Yönet nedir, Yönet ne demek

Yönet; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yön.

Uygun, iyi, doğru, yerinde.

[Bakınız: yönelge].

Alnaç.

Yatkın, becerikli.

Düz.

Doğru, uygun.

Yönet isminin anlamı, Yönet ne demek:

Uygun, doğru. İyi, güzel. Uysal. Becerikli, yatkın. Biçim, tarz, usul. Yönet ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Teknik terim anlamı:

Şekil, tarz, usûl, suret, vecih.

Yönet ile ilgili Cümleler

  • Bu uçak en gelişmiş uçuş yönetim sistemlerinden biriyle donatılmıştır.
  • Yöneten seçkinlerin zulmüne karşı direnin.
  • Aachen kenti bağımsız bölge olarak yönetilmiş.
  • Ağrı yönetimi önceliktir.
  • Yönetime bir şans ver.
  • Yönetim kurulu teklifi önümüzdeki salı günü tartışacak.
  • Emekli olan bir yönetici için bir veda partisi düzenlendi.
  • Yöneticinizle konuşmak istiyorum.
  • Ali grubun yöneticisi oldu.
  • Sanırım yönetebiliriz.
  • Yönetim Kurulu oy birliğiyle CEO olarak onu atamaya karar verdi.
  • Yönetimde biraz deneyime sahip birine ihtiyacımız var.
  • Mütevelli Yönetim kurulu yurt dışı holdingleri görevden almak için oy kullandı.

Yönet kısaca anlamı, tanımı

Yöne : Neden. Çıkar yol. Gerçek olmayan

Alan yönetmeni : Yarış alanının giriş çıkışını yardımcılarıyla birlikte düzenleyip denetleyen yetkili. Yumrukoyunu alanının disiplin ve düzeninden sorumlu olan kişi.

 

Alıcı yönetimli değer zincirleri : Büyük perakendeciler, marka pazarlayanlar, markalı imalatçıların gelişmekte olan ülkeler veya geçiş ekonomilerinde merkezkaç bir üretim ağı kurulmasında anahtar rol oynadıkları genellikle giyim, ayakkabı ve mobilya sanayileri gibi kârların, araştırma, tasarım, satış, pazarlama ve mali hizmetlerden kaynaklandığı tüketim malları üretimine yönelik emek-yoğun üretim ağı.

Alıcı yönetmeni : Alıcıyı doğrudan doğruya çalıştıran ve yöneten, alıcı devinimlerini gerçekleştiren, görüntülerin film üzerine saptanmasını sağlayan kimse. Televizyon alıcısını doğrudan doğruya çalıştıran kimse.

Alıcı yönetmeni yardımcısı : Alıcı yönetmenine bütün çalışmalarında yardımcı olan kişi.

Alttan yönetilen kukla : Sahnenin altından yönetilen kukla türü. Örnek : El kuklası.

Aralıkta yönetimli dalgalanma : Döviz kurunun, seçilmiş iktisadi göstergelere ve özellikle ödemeler dengesindeki gelişmelere göre belirlenen sabit bir değerin etrafında geniş sınırlar içinde dalgalandığı sınırların aşılması durumunda hükümetin müdahale ettiği bir tür gözetimli dalgalanma.

Basınçlı yönetme : Hava ya da sıvıların sıkıştırılması yoluyla kimi dizgelerin çalıştırılması işi.

Batkı yönetimi : Batkı örgütünün denetimi altında bu olaya ilişkin tutum ve durumun arıtımıyle ilgili işleri yönetme.

Bilgisel yönetici : Bilme yöneticisi ya da bu yönetici yardımıyla tanımlanan doğrusal olmayan n-li eklem. B bilme yöneticisi ile B* bilinebilme yöneticisi bilgisel yöneticilerdir.

Bina yöneticisi : Binanın tümünden sorumlu kişi.

 

Coğrafi merkezli yönetim : Ana ülke milliyeti egemen olmaktan çıkarılarak yöneticilerin ülke kökenine bakılmaksızın yönetimin tamamen evrenselleştirildiği etnik ve çok merkezli yönetim stratejilerinin karışımı olan bir tür çokuluslu şirket yönetim modeli. karşılığı çok merkezli yönetim, etnik merkezli yönetim, hiyerarşi dışı yönetim.

Coğrafi yönetim : Ana ülke milliyeti egemen olmaktan çıkartılarak yöneticilerin ülke kökenine bakmaksızın yönetimin tamamen evrenselleştirildiği etnik ve çok merkezli yönetim stratejilerinin karışımı olan bir tür çok uluslu şirket yönetim modeli. karşılığı çok merkezli yönetim, etnik merkezli yönetim, farklılaştırılmış hiyerarşik yönetim.

Çok merkezli yönetim : Bağlı şirketlerdeki yöneticilerin, ülkenin dilini kültürünü ve çalışma etiğini eniyi bilen kişiler olduğu düşüncesinden hareketle o ülkeden seçildiği bir tür çokuluslu şirket yönetim modeli. karşılığı coğrafi merkezli yönetim, etnik merkezli yönetim, hiyerarşi dışı yönetim.

Dans yöneticisi : Bir tiyatroda dans topluluğundan sorumlu olan yetkili kişi.

Dans yönetmeni : Bale gösterisi için dansları düzenleyen sanatçı.

Düzlük yönetmeni : Düzlükteki çalışmaların düzenli biçimde gerçekleştirilmesinden; oyuncuların, figüranların çağrılmasından; görünçlük donatımının yerleştirilmesinden; çevirime hazır duruma geçilmesinden sorumlu olan görevli.

Eğitim yönetimi : Bir eğitim kurumuna ilişkin bütün işlerin denetimi ve yürütülmesi. Okulun, mali ve işletmeyle ilgili konular dışında, öğretmen ve öğrenciler, öğretim programı ve yöntemleri, ders araç ve gereçleri, kılavuzluk, kol etkinlikleri gibi doğrudan doğruya öğretimle ilgili çalışmalarının denetimi ve yürütülmesi.

Etkili yol yönetimi : Birbirinden bağımsız, fakat birbiriyle ilişkili etkinlikler içeren geniş bir projenin yürütülmesi ve zamanlamasında kullanılan planlama yöntemi.

Etnik merkezli yönetim : Bir ülkede geçerli olan yönetim stratejilerinin diğer ülkelerlerde de geçerli olduğu ilkesinin benimsendiği bir tür çokuluslu şirket yönetim modeli. karşılığı coğrafi merkezli yönetim, çok merkezli yönetim, hiyerarşi dışı yönetim.

Ev yönetimi : Ailenin toplumsal ve ekonomik yaşayışını istenilen düzeye çıkarabilmek için özdeksek ve tinsel olanaklardan en iyi biçimde yararlanmanın yollarını araştıran ve bu konuda beliren sorunlarla uğraşan bir öğretim alanı. Genellikle kız öğrencilere bir ev kadınının yapmakta olduğu işlere ilişkin temel bilgi ve becerileri kazandırmak amacıyla kimi okul programına konulan ders.

Fakülte yönetim kurulu : Dekanın başkanlığında, öğretim görevi başında bulunan bir önceki dekanla, dekan yardımcılarından, fakülte kurulunca üç yıl için seçilecek üç profesör ve iki doçent ile bir asistan temsilcisinden oluşan, tüzük ve yönetmelik hükümlerinin ve fakülte kurulu kararlarının yerine getirilmesini sağlayacak önlemleri almakla görevli kurul.

Farklılaştırılmış hiyerarşik yönetim : Geleneksel hiyerarşiye bağlı olmaksızın toplam kalite yönetim stratejilerinin dikkate alınarak yöneticilerin birlikte çalıştığı bir tür çokuluslu şirket yönetim modeli. karşılığı coğrafi yönetim, etnik yönetim.

Finans yöneticisi : Bir işletmede para, kredi ve döviz ile ilgili işleri yürütmekle görevli yönetici.

Gebelik ve doğum yardımları yönetmeliği : Güvence örgütü ya da işverence güvenceli kadına gebelik ve doğum olaylarında yapılacak yardımları koşulları ve nicelikleriyle kapsayan yönetmelik.

Genel yönetici : Bir tiyatronun yönetsel piramidinin en üstündeki kişi. Sanatsal işlerin değil, yönetsel işlerin baş sorumlusu.

Genel yönetim giderleri : İşletmenin yönetimi için zorunlu olan, ancak ne üretim ne de pazarlama ve satış işleriyle doğrudan doğruya ilgili bulunmayan işlemler için yapılan giderler.

Geniş yönetim bölgesi : Kimi ülkelerde uygulanan geniş, ıssız, az çok özerk ya da kendine özgü toplumsal tüzüğü olan yönetim bölgesi.

Genörgütsel yönetim : Genörgütlerin büyük yer tuttuğu yönetim biçimi.

Giysi işleri yöneticisi : Tiyatronun giysiye ilişkin işlerinden sorumlu kişi.

Görüntü yönetmeni : Alıcı devinimlerinin düzenlenmesinden, görünçlüğün aydınlatılmasından, görüntülerin yönetmenin isteklerine uygun biçimde sağlanmasından, alıcı takımının denetiminden sorumlu kimse.

Gösterim yönetmeliği : Gösterimin hangi koşullar içinde yapılacağını, izlencenin nasıl ve hangi filmlerden oluşacağını düzenleyen yönetmelik.

Güvenli yönetici : Bir vakfın yönetimi kendisine verilmiş olan kişi. İnanılır ve güvenilir yönetici.

Güvenlik yönetmeliği : Sinemalarda yangın ya da başka olaylara karşı alınması gerekli güvenlik önlemlerini sıralayan yönetmelik.

Hakkı tümleyen biçimsel yönetim işlemi : Bulgu belgesi almak için, başvurmadan sonra yapılan işlem.

İç yönetik : İç nesne anlamdaşı.

İkinci takım yönetmeni : İkinci takımın çalışmasından sorumlu yönetmen.

İlkel yönetici : Aynı türden olan, başka bir deyişle aynı almaşıklık bağıntısına dayanan bütün yöneticileri tanımlamağa yarayan birli yönetici. İlkel yönetici olarak genellikle bütünsel birli yönetici ya da bunun ikilisi olan bölümsel birli yönetici seçilebilir. Örn. Kipsel mantığın ilkel yöneticisi olarak imi, ödevsel mantığın ilkel yöneticisi olarak da Ö imi seçilebilir.

İlköğretim yönetmeni : Bir ilçede bulunan ilkokullar ile köy okullarının yönetimle ilgili işlerine bakan ve aynı zamanda bir ilkokulun yönetmenliğini de yapan yönetici.

İnsan kaynakları yönetimi : Başarımı artırmak amacıyla işletmenin yapı ve stratejisiyle tutarlı işgücünün bulunması, seçilmesi, eğitilmesi ve denetlenmesine yönelik etkinlikler.

İşletme yönetimi : İş adamı veya iş kadınının bir işletmeyi yönetmesi.

İşlik yönetimi : Bir işliğin çalışmalarının düzenlenmesi, bu çalışmaların yürütülmesi.

İşlik yönetmeni : İşliğin yönetimini üstlenen kimse.

Karmaşık yöneticiler mantığı : Birden çok sayıda ilkel yöneticisi olan yöneticiler mantığı dizgesi. Örnek: Bilgisel ile sanısal yöneticileri ya da kipsel ile ödevsel yöneticileri olan mantık dizgeleri.

Kent yönetim kurulu : Kent başkanının başkanlığında, bir bölümü kent genel kurulunun kendi üyeleri arasından seçilmiş kişilerden, bir bölümü de kent yönetiminin atanmış kimi görevlilerinden, oluşan ve kent genel kurulunun toplanık olmadığı süreylerde onun adına iş gören sürekli kurul.

Kent yönetimi : I - İl, kent, kasaba ve köy gibi yerleşim birimlerinde yaşayanların ortak yerel gereksinmelerini karşılamakla görevli; kamusal tüzel kişiliği bulunan ve vargı örgenlerini halkın seçmiş olduğu bir yerel yönetim birimi. Bir kentin yönetilmesi işi.

Kent yönetmeni dizgesi : Kentin tüm yönetim sorumluluğunun, adına "kent yönetmeni" denilen, Kent Genel Kurulu'nca atanan, uygulayım yetenekleri bulunan deneyimli bir kişiye verilmesine olanak sağlayan yerel yönetim biçimi. bk. kurul -yönetmen dizgesi.

Kısımlı yönetir : Bazı dillerde, örnekleyin fransızcada, bizim belirsiz nesne (nekre) dediğimiz hale kargılık olabilen yönetik.

Kipsel yönetilen : Kipsel bir yöneticinin ilişkin olduğu yönetilen deyim. Örnek: p biçimindeki bir önermede p kipsel yönetilendir.

Konuk yönetmen : Başka bir ülkeden, kentten ya da tiyatrodan gelerek sahneye oyun koyan yönetmen.

Koro yönetmeni : Koroyu yöneten ve kendi korosuyla bir müzik yapıtını yorumlayıp uygulayan sanatçı.

Koşu yeri yönetmeni : Kır koşularında, koşu yeri ile yazman yargıcılarının denetiminden sorumlu yönetmen.

Koşullu yönetim : Hükümdarın başında bulunduğu bir yürütme organının yanında, yasama yetkisini kullanan bir parlamentosu da olan yönetim biçimi.

Kötü yönetim : Sû-i idâre.

Kurul yönetmen dizgesi : Kent genel kurulunun, kendi üyeleri dışında, bilgi, beceri ve deneyimini göz önünde tutarak atadığı ve kendisine karşı sorumlu bir yönetmenle işlerin birlikte yürütüldüğü bir yerel yönetim biçimi, bk. kent yönetmeni dizgesi.

Kütük yönetimi : Bir bilgisayar işletim dizgesinin, dış belleklerde saklanan veri kaynaklarını yönetmesi.

Mali yönetim : İşletmenin mevcut fonları ile gereksinim duyduğu fonları en uygun koşullarda sağlama, bu fonların değerini koruma ve etkin biçimde kullanımını gerçekleştirme.

Mantıksal kipsel yönetici : Evrensel almaşıklık bağıntısına dayanan kipsel yönetici. Örnek: Mantıksal zorunluluk yöneticisi, mantıksal olanaklılık yöneticisi.

Merkezden yönetim : Eğitim etkinliklerinin düzenlenmesi ve yönetilmesi konusunda genel siyasanın saptanması, denetim ve işletmeyle ilgili işlerin yürütülmesi bakımından en büyük sorumluluğu devletin ya da ulusal hükümetin üzerine aldığı yönetim biçimi. Yetkilerin bir kurumun merkez yönetiminde toplandığı ve kararların merkezden alt birimlere iletildiği yönetim biçimi. karşılığı yerinden yönetim.

Merkezi yönetim bütçesi : 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Yasası’na göre I sayılı cetveldeki Genel bütçeli, II sayılı cetveldeki özel bütçeli ve III sayılı cetveldeki düzenleyici ve denetleyici kurumların bütçelerinden oluşan bütçe.

Milli eğitim yönetmeni : İl milli eğitim örgütünün başı olan, bu yetkiyle il sınırları içindeki bütün eğitim ve öğretim çalışmalarını düzenleyen, denetleyen kimse.

Minder yönetmeni : Orta ve yan hakemlerinin çalışmalarını, verilen kararların doğruluğunu gözetleyen ve yönetmeliklere aykırı karar verildiği zaman düzelten yönetici.

N li yöneten deyim : N sayıda düzgün deyimden bir düzgün deyimi oluşturan ya da başka bir deyişle dizimsel türü biçiminde olan yöneten deyim.

Okul yönetimi : Öğretim çalışmalarının düzenlenmesi ve değerlendirilmesi, bütçenin hazırlanması, verilen ödeneğin harcanması, okul binasının bakımı ve benzerleri işlerin tümüne verilen ad.

Orkestra yöneticisi : Bir filmin müziklendirilmesinde ya da bir televizyon dinletisinde orkestrayı yöneten kimse.

Orkestra yönetmeni : Orkestrayı yöneten, bir müzik yapıtını yönettiği orkestra ile yorumlayan ve uygulayan sanatçı.

Ortaklık yönetimi : Siyasal partiler arasında, hiç olmazsa belli bir süre için birlikte ülkeyi yönetmek üzere gerçekleştirilen birleşim.

Oyuncu yönetici : Aynı zamanda tiyatroyu yöneten oyuncu için kullanılan terim.

Oyuncu yönetmen : Oyunculukta ün yapıp aynı zamanda yönetmen olarak tanınan sanatçı için kullanılan terim. Örnek : Max Reinhardt. Bir oyuncunun aynı zamanda bir tiyatroyu yönetmesiyle aldığı ad. Bizde özel ve ödenekli tiyatrolarda böyledir.

Oyuncu yönetmen yardımcısı : Oyuncu yönetmenine çalışmalarında yardımcı olan kimse.

Oyuncu yönetmeni : Oyuncuların bulunması, seçimi, figüranların sağlanması, deneme filmlerinin çevrilmesi, sınamaların yapılması, çevirim sırasında figüranların yerli yerinde bulundurulması gibi işlerle uğraşan kimse.

Ödeneklik yönetim denetimi : Ödenekliğin uygulanılmasında yetkili yönetim kuruluşlarınca yapılacak denetleme.

Ödevsel yönetici : Ödev ile izin yöneticisi ya da bunlar yardımıyla tanımlanan doğrusal olmayan n-li eklem. yasak yöneticisi.

Özeksel yönetim : Her işin tekbir merkeze bağlı olarak yürütüldüğü yönetim.

Özeksiz yönetim : Yerel işlerin, merkeze sorulmadan yerel orunlarca yürütüldüğü yönetim.

Özekten yönetim : Yürütme erkinin bir ülkenin başkentinde alakonulmasını, yerel yönetim birimlerine vargı özerkliği tanımamayı, gerektiren yönetim anlayışı. Bu anlayışın başat olduğu bir yönetim biçimi.

Portföy yönetimi : Bir portföyün risk, likidite ve getiri tercihleri doğrultusunda, portföy sahibinin kendisi ya da yetkilendirdiği bir yönetici veya finansal kurum tarafından yönetilmesi. Portföy yatırımının risklerinin dengelenmesi ve bir ülke veya kesimde yoğunlaşmasının önlenmesi.

Program tanımlı merkezi yönetim bütçe faiz dışı dengesi : Program tanımlı merkezi yönetim bütçe gelirleri ile program tanımlı merkezi yönetim bütçe faiz dışı harcamaları arasındaki fark.

Program tanımlı merkezi yönetim bütçe faiz dışı fazlası : Program tanımlı merkezi yönetim bütçe gelirlerinin program tanımlı merkezi faiz dışı bütçe harcamalarından büyük olması, diğer bir deyişle program tanımlı merkezi yönetim bütçe faiz dışı fazlasının pozitif olması durumu. Bu büyüklük IMF’nin önerdiği iktisadi programlarda borçların çevrilebilirliğini gösteren bir başarım ölçütü ve Maliye Bakanlığı kamu hesapları bülteninde yayımlanan merkezi yönetim bütçe faiz dışı fazlasından farklı bir bütçe büyüklüğüdür.

Program tanımlı merkezi yönetim bütçe gelirleri : Merkezi yönetim bütçe gelirlerinden faiz gelirleri, Merkez Bankası kârı, yeniden değerleme ve devredilen özel gelirler, kamu bankaları kâr payı gelirleri, özelleştirme gelirleri, konsolide kamu kesimine borç verme-geri ödeme kalemi ve darphane para basım geliri toplamının düşürülmesiyle elde edilen bütçe büyüklüğü.

Program tanımlı merkezi yönetim bütçesi faiz dışı harcamaları : Merkezi yönetim bütçe harcamalarından risk hesabının düşürülmesi ile sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan nakit aktarım farkının ve konsolide kamu kesimine borç verme-geri ödeme kaleminin eklenmesiyle elde edilen harcamalar.

Saltıkçı yönetim : Bir kişi, küçük bir küme ya da bir siyasal partinin denetim dışı yönetimi.

Sanat yöneticisi : Bir tiyatronun sanat işlerindeki baş yürütücüsü. Tiyatronun sanat etkinliklerini düzenlemede söz sahibi olan baş kişi Sanat alanında sorumluluk ondadır ve bağımsız olarak karar verir. Oyuncuların sözleşmelerinde ve yönetmenin seçiminde onun onayı zorunludur.

Sanat yönetmen yardımcısı : Sanat yönetmenine çalışmalarında yardımcı olan kimse.

Sanat yönetmeni : Bir filmin bezemlerinin hazırlanmasıyla ilgili tüm işleri yöneten kimse. [Bakınız: intendant].

Sanılabilme yöneticisi : Sanma yöneticisinin ikillisi olan bölümsel bilgisel birli yönetici.

Satış yönetimi : Bir işletmenin satış etkinliklerinin planlanması, yönlendirilmesi ve denetimine yönelik olarak yapılan her türlü etkinlik.

Ses yönetim odası : Bazı işliklerin yönetim odalarında ses için ayrılan bölüm; yayının sesle ilgili yönünün denetlendiği bölüm.

Sınıf yönetimi : Bir öğretmenin, sınıfta, göreviyle ilişkili bütün eğitim ve öğretim etkinliklerini yönetmesi işi.

Sıvılı yönetme kapacı : Sıvı basıncıyla çalışan dizgelerde basınçlı sıvının akış yönünü düzenleyen araç.

Sinema yöneticisi : Bir sinemanın çalışmalarını yöneten kimse.

Sirk yöneticisi : Sirki yöneten sorumlu kişi.

Sirk yönetkeni : Sirkte gösteriler sırasında ve arada müzik parçaları çalan çalgıcıları yöneten kişi.

Sonaşam yönetmelikleri : Uluslararası Çiftekerciler Birliği ya da Ulusal Birlik'çe düzenlenen sonaşam yönetmelikleri.

Söyleşme yönetimi : Bir filmde gerek sınamalarda, gerekse çevirimde konuşmaların gerektiği biçimde gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla oyuncuların hazırlanması, çalıştırılması işi.

Söyleşme yönetmeni : Söyleşme yönetimini gerçekleştiren kimse.

Sözlendirme yönetmeni : Sözlendirme çalışmalarını yöneten kimse.

Stok yönetimi : Mevcut stoğun korunması ve bundan en verimli biçimde yararlanılması amacıyla avlama yöntem ve araçlarının plana dayalı olarak uygun biçimde kullanılması.

Sulak alan yönetim planı : Sulak alanların akılcı kullanımını sağlamak üzere koruma, kullanım, araştırma, izleme ve denetim gibi etkinliklerin ve tedbirlerin tümünü bütüncül bir yaklaşımla tanımlayan planlar.

Süre yönetmeni : Süre yargıcılarının görevlerinden, saptanan derecelerin yazılıp yayımından sorumlu yargıcı.

Sürekli yönetmen : Bir tiyatroda sürekli olarak sahneye uygun oyun koyan yönetmen.

Süresel yönetici : Olmuş ile olacak yöneticisi ya da bunlar yardımıyla tanımlanan doğrusal olmayan n-li eklem. hepolmuş yöneticisi, hepolacak yöneticisi.

Tanıtı yöneticisi : Büyük yapımevlerinde tanıtı bölümünü yöneten kimse.

Tek yönetici : Bir kuruluşu işçilerin ya da işçi sendikalarının yardımı olmadan tek başına yöneten kişi.

Teknik yönetmelik : 551 sayılı Markalar Yasası'nın 4. maddesine uygun olarak, Birlik markasının kütüğe yazımı ve kullanılması için düzenlenmesi gereken belge.

Tiyatro yönetmeni : Tiyatro işlerinin yürütülmesini denetleyen kimse.

Toplam kalite yönetimi : Mal ve hizmetlerin kalitesini geliştirmeyi, üretim maliyetlerini azaltmayı ve müşteri memnuniyetini artırmayı amaçlayan bütüncül yönetim tekniği.

Uygulayım yöneticisi : Yarışlardan önce, yarış yerlerinin yönetmeliklere uygunluğunu denetleyen görevli.

Uzak veya araçlı yönetik : Başka dillerde, fiile bir edatla bağlanan yönetik.

Uzaktan yönetilen renk değiştirici : İstenilen uzaklıktan ışıldağın üzerine takılmış renkleri değiştirmede kullanılan düzen.

Uzaktan yönetme : Bir alıcının uzaktan çalıştırılabilmesi durumu. Almaçların açılıp kapanmasının, oluk seçiminin, çeşitli ayarlamaların uzaktan yapılabilmesi durumu.

Uzaktan yönetme aygıtı : Bir alıcının uzaktan çalıştırılabilmesini sağlayan aygıt. Bir almacın uzaktan çalıştırılabilmesini sağlayan aygıt. Bir alıcının uzaktan yönetilmesini sağlayan aygıt.

Uzaktan yönetme yuvası : Alıcı ya da almaçta uzaktan yönetme aygıtının bağlandığı yuva.

Üniversite yönetim kurulu : Rektörün başkanlığında, öğretim görevi başında bulunan bir önceki rektörle, rektör yardımcılarından, fakülte dekanlarından ve doğrudan doğruya üniversiteye bağlı yüksek okul yönetmenlerinden oluşan; yasa, tüzük ve yönetmelik hükümleriyle senato kararlarının uygulanmasını sağlayan önlemleri almakla görevli kurul.

Üretici yönetimli değer zincirleri : Otomotiv, uçak sanayii, bilgisayar, yarı iletkenler, ağır sanayi gibi kârların ölçekten ve teknolojik ilerlemelerden kaynaklandığı sermaye ve teknoloji yoğun sanayilerde ulusötesi üreticilerin ileri ve geri bağlantıları içerecek biçimde üretim ağlarının eşgüdümünü sağlamada merkezi bir rol oynadıkları üretim ağı.

Üretim yönetimi : Üretim sürecinin etkin ve dengeli bir biçimde sürdürülmesini sağlamak amacıyla yapılan planlama, uygulama, eşgüdüm ve denetim etkinliklerinin bütünü.

Üst mali yönetici : Mali risklerin yönetimi, mali planlama, muhasebe kayıtlarının tutulması ve denetimi gibi etkinliklerin sorumluluklarını üstlenen, bunları başyöneticiye rapor eden ve genellikle görev yaptığı kurumun yönetim kurulunda üyeliği de bulunan üst düzey yönetici.

Varış yönetmeni : Varış yargıcılarını görevlendirmek, varışları özel çizelgesine geçirmek, varışa ilişkin bütün sorunları çözümlemekle yükümlü başyargıcı.

Veri tabanı yönetim dizgesi : Bir veri tabanının kurulması ve yaşatılması için gerekli yordam ve izlenceleri kapsayan yazılım dizgesi.

Veri tabanı yönetmeni : Bir veri tabanı dizgesini kullanarak, veri tabanının kurulması, yaşatılması, işletilmesiyle ilgili görevleri yürüten ve veri kaynaklarıyla kullanıcı gereksemelerini bağdaştırıp sunulan olanakları kullanıcı çevrelerine tanıtan kişi ya da kişiler topluluğu.

Yakın veya araçsız yönetik : Önleç (Préposition) gibi bir araç olmaksızın fiile doğrudan doğruya bağlı bulanan yönetik.

Yalınç yöneticiler mantığı : Bir tek ilkel yöneticisi olan yöneticiler mantığı dizgesi. Örnek: yalnız ödevsel yöneticileri olan yöneticiler mantığı dizgesi. karmaşık yöneticiler mantığı.

Yapıdüzen yönetmeliği : Kent ve kasabaların düzentasarlarını uygulamak, yapı eylemlerinin bir düzeniçinde ve denetim altında gerçekleştirilmesini sağlamak üzere, her kent yönetiminin genel kurulunca Yapıdüzen Yasasına uygun olarak hazırlanan ve Bakanlıkça onaylanan yönetmelik.

Yapım yönetmen yardımcısı : Yapım yönetmeninin, filmin bütçesini hazırlamak, hesap işlerini yürütmekle görevli baş yardımcısı.

Yapım yönetmeni : Bir filmin yapımını, yapımcı adına doğrudan doğruya yöneten kimse.

Yapımcı yönetmen : Yapımcılık ve yönetmenlik işini birlikte yürüten kimse.

Yapımcı yönetmen oyunluk yazarı : Yapımcılık, yönetmenlik ve oyunluk yazarlığı işlerini birlikte yürüten kimse.

Yarış baş yönetmeni : Yarışın yönetim işlerine bakan baş görevli.

Yarış yöneticisi : Yarışların istenilen düzene uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olan yönetici.

Yarışma yöneticisi : Yarışma izlencelerinde soruları soran, izlencenin düzenli yürümesini sağlayan kimse.

Yaşlılar yönetimi : Toplumsal yaşamı ilgilendiren çeşitli sorunların yaşlı ve güngörmüş erkekler tarafından bir çözüme bağlanması; işlerin, bu erkeklerin oluşturduğu kurullarca yürütülmesi.

Yatay yönetilen kukla : Sahnenin arkasından yere paralel tutulan değneklerle yönetilen kukla türü.

Yeğleme yönetici : Sıkı yeğleme, ilgisizlik, gevşek yeğleme yöneticisi ya da bunlar yardımıyla tanımlanan doğrusal olmayan ikili eklem.

Yerel yönetim birimi : Yerinden yönetim kuruluşlarından herbiri. Ülkemizde, il, kent yönetimi ve köy gibi yönetim birimleri, bk. yerel yönetim.

Yerel yönetim bütçeleri : Yetkileri belirli bir coğrafi alan ve hizmetlerle sınırlı olarak kamusal etkinlik gösteren belediye ve il özel idarelerine ait bütçeler.

Yerel yönetimler birliği : Güçlerini birleştirerek bir ya da birkaç ortak gereksinmelerini daha iyi, daha ucuz ve daha etkin bir biçimde karşılayabilmek amacıyla, yerel yönetim birimlerinin, yasalarda belirlenen biçimlerde, kendi istençleriyle ya da zorunlu olarak bir araya gelerek oluşturdukları ortak yönetim örgütü.

Yerinden yönetimci : Yerinden yönetim yanlısı olan, ademimerkeziyetçi.

Yerinden yönetimcilik : Yerinden yönetimci olma durumu, ademimerkeziyetçilik.

Yersel yönetim ortaklığı : Belediyeler ve yersel yönetimlerce kurulan ortaklık.

Yönetçe : Özenli.

Yönetebilme : Yönetebilmek işi.

Yönetebilmek : Yönetme imkânı veya olasılığı bulunmak. Yönetmeyi becermek.

Yöneti : Yönetme işi.

Yönetici imge : (Adler) Yaşam planının temelini oluşturan ve kişinin üstünlüğü ile ilgili bir imge. (Gerçeklerle bağlantısı çok zayıf olduğu zaman sinirce belirtisi sayılır.).

Yönetici yetki belgesi : Çiftekercileri yetiştirip, spor bakımından düzenleyen ve yönetenlere verilen yetki belgesi.

Yöneticiler mantığı : Temel mantığa bir ya da birden çok sayıda yönetici (doğrusal olmayan eklem) katmakla oluşturulan genleşmiş mantık dizgesi. yalınç yöneticiler mantığı, karmaşık yöneticiler mantığı.

Yöneticiler mantığı çözümleyici kümesi : Yöneticilere ilişkin almaşıklık bağıntılarının gerektirdiği koşulları yerine getiren temel mantıklı çözümleyici küme. kipsel almaşıklık bağıntısı, bilgisel almaşıklık bağıntısı, sanısal almaşıklık bağıntısı, ödevsel almaşıklık bağıntısı, yeğleme almaşıklık bağıntısı, olmuşlu almaşıklık bağıntısı, olacaklı almaşıklık bağıntısı.

Yönetik : Bir cümle içinde bulunan bir kelimenin ve özel-likle bir fiilin, bir Önlecin veya bir artlacın yönettiği (Régir), yani bir hal değişikliğine uğrattığı başka kelime: Eve gelmek, Evden gelmek, Eve karşı, Evle beraber sözlerinde türlü isim hallerinde görülen ev kelimesine Yö-NETIK veya YÖNETİLEN KELİME (Mot ré-gi), gelmek, karşı ve beraber kelimelerine ise YÖNETEN KELİME (Mot régissant) denir.

Yönetilebilme : Yönetilebilmek işi.

Yönetilebilmek : Yönetilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Yönetilen deyim : Bir yöneten deyimin bir araya getirdiği düzgün deyimlerden her biri.

Yönetilen dikey pazarlama sistemi : Ürünün dağıtım kanalının, piyasadaki egemen firmanın denetimi altında bulunduğu dikey pazarlama sistemi türü. karşılığı birleşik dikey pazarlama sistemi, sözleşmeli dikey pazarlama sistemi.

Yönetili fiil : Tümleç alan fiil.

Yönetim bilişim dizgesi : Bir örgütün yönetimiyle ilgili veri kaynaklarını bir dizge bütünlüğü içinde toplayıp örgütün gündelik işlerine bilgi işlem desteği sağlayan, özellikle türlü düzeylerdeki yönetim katlarına taktik ve stratejik kararlarını başarılı kılacak nitelikte sürekli bilgi akıtmayı amaçlayan bilişim dizgesi. Bir yönetim bilişim dizgesi personel, stok denetim, sayışım, üretim, satınalma, pazarlama ve benzerleri altdizgelerden oluşabilir. YBD.

Yönetim denetliği : Denetliğin yönetimde kullanılanı.

Yönetim düzenleşimi : Eğitim hizmetinin görülmesine ve istenilen sonuçların elde edilmesine yarayan kuruluşlar, araçlar. Bir eğitim kurumunun ya da dizgesinin denetimi ve yönetiminde baş vurulan değişmez, çok kez kendiliğinden işleyen kural ve uygulamaların tümü.

Yönetim giderleri : Bir kuruluşun izlenim ve yönetimi için gerekli olan genel giderler, yolluklar, görevli aylıkları, kira, telefon, kırtasiye benzeri gibi yönetim giderleri.

Yönetim kenti : Başat işlevi, bir ülkenin yönetimi ve yönetki kuruluşlarını barındırmak ve onlara ilişkin etkinlikleri yerine getirmek olan kent. bk. yönetim özeği.

Yönetim masası : Yönetmenin ya da resim seçicinin, yönetim odasında resimleri seçip birleştirdiği masa. (Çeşitli kaynaklardan gelen resimler, yönetim denetliğinde izlenerek seçilir ve bu masada birleştirilir. Çeşitli kurgu işlemleri ve görsel etkiler de bu masada gerçekleştirilir).

Yönetim odası : Düzlüğü yüksekten görebilen ve düzlükten camlı bölmeyle ayrılmış oda. (Yönetmen, izlenceyi bu odadan yönetir. Yönetim odasında, yönetmenin önünde yönetim masası, bu masanın üstünde sıralanmış denetlikler yer alır. Düzlükteki alıcılar ile çeşitli resim kaynakları bu masaya ve denetliklere kablolarla bağlıdır. Yönetmen, denetlikler yardımıyla, çeşitli kaynaklardan gelen resim ve sesleri izler, seçer, seçtirir, bunları akıcı biçimde birbirine bağlar).

Yönetim örgütü : Bir okul örgütünün gereği gibi yönetilmesi, eğitim amaçlarının en iyi biçimde gerçekleştirilmesi ve görevliler arasında uyum ve işbirliğinin sağlanması için ödev ve sorumlulukların bilinmesi, çalışanlar arasındaki ilişkilerin belirlenmesi bakımından tasarlanıp geliştirilen kuruluş. Bir eğitim kurumunun çalışmalarını düzenlemek, yürütmek ve yönetmekten sorumlu olan görevliler.

Yönetim özeği : Başat özelliğini, yönetim görevlerinin oluşturduğu kent. bk. yönetim kenti.

Yönetim riski : Yöneticilerin etkin olmayan karar ve fon yönetim biçiminin hissedarlara, şirkete veya şirketin bağlı olduğu gruba zarar verme riski.

Yönetim siyasası : Bir eğitim kurumunun, bir okul örgütünün yönetiminde bütün görevlilerin izleyecekleri ilkeler ile uyacakları kuralları kapsayan temel görüş. Yetkili makam ya da kurullarca saptanan ve uygulayıcılarca değiştirilmesi söz konusu olmayan yönetim tutumu.

Yönetim sözleşmesi : Özel kesim veya özelleştirme programına alınan firmalara profesyonel yönetim hizmetleri sağlamak üzere, daha çok gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş ülkelerdeki büyük firmalar arasında yapılan anlaşmalar.

Yönetim yapıları : Üretim ve yapım işlerinin yönetimi amacıyla içerisinde çalışılan ve içlerinde üretim yapılmayan yapılar.

Yönetim yeteneği : Bir kişinin bir işletmeyi yönetimde gösterdiği yetenek.

Yönetim yöresi sınırı : Bir ülkenin il, ilçe, bucak gibi ikincil yönetim yörelerini belirleyen ve birbirinden ayıran sınır.

Yönetimce düzeltme : Yanlış olarak gerçekleştirilmiş olmalarında kuşku edilmeyen açık ve kesin nitelikteki vergi bozukluklarının doğrudan doğruya yönetimce düzeltilmesi.

Yönetime katılmayan ortak : Anamala pay veren ancak ortaklığın yönetimine katılmayan ortak.

Yönetimsel bilgi işlem : Sayışımda ya da yönetimde kullanılan özdevimli bilgi işlem.

Yönetimsel fiyat : Mal ve hizmet fiyatlarının piyasadan daha çok kamu yetkeleri tarafından belirlendiği fiyat. Mal ve hizmet fiyatlarının istem ve sunum tarafından değil, firma yöneticileri tarafından belirlendiğini ve fiyatların belli bir dönem değişmeden kaldığını ifade eden ve bu anlamda ilk kez Gardner C. Means tarafından kullanılan kavram. (political price) Sosyalist ekonomilerde mal ve hizmet fiyatlarının merkezi planlama yetkelerince belirlendiği fiyat.

Yönetişim : Resmi ve özel kuruluşlarda idari, ekonomik, politik otoritenin ortak kullanımı.

Yönetken : Yönetme yeteneği olan, becekli. Düzenli, tertipli.

Yönetli : Düzgün, yöntemli, düzenli.

Yönetme teli : Uzaktaki bir şeyi yönetebilmek için palangalar üzerinde düzeneksel olarak hareket ettirilen tel.

Yönetmen alıcı yönetmeni : Yönetmenlik ile alıcı yönetmenliğini bir arada yürüten sinemacı.

Yönetmen başyardımcısı : Okulda türlü eğitim ve öğretim etkinliklerinin yönetmeliklere göre yürütülmesinden ve bütün çalışmaların okulun amacına uygun olarak düzenlenmesinden ikinci derecede sorumlu olan, yönetmen bulunmadığı zamanlarda onun görevine bakan yönetici.

Yönetmen yardımcılığı : Yönetmen yardımcısının yaptığı iş.

Yönetsel denetleme : Bir eğitim kurumu ya da örgütü ile ilgili işleri yürütmek ve yönetmek konusunda tanınan yetkinin kullanılması. Yasa, tüzük ve yönetmelik hükümlerinin bir durumun aydınlanması, bir sonuca varılması için bir yönetici ya da kendisine yetki verilmiş bir görevlice uygulanması. Bir okulu ya da bir okul örgütünü yöneten kişiler ya da kurulların ulamalı karar ve eylemleri.

Yönetsel korumanlık : Yerel yönetim birimlerinin, yasal yetkilerini aşmamaları, görevlerini gereği gibi yerine getirmeleri, yurttaşlara sunulan işgörülerin ölçünleri arasında derin ayrılıkların ortaya çıkmaması amaçlarıyla, özeksel yönetime, yerel birimlerin eylem ve işlemleri, vargıları, geçingeleri ve görevlileri üzerinde tanınmış bulunan, onaylama, bozma, değiştirme yetkileri.

Yönetsiz : Beceriksiz, yatkınlığı olmayan. Usûl, âdâp bilmeyen.

Yönetsizlik : Usûl, erkân bilmezlik.

Yönetti : Düzlemdeki bir doğru için, bu doğrunun eğim açısı. Uzaydaki bir doğru için, eksenlerin artı yönleriyle doğru arasındaki açılardan her biri. Bir eğri için, eğrinin teğetinin yöneltisi.

Yönettirme : Yönettirmek işi.

Yönettirmek : Yönetme işini yaptırmak.

Yukardan yönetilen kukla : Kukla sahnesinin yukarısından yönetilen kukla türü. Örnek: ipli kukla.

Yurt yönetimi : Siyâset.

Yurt yönetimine ilişkin : Siyâsi.

Zorbalık yönetimi : Siyasal erki herhangi bir yolla ele geçiren kişi ya da toplumsal kümenin bu erki başına buyruk, baskıcı ve genellikle acımasız bir biçimde uyguladığı siyasal düzen.

Değişim yönetimi : Hızla değişen bir ortamda ayakta kalabilmek ve rakiplerin önüne geçebilmek için şirketin kendini yenilemesi, değişim fırsatlarını çözümleyip ortaya çıkan potansiyeli değerlendirmesi ve en uygun stratejinin belirlenip bunun uygulanması için yeniden örgütlenme ve yapılanma işi.

Kabuk yönetim : İç yapısı belli olmayan, belirsiz kalan yönetim.

Kamu yönetimi : Devletin yönetim faaliyetlerinin yararlı ve verimli bir biçimde düzenlenmesiyle uğraşan bilim dalı, kamu idaresi, amme idaresi.

Kriz yöneticiliği : Kriz yöneticisinin yaptığı iş.

Kriz yöneticisi : Zorda kalan işletmeye belirli bir sürede yardım ederek sorunu çözen deneyimli kimse.

Kriz yönetimi : Bir ülkenin karşılaştığı ulusal, uluslararası herhangi bir sorun veya doğal afet durumlarında sorunun en az zararla atlatılabilmesi için konunun uzmanlarından oluşturulan kurul. Bir ülkenin karşılaştığı ulusal, uluslararası herhangi bir sorun veya doğal afet durumunda sorunun en az zararla atlatılabilmesi için gerekli kararların alınması işi. İşletmelerde hatalı üretim, ham madde sıkıntısı, kalite düşüklüğü, pazarlama vb. sebeplerle ortaya çıkan sorunlu dönemde işbaşına getirilen yöneticilerin yönetme biçimi.

Merkezi yönetim : Yönetme, denetleme ve işletme bakımından yetkinin bir yerde toplandığı yönetim tarzı, merkezî idare.

Ortak yönetim : Koalisyon.

Öz yönetim : Öğretim kuruluşlarında, öğrencilerin yönetmeliklere ve okul kurallarına göre söz ve karar sahibi olmaları ilkesine dayanan yönetim, otojestiyon.

Risk yönetimi : Kurum veya işletmelerin çalışmalarını gerçekleştirirken oluşabilecek risklerin önceden dikkatli ve ayrıntılı bir biçimde tanımlanıp değerlendirilmesi, riskleri ortadan kaldıracak veya en aza indirecek önlemlerin alınması süreci.

Ses yönetmeni : Radyo ve televizyon yayınlarında ses düzenini sağlamakla görevli kimse, tonmayster.

Sivil yönetim : Askerî açıdan bağımlı olmayan yönetim biçimi, sivil idare.

Yerel yönetim : İl, belediye veya köy halkının oradaki ortak yerel gereksinimlerini karşılayan ve genel karar organları oradaki halk tarafından seçilen kamu tüzel kişisi, mahallî idare.

Yerinden yönetim : Merkezî yönetimin bazı hak ve yetkilerinin yerel yönetimlerce kullanılması, ademimerkeziyet.

Yönetici : Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi, idareci, menajer. Bir spor dalında takımların hazırlanması, oyuncunun bakımı, çalışma yerinin sağlanması, yapılacak karşılaşmaların planlanması vb. işlerle ilgilenen kimse.

Yönetici asistanı : Yöneticinin bazı yetkilerini kullanabilen ve üst düzey sorumluluğa sahip olan yardımcı.

Yönetici özeti : Görüşülecek konularda toplantı öncesi yöneticiye sunulan, kısaltılmış açıklamalardan oluşan bilgi notu.

Yöneticilik : Yönetici olma durumu, idarecilik. Yöneticinin görevi, idarecilik.

Yönetilme : Yönetilmek işi.

Yönetilmek : Yönetmek işi yapılmak, idare edilmek.

Yönetim : Yönetme işi, çekip çevirme, idare. Dümen.

Yönetim gideri : Genellikle apartmanlarda, kooperatiflerde yönetimle ilgili işlerin yapılması için toplanan para, ücret.

Yönetim kurulu : Bir kuruluşu yönetmekle görevlendirilmiş kimselerin hepsi, umumi heyet.

Yönetim yeri : Kamu veya özel kurum ve kuruluşların yönetildiği merkez.

Yönetimsel : Yönetimle ilgili, yönetsel, idari.

Yönetiş : Yönetme işi.

Yönetme : Yönetmek işi.

Yönetmek : Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlamak, idare etmek, tedvir etmek. Birinin bir konudaki etkinliğine, çalışmasına yön vermek, birini yönlendirmek. Program ve oyunların yapımını, gerçekleşmesini sağlamak.

Yönetmelik : Bir kuruluşun çalışma yöntemini belirleyen kuralların tümü. Bu kuralların yazılı olduğu belge, talimatname. Yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak amacıyla hazırlanan, düzenleyici kuralların yazılı olduğu resmî belge.

Yönetmen : Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse, müdür, direktör. Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse, rejisör. Bir televizyon programını hazırlayan görevliler arasında eş güdümü sağlayan, onları belli konularda görevlendiren, yayın malzemelerini değerlendiren ve yayının görsel sorumluluğunu üstlenen kişi.

Yönetmen yardımcısı : Yönetmene her konuda yardımcı olmakla görevli kimse, reji asistanı.

Yönetmenlik : Yönetmen olma durumu. Yönetmenin görevi veya yeri.

Yönetsel : Yönetimsel.

Diğer dillerde Yöneşme savı anlamı nedir?

İngilizce'de Yöneşme savı ne demek ? : convergency thesis