Zebras türkçesi Zebras nedir

Zebras ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary went on a safari and saw many animals, such as lions, giraffes, zebras, and hippopotamuses.
Turkish: Ali ve Mary safariye gittiler ve örneğin aslanlar, zürafalar, zebralar ve su aygırları gibi birçok hayvanı gördüler.

English: I had no idea that Tom knew so much about zebras.
Turkish: Tom'un zebralarla ilgili çok şey bildiğine dair bir fikrim yoktu.

English: Zebras and giraffes are found at a zoo.
Turkish: Zebralar ve zürafalar bir hayvanat bahçesinde bulundular.

Zebras ingilizcede ne demek, Zebras nerede nasıl kullanılır?

Zebrass : Zebra. Genç zebra ve genç eşek. Hakem.

Zebrasses : Genç zebra ve genç eşek.

Zebra crossing : Çizgili yaya geçidi. Yaya geçidi.

Mountain zebra : Dağ zebrası. Tek parmaklılar (perissodactyla) takımının, atgiller (equidae) familyasından, 220 cm kadar uzunlukta, 120 cm kadar yükseklikte, 60 cm kadar kuyruğu olan, gövde ve bacakları kara ve ak çizgili, dağlarda toplu halde yaşayan, soyu tükenmekte olan bir memeli türü. zebra.

Zebra : Hakem. Zebra.

Zebrine : Zebraya ait. Zebraya benzer. Zebra gibi.

Zebrawood : Zebra ağacı. Şerit çizgili kereste. Afrika’da yetişen, kerestesinin görüntüsü tıpkı bir zebra derisine benzer şekilde renk geçişlerine sahip olan ve bu nedenle gitar gövdesi kaplamasında veya kapak olarak sıkça kullanılan tonu parlak karakterde, orta ağırlıkta bir ağaç. Kabuğu zebraya benzer bir tür ağaç. Zebraağacı.

 

Zebecks : Üç direkli küçük akdeniz yelkenlisi.

Zebu : Hint sığırı. Zebu. Hint öküzü. Hörgüçlü sığır. Hörgüçlü inek.

Zebus : Hörgüçlü öküz. Hint öküzü.

İngilizce Zebras Türkçe anlamı, Zebras eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Zebras ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Equus : Ekuus. Eşit, benzer, aynı.

Acephalism : Baş yokluğu.

Trash : Budamak. Çöp. Kırıp dökmek. Ayaktakımı. Tahrip etmek. Çerçöpünü ayırmak. Döküntü. Fasa fiso. Hırdavat.

Arbiters : Uyuşmazlığı çözmekle görevli. Yargıcı. Tarafsız kişi. Belirleyici. Efendi. Söz sahibi. Arabulucu.

Arbitrators : Yargıcı. Hakemler.

Arbitral : Hakeme ait. Hakeme havale edilen. Keyfi.

Arbitrager : Arabulucu. Risksiz bir şekilde eşit olmayan fiyatlardan kar etmek için değişik piyasalarda mal veya yatırım araçları alıp satan kimse (finans). Arbitrajcı. Arbitraj yapan kimse. Komisyoncu.

Arbitragers : Arabulucu. Komisyoncu. Arbitrajcı. Arbitraj yapan kimse. Risksiz bir şekilde eşit olmayan fiyatlardan kar etmek için değişik piyasalarda mal veya yatırım araçları alıp satan kimse (finans).

Arbiter : Yargıcı. Söz sahibi. Efendi. Son söz sahibi. Arabulucu. Uyuşmazlığı çözmekle görevli. Belirleyici. Tarafsız kişi.

Dust : Pudra. Tozlanmak. Katıların fiziksel etkilerle ufalanması sonucu oluşan, tane irilikleri yaklaşık bir mikron büyüklüğünde parçacıklar. Toz halinde bir maddeyle kaplamak. Almak. Yanıltmak. Çöp. Toz almak. Serpmek. Pudralamak.

Zebras synonyms : ref, detritus, adjudicators, arbitrator, rubbish, laudator, daysman, foetus, adjudicator, arbitrageurs, acardia, zebrass, fetus, junk, monster, mediator, laudators, acephaly, arbitrageur, acephalia, slack, scrap, zebra, rubble.