Immanity türkçesi Immanity nedir

Immanity ingilizcede ne demek, Immanity nerede nasıl kullanılır?

Immane : Aşırı derecede büyük. Acımasız. Kocaman. İnsanüstü. Hiddetli. Çok büyük. Devasa.

Immanence : Her yerde bulunma. İçkin olma durumu. İçkinlik.

Immanency : Her yerde bulunma.

Immanent : Mündemiç. Her yerde bulunan. Hazır ve nazır. Doğasında olan. Her yerde mevcut. İçkin. Özünde var olan.

Immanently : Her yerde hazır bulunan bir şekilde. Her yerde bulunan bir şekilde. Doğuştan bir şekilde. Doğal olarak. İçkin olarak.

Immanuel kant : Sadece aklın sınırları içinde din ve yargının eleştirisi yazarı. (1724-1804) prusyalı metafizikçi ve filozof. Immanuel kant.

Immaculacy : Mükemmellik. Kusursuzluk. Saflık. Tek renkten oluşma durumu (biyoloji terimi). Tek renklilik. Paklık.

Immaterial : Manevi. Esasa dayanmayan. Konu dışı. Tinsel. Maddi olmayan. Ehemmiyetsiz. Ruhani. Davayı etkilemeyen. Önemsiz.

Immaterial variance : Ehemmiyetsiz varyans. Önemsiz farklılık.

Immaculately : Lekesiz olarak. Mükemmel bir şekilde. Tertemiz bir şekilde. Lekesiz bir şekilde. Hatasız bir şekilde. Tertemiz olarak.

İngilizce Immanity Türkçe anlamı, Immanity eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Immanity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Barbarianism : Zalimlik. Yabanilik. Medeniyetsizlik. Vahşet. Canavarlık.

Heathenism : Pupa feneri. Vahşilik. Dinsizlik. Putperestlik.

Exemption : Bağışıklık. Serbestlik. Muafiyet. Yurda kesin olarak sokulan bir malı, yasaların gümrük vergisine bağlı tutmaması, a. bk. gümrük bağışıklığı. Muaf bırakma. Af. Çürüğe ayırma. Hukuk, gümrük, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Bazı gerçek ve tüzel kişilerin ya da bir bölüm özdeklerin ve malların yasalarla vergi, ödentilerden sürekli ya da geçici olarak bağışık tutulması. belirli bazı olaylarda güvencecinin görülen dokunca karşılığını ödemekle yükümlü tutulmaması. İstisna.

Resistance : Karşı koyma. İçinden elektrik akımı geçen bir iletkenin, bu akıma karşı koyması durumu. Direnme. Karşı çıkma. Patojen mikroorganizma veya suşunun, kemoterapötik ilacın kullanıldığı doz aralığında serumda meydana getirdiği konsantrasyon düzeyinde, ilaç tarafından etkilenmemesi durumu. Tahammül. Karşı gelme. Dayanıklılık. Direnç. Tür, ırk, familya ve bireylerde hastalık etkenlerine ve enfeksiyöz olmayan hastalık sebeplerine karşı vücudun mukavemeti.

Natural immunity : Dışarıdan herhangi bir müdahale olmadan bakteri ve diğer maddelerin nötrofil ve makrofajlar tarafından fagosite edilmesi, ağız yoluyla alınan organizmaların asit ve enzimlerle zedelenmesi gibi canlıların doğuştan var olan, yapısal ve kalıtsal özellikleriyle hastalık yapıcı ve diğer etkenlere karşı genel savunma mekanizmalarıyla karşı koyması. Bir organizmanın antijenlere karşı fagositik hücreleri ile karşı koyması. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Doğal bağışıklama. Doğal bağışıklık. Doğuşta var olan salgılar, kompleman, fagositler gibi hücreler ve moleküllerle sağlanan bağışık yanıt, genetik yapıya bağlı bağışıklık.

 

Savagism : Savajizm. Barbarizm.

Unsusceptibility : Adam sendecilik. Duyarsızlık. Duygusuzluk. Duyarsız olma durumu. Belli bir kuvvet veya birimden etkilenmeme. Vurdumduymazlık.

Acquired immunity : Edinsel bağışıklık. Edinilmiş bağışıklık. Canlıların virüs, bakteri, toksin gibi istilacılara karşı oluşturdukları özgül bağışıklık, edinsel bağışıklık. etkin ve pasif bağışıklık olmak üzere iki tipi vardır. Özgül bağışıklık. Kazanılmış bağışıklık. Kuvvetlendirilmiş direnç (zihinsel, fiziksel, sosyal, vs.). Sonradan kazanılmış bağışıklık, enfeksiyonu geçirerek veya enfeksiyöz etkene karşı antijen veya antikor verilerek oluşturulan bağışıklık, edinsel bağışıklık, özgül bağışıklık. Adli takibata imtiyazlı koruma.

Barbarities : Gaddarlık. Medeniyetsizlik. Kabalık. Vahşet. Vahşilik. Zalimlik. Kıyıcılık. Acımasızlık.

Freedom : İstiklal. İhtiyar. Muafiyet. Açık sözlülük. İnsanların doğa ve toplumun nesnel yasalarını bilinçli olarak kullanabilmeleri, böylece toplumsal gelişmeyi amaçlı olarak gerçekleştirebilmeleri, toplumun da, bireyin de gelişimi için zorunlu olan bütün özdeksel ve tinsel ön koşulları yaratabilmeleri durumu. genel olarak ya da belirli bir konuda kısıtlamalardan bağımsız olma. İrade. Seçme hakkı. Bağımsızlık. Fahri üyelik.

Immanity synonyms : barbarity, hunnishness, barbarism, gothicism, immunogenicity, barbarisms, savageness, savagisms, brutality, atrociousness, status, barbarousness, brutalities, condition, innate immunity.

Immanity zıt anlamlı kelimeler, Immanity kelime anlamı

Susceptibility : Duyarlılık. Etkileniriik. Hastalığa bağışıklık olmaması. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Duyarlık. Suseptibilite. Hassasiyet. Yatkınlık. Uygulanan kıvıl ya da mıknatıs alana göre, özdeğin içindeki bir noktada alanın ne olacağını bildiren katsayı. Alınganlık.

Vulnerability : Hassaslık. Hasar görebilirlik. Korunmasızlık. Korunmasızlık (özellikle iş hukukunda). Hassasiyet. Saldırı veya tenkide maruz olma. Yaralanabilirlik. Yaranabilirlik. Zafiyet. Savunmasızlık.

Immanity ingilizce tanımı, definition of Immanity

Immanity kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The state or quality of being immane. Barbarity.