucu tepki yapabilme güçsüzlüğü.

Rumen ve retikulum hareketinin yetersizliği : İşkembe ve börkenek hareketlerinin azalması.

Sermaye yeterliliği : Bankanın sermayesinin aktiflerine oranı. Bir bankanın, mudilerinin ve diğer borç verenlerin fon gereksinimlerini karşılayabilme gücü.

Sol kalp yetersizliği : Kalpte sol karıncık kapasitesinin gereksinimin altında kalması ve akciğer dolaşımının etkilenmesi.

Sorun çözme yeteneği : Sorunların çözümünde söz konusu olabilecek olanaklar arasında amaca ulaşmakta en etkili olanları seçme yeteneği.

Sosyal yetenek : Bir toplumun eğitim düzeyi ile özellikle niteliksel özelliklere sahip siyasi, ticari, sinai ve mali kurumlarından oluşan teknik yeterliliği olarak Abramovitz tarafından tanımlanan kavram.

Soyut yetenek : Soyut kavramları ve bunların birbirleriyle ilişkilerini anlama ve kullanma yeteneği.

Taurin yetersizliği retinopatisi : Taurin yetersizliğine bağlı oluşan retina dejenerasyonu. Tüm türlerin retinasında baskın serbest amino asit olmasına karşın, yetersizliğinin yol açtığı retina dejenerasyonuna sadece kedilerde rastlanır.

Temel yetenekler : Anlak bileşenlerinin sayısını azaltmak üzere etken çözümlemesiyle birbirinden ayrılan ve anlağı oluşturduğu varsayılan başlıca etkenler.

Tepki yeterliği : Canlının, tepkiyi uyaran bir durumda, güdü ya da gereksinmelerine uygun değişiklikler yapabilmesi.

Tiyamin yetersizliği : İnsanlarda, tek mideli hayvanlarda veya buzağı ve kuzularda tiyaminin veya B1 vitamininin gıdalarla yetersiz alınması, sentezinin bozulması veya sindirim kanalında parçalanması sonucu biçimlenen, tek midelilerde beynin birçok nükleusunda çift taraflı bakışımlı nekroz odakları, geviş getirenlerde ise beyin ödemi ve beyin kabuğunda nekroz odaklarıyla belirgin, göz seğirmesi, bakar körlük, şaşılık, başı geriye atma ve klonik kas kasılmalarıyla belirgin ilerleyici bir beslenme hastalığı, hipotiyaminozis, B1 vitamini yetersizliği, nörin yetersizliği. Tilki ve vizonlarda Chastek felci, insanlarda beriberi olarak adlandırılır. Geviş getirenlerde az görülmesi ihtiyaçlarının azlığındandır.

Tutumsal yeterlik : Bir ülkenin bir başkasına gerekseme duymadan kendi yağı ile kavrulması (yaşaması).

Uyma yeteneği : Bireyin toplum ya da çevreden gelen uyaranlara, davranışlarını başarılı olarak uydurma gücü. Bireyin çevresel etken ve değişkenliğe ayak uydurma gücü.

Üstün yetenekli : Herhangi bir yetenek türü ya da genel yetenekte nüfusun ancak % 2'sinde rastlanabilen bir üstünlük gösteren kişi.

Vergi ödeme yeteneği kuralı : Kişilerin akçalı güçleri oranında vergilendirilmesi kuralı.

Vergi yetenekliliği : Vergi yöntemi yasasında belirtilen temellere göre yaptıkları çeşitli işlemler nedeni ile vergi ödemekle yetenekli ve yükümlü kılınanların durumu.

Yansıtım yeteneği : Bir örneğin, içinden seçildiği anaevrenin ayrıtlarını yinelemesi ya da yanlılığa yol açmadan yansıtması.

Yapımda uygulama yeteneği : Elde edilen bir yeniliği yapıma uygulama yeteneği.

Yarı yetenekli işçi : İşinde az çok beceri gösterebilen işçi.

Yavru zarı bağlantılarının yetersiz involüsyonu : Köpeklerde, doğum sonrası dönemde, yavru zarlarının döl yatağına bağlandığı alanlarda, döl yatağının küçülmesinde ve eski normal görünümüne ulaşmasındaki yetersizlik.

Yemden yararlanma yeteneği : Yemden yararlanma oranı.

Yeni doğanların bakır yetersizliği : Enzootik ataksi.

Yeniden yeterlilik : Yetersiz görülen koşucu ve yöneticilerin, yönetmeliklerde belirtilen duruma uydukları anlaşıldıktan sonra, kendilerine yine yeterlilik tanınması.

Yete vurmak : At, eşek, katırda arka ayak ön ayağa çarpmak, yaralamak.

Yetebilme : Yetebilmek durumu.

Yetebilmek : Yetme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Yetecekçe : Yetecek kadar, kâfi miktarda.

Yetek : Küçük delgi, matkap. Amaç.

Yetelik : Yetecek kadar.

Yetemeli : Kavgacı, haylaz. Atın ön bacakları arasındaki nişan.

Yeten : Herkes. Süresi dolan, günü gelen kimse: Yatan ölmez yeten ölür. Yetişen, ulaşan. Olgun, olgunlaşan. Süresi dolan, günü gelen. Tüm canlılar, herkes.

Yetence : Tutum.

Yetenek ölçeri : Bireylerin herhangi bir eğitim ve uygulamada gösterecekleri başarı düzeyini kestirmek üzere kavrama ve iş başarma sığasını ölçüye vuran ölçer.

Yetenek rantı : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. karşılığı kıtlık rantı.

Yetenek sapmalı teknolojik değişme : Yetenekli işgücünün göreli ücret oranlarının yükselmesine rağmen, yetenekli işgücünün toplam işgücüne oranındaki ve işgücü kalitesindeki artışın teknolojik değişmeyi hızlandırmasına dayanan ve İlk kez E. Berman, J. Bound ve S. Machin tarafından sanayi düzeyinde görgül çalışmayla saptanan teknolojik değişme.

Yetenek yaklaşımı : Bireyin kendi yeteneklerini farkederek, bu yeteneğini kullanarak kendisi için en yüksek doyumu elde edeceği alanı özgürce seçmesine olanak sağlayan böylece bireysel gönenci iktisadi gelişmenin merkezine oturtan ve Amartya Sen tarafından geliştirilen kalkınma yaklaşımı.

Yetenekler : Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. Dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri.

Yetenekli işçi : Belirli bir becerisi ve yeteneği olmakla beraber usta durumuna gelemeyen işçi.

Yeteneklice : Yetenekli bir biçimde.

Yeteneksiz işçi : Başladığı işte henüz bir yeteneği olmayan ve beceri göstermeyen işçi.

Yeteneksizce : Yeteneksiz bir biçimde.

Yetener : Olgun erkek.

Yeter ancak : Artık yetişir: Yetişir artık:.

Yeterce uyak : Bir sesli ile ondan sonra gelen bir sessizden ibaret olan uyak.

Yeterge : Yetecek kadar: Bu yıl yetergesi kadar yağmur yağmadı.

Yeterkız : Arka arkaya doğan kız çocuklarından sonra erkek çocuk olması dileğiyle verilen bir isim.

Yeterli büyüklük : Gözlem yapılan örnek evrenin aynı büyüklükte başka evrenlerde belirecek ayrıtları yansıttığına güven uyandırabilmesi için ulaşması gereken sayısal boyut. bk. örnek büyüklüğü.

Yeterli koşul : Gerektirmesinde q önermesine göre p önermesi.

Yeterli örneklemdeğer : (Kuramsal istatistik) olasılık yoğunluk işlevli evrenden alınan örneklemi ve örneklemdeğerleri için, koşullu olasılık yoğunluk işlevinin dan bağımsız olmasını sağlayan ömeklem değeri.

Yeterli uyaran : Belirli bir olayı etkin duruma geçirmeye yeten uyarıcı.

Yeterli ündeş : İki sesteşten birinin ad, ötekinin eylem olduğu ündeş. Ör. / Bağda mey içilüp naleler eyler neyler / Sesi çıkmaz acaba bülbül uyur mu n'eyler? bk. ündeş.

Yeterli yarışçı : Yönetmelik kurallarına her yönden uygun görülen yarışçı.

Yeterlik ölçün bölgelemesi : Kimi işleyim kuruluşlarının, toprak kullanımlarının ve yapıların, belirli ölçünlerin ve ayrıntılı koşulların dışına çıkılarak belli kent bölgeleri için onanıp onanamayacaklarını gösteren genel kurallar.

Yeterlik ölçünleri : Bir yerel topluluğu gürültü, duman, toz, koku, kir, gaz, alev, ısı ve sarsıntı gibi tedirgin edici etkilerden korumak amacıyla, işleyim kuruluşlarının açılmasına ve açıldıktan sonra etkinliklerini sürdürmelerine olur verilebilmesinin ön koşulu olarak, söz konusu kuruluşların uymaları gerekli ölçüleri gösteren kurallar.

Yetersiz araç : Ölçüye vurulan konuda bireyler ya da nesneler arasındaki gerçek ayrımların yanı sıra içerdiği sınarların niteliğine bağlı değişkenliği de yansıtan ya da güvenilir ve geçerli ölçümler yapamayan ölçme aracı.

Yetersiz beslenme : Kişi başına tüketilen günlük besinlerden sağlanan ortalama kalorinin gereken niceliğin altına düşmesi durumu. Malnutrisyon.

Yetersiz çelgi : Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi.

Yetersiz ejakülasyon : Sperma gelişinin yetersiz oluşu.

Yetersiz kallus : Kırık bölgesinde oluşan kallus formasyonunun kırığın konsolidasyonu için gerekli oran ve nitelikte gelişmemesi, kallus insuffisant.

Yetersiz kişilik : Anlıksal durumunda ya da düzeninde herhangi bir eksiklik ya da bozukluk söz konusu olmaksızın uygun ve etkili yargılama gücünden yoksun görünüp tuttuğu hiç bir işte başarı sağlayamayan kişi.

Yetersiz paklama : Paklama çözeltisi asitliliğinin ya da paklama sıcaklığının düşüklüğü nedeniyle, yüzeyin, kabuklarından tam arınamaması.

Yetersiz sertleşme : Su verme işlemiyle ulaşılabilecek tüm sertliğe ulaştırmayan sertleşme.

Yetersiz sertleşmiş : Yetersiz sertleşmeye uğramış olan.

Yetersiz sertleşmiş çelik : Yetersiz sertleşmeye uğramış olan çelik.

Yetersiz sertleştirme : Belirli bir uygulamada gereğiyle, bilerek gerçekleştirilemeyen sertleşme işlemi.

Yetersiz soru : Özü ve incelikleri gözden kaçabilecek biçimde sorulan soru.

Yetersiz uyaran : Duyu örgenlerinden birini harekete geçirmekle birlikte, o örgen için düzgülü ve yeterli olmayan uyarıcı.

Yetersizlik anemisi : Beslenme ve eksiklik anemisi.

Yetersizlik duygusu : Çoğu zaman çöküntü durumlarında görülen, kişinin yetenek ve çaba gerektiren hiç bir şeyi başaramayacağı duygusuna kapıldığı durum.

Yetersizlik hastalığı : Beslenme açısından gerekli olan bir şeyin yemle alınmaması veya yetersiz miktarda alınması sonucu ortaya çıkan ve en yaygın olarak da yemlerdeki vitamin veya iz elementler yetersizliklerine atfedilen hastalıklar.

Yetesi : Kâfi miktarda.

Yetesiye : Yetecek kadar.

Yönetim yeteneği : Bir kişinin bir işletmeyi yönetimde gösterdiği yetenek.

Yürütme yeteneği : Bir kişinin bir işi çekip çevirmede gösterdiği yetenek.

Beslenme yetersizliği : Çeşitli güçlükler ve yokluklar yüzünden vücuda gerekli olan gıdaların yerinde ve zamanında alınamaması durumu.

Genel yetenek : Bilim, teknik ve sanata ait herhangi bir alanda kişinin bilgi ve becerisini gösteren birikim.

Konuşma yetersizliği : Beklenen düzeyde veya yeterli ölçüde konuşamama.

Mitral yetersizlik : Karıncığın kasılması sırasında kanın kulakçığa geri gelmesi sonucu ortaya çıkan hastalık.

Protein yetersizliği : Yeterli protein alınmaması veya düşük kaliteli proteinlerin alınması sonucu ortaya çıkan, büyümeyi engelleyen, hastalıkların ağır seyretmesine yol açan, kan hücrelerinin yapımını geciktiren ve kansızlığa sebep olan dengesiz beslenme.

Yetenek : Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet, istidat. Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü. Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite. Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır.

Yetenekli : Yeteneği olan, kabiliyetli, istidatlı.

Yeteneklilik : Yetenekli olma durumu, kabiliyetlilik, istidatlılık.

Yeteneksiz : Yeteneği olmayan, kabiliyetsiz, istidatsız.

Yeteneksizlik : Yeteneksiz olma durumu, kabiliyetsizlik, istidatsızlık.

Yeter : İhtiyacı karşılayacak kadar olan, kâfi. ünl. “Kâfi, yetişir, yeterli” anlamlarında bir söz.

Yeter sayı : Bir toplantının, bir oturumun açılabilmesi için orada bulunması gereken üye sayısı, nisap.

Yeterince : Gerektiği kadar, gereğince, istenildiği kadar, yeter sayıda, kararında.

Yeterli : Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgisi olan, kifayetli, ehliyetli. Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan. Bir görevi, işlevi yerine getirme gücü olan, etkisi olan.

Yeterli beslenme : Vücudun yaşaması ve çalışmasını sürdürebilmesi için gerekli enerjinin karbonhidrat, yağ ve proteinlerden sağlanması işi.

Yeterlik : Yeterlilik.

Yeterlik belgesi : Belli bir alanda uzman olunduğunu belirten belge.

Yeterlik eğitimi : Bir görev dalında veya belli bir konuda ön bilgili ve yetenekli kişilerin, bu bilgi ve yeteneklerini güçlendirmeye yarayan eğitim.

Yeterlik fiili : Olumlusu, herhangi bir fiilin -e zarf-fiil eki ve bilmek fiil kökünün birleşmesiyle ortaya çıkan ve yeterlik kavramı veren, olumsuzu ise herhangi bir fiilin -e zarf-fiil eki ile -me olumsuzluk ekinin birleşmesiyle oluşan ve yetersizlik kavramı veren birleşik fiil: Söyleyebilmek, yapabilmek, yapamamak gibi.

Yeterlik önergesi : Bir konu üzerindeki konuşmaların yeterli olduğunu bildirmek için toplantı başkanına verilen yazı.

Yeterlik sınavı : Devlet görevlisi olarak alınmada ve bu görevde yükselmede uygulanan sınav. Üniversitede doktora derslerini başarıyla tamamladıktan sonra doktora tezi alabilmek için girilen sınav.

Yeterlilik : Yeterli olma durumu, yeterlik. Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgi, ehliyet, yeterlik. Görevini yerine getirme gücü, kifayet, yeterlik.

Yetersiz : Gerekli bilgi ve yeteneği olmayan, yeterliği olmayan, kifayetsiz, ehliyetsiz. Verimli olmayan. Eksiği olan, yetecek kadar olmayan. Gereken, istenen niteliği olmayan. İşlevini tam olarak yapamayan (organ, alet vb.).

Yetersizlik : Yetersiz olma durumu, kifayetsizlik.

Zeka yeteneği : Bir kimsenin zihin gücü ve kabiliyeti.

Diğer dillerde Yeşilçürük anlamı nedir?

Osmanlıca Yeşilçürük : yeşilçürük