Öksü nedir, Öksü ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Ucu yanmış odun parçası.
Öksü ile ilgili Cümleler
- Öksürük uykunu rahatsız ediyor mu?
- Öksürürken, hapşırırken veya esnerken ağzınızı kapatın.
- Öksürüğün var mı?
- Öksürük duydum.
- Ali on üç yaşında öksüz kaldı.
- Öksürüğü duydun, değil mi?
- Ali bütün gece öksürdü.
- Kötü bir öksürüğüm vardı, bu yüzden acı reçete aldım.
- O güne kadar yalnızlığımı pek o kadar duymamıştım, birden öksüz kaldım.
- Öksürüğünüz beni endişelendiriyor.
- Ben öksürüyordum.
- Bir öksürük ve sevgi gizli olamaz.
- Birisi bir kez öksürdü.
- Şimdiye kadar ilk defa bu kadar çok öksürdüm.
Öksü ile ilgili Atasözü veya Deyim
öksürük olmak : öksürük hastalığına yakalanmak.
öksürük tutmak : sürekli ve şiddetli öksürmek.
öksürüp tıksırmak : öksürmek.
öksüz kalmak : anası veya hem anası hem babası ölmüş olmak kimsesiz olmak.
Öksü anlamı, kısaca tanımı
Endojen öksürük : Solunum sistemi mukozasındaki değişiklikler nedeniyle mukozanın aşırı derecede uyarılmasıyla oluşan öksürük
Göğ öksürük : Boğmaca öksürüğü.
Gök öksürük : Boğmaca öksürüğü.
Köpek barınağı öksürüğü : Bulaşıcı trakeobronşit.
Kül öksüzü : Hem anası, hem babası olmayan öküz.
Öksüğü : Ucu yanmış odun parçası.
Öksümek : Göreceği gelmek, özlemek, istemek.
Öksün : Odunundan sarı boya çıkarılan bir çeşit çalı.
Öksürüç : Ağzı ve burnu yuvarlak, kılçığı az bir çeşit tatlı su balığı.
Öksürük kesici : Öksürük refleksini merkezi veya periferik etkileriyle önleyen.
Öksürük krampı : Öksürük nöbeti.
Öksürük nöbeti : Öksürüğün sürekli olması, öksürük krampı. Öksürük nöbeti larengotrakeitis olaylarında ortaya çıkar.
Öksüt : Ökse, kapan. Kayseri ilinde, Develi belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Öksüz balığı : Kemikli balıklardan, kırlangıç balığıgiller (Triglidae) familyasından, 60 cm kadar uzunlukta olabilen, pembe renkli, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Marmara Denizinde yaşayan bir tür. (Trigla lyra,) Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının kırlangıçbalığıgiller (Triglidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 40-60 cm. Pembe renklidir. Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Marmarada yaşar.
Öksüz barmak : Serçe parmakla orta parmak arasındaki parmak.
Öksüz çocuk düşlemesi : Ana ve baba ile olan duygusal gerilimler sonucu gizli gizli onların üvey çocukları olduğunu kurma.
Öksüz iyeğü : Küçük iyeği kemiği.
Öksüz sergen : Kısa raf.
Öksüzali : Çiğdeme benzer, beyaz ya da mor çiçek açan bir kır çiçeği, kardelen.
Öksüzce : Çiğdem. Kesilmiş ineğin kürek eti. Değirmen oluğunun içine kaçan şeyleri çıkarmak için bırakılan delik ve kapağı. El ve ayak parmaklarının kenarlarnda çıkan küçük et parçaları, şeytantırnağı.
Öksüzce bağır : Uykuluk, pankreas.
Öksüzçe : Çiğdem.
Öksüzçiğdemi : Çiğdem.
Öksüzdere : Yalnız yağmur zamanı akan dere.
Öksüzdil : Küçükdil.
Öksüziğne : Balık tutmaya yarayan, misinanın ucundaki iğne.
Öksüzle : Kuzey.
Öksüzler : Çorum şehrinde, Seydim bucağına bağlı bir yerleşim birimi. İzmir ilinde, Yuntdağ bucağına bağlı bir bölge. Kütahya şehri, Tavşanlı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Öksüzlersofrası : Halka biçiminde dizilmiş yıldızlar kümesi.
Öksüzlü : Kahramanmaraş şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Manisa kenti, Demirci ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Osmaniye şehri, Kadirli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Öksüzoğlan : Çiğdeme benzer, beyaz ya da mor çiçek açan bir kır çiçeği, kardelen. [Bakınız: kardelen].
Öksüzoğlançiçeği : Çorap boğazbağı gibi elörgülerinde görülen bir motif. (Yenikent Aksaray Niğde).
Öksüzoğlançiğdemi : Afyon bitkisi.
Öksüzpalan : Yavaş yavaş yağan kar.
Öksüzparmak : Araba tekerleğinde ağaç parmaklar arasında görülen demir çubuklardan herbiri. (Ortayazı Senirkent Isparta).
Öksüztakkası : Lapa lapa yağan kar.
Öksüzuşağı : Elâzığ şehri, Hankendi bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Öksüzyamalığı : Lapa lapa yağan kar.
Spontan öksürük : Kendiliğinden oluşan öksürük.
Suni öksürük : Muayene eden tarafından oluşturulan öksürük, teşvik öksürüğü.
Teşvik öksürüğü : Suni öksürük.
Yabancı cisim öksürüğü : Solunum sistemi mukozasına yabancı cisimlerin etkisiyle oluşan öksürük.
Kuru öksürük : Balgam çıkarılmayan öksürük.
Öksürme : Öksürmek işi.
Öksürmek : Solunum yolları zarlarının rahatsızlığı sebebiyle akciğerlerdeki havayı birdenbire ve gürültülü bir sesle dışarı vermek. Öksürtücü bir hastalığa tutulmuş olmak.
Öksürtme : Öksürtmek işi.
Öksürtmek : Öksürmesini sağlamak.
Öksürük : Ciğerlerdeki havanın, solunum organlarının kasılması ve zorlanmasıyla ağızdan gürültü ile çıkması. Üşütme gibi bir sebeple ortaya çıkan göğüs hastalığı.
Öksürük otu : Gövdesi pullarla kaplı, sarı çiçekli, ekin tarlaları için zararlı, çok yıllık ve otsu bir bitki (Tussilago farfara).
Öksürük tıksırık : Sık sık öksürme.
Öksürüklü : Öksürüğü olan, sürekli öksüren. Hastalıklı.
Öksürüklü tıksırıklı : Sağlıksız, sağlığı bozuk.
Öksürüş : Öksürme işi.
Öksüz : Anası veya hem anası hem babası ölmüş olan (çocuk). Kimsesiz.
Öksüz anası : Yoksul ve kimsesiz olanları gözeten kadın.
Öksüz babası : Yoksul ve kimsesiz olanları gözeten erkek.
Öksüzdoyuran : Çok büyük bardak, çanak ve bunların içindeki yiyecek ve içecek.
Öksüzlük : Öksüz olma durumu. Kimsesizlik.
Öksüzsevindiren : Değeri az, cicili bicili şey.
Diğer dillerde Ökseotu lekesi anlamı nedir?
Osmanlıca Ökseotu lekesi : ökseotu lekesi

Bu kısımda Öksü nedir? Öksü ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Öksü tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Öksü hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.