Imports türkçesi Imports nedir

  • Yabancı ülkelerden ticari amaçlarla ülkeye giren mal veya hizmetler.
  • [#ithal İthalat].
  • Mal girişi.
  • Dışalım.
  • Dış ülkelerden yurda girişi yapılan mallar, a. bk. giriş. belli bir sürede yurda giren malların toplamı.
  • İthal malları.
  • Gümrük alanında kullanılır.

Imports ile ilgili cümleler

English: Japan depends on imports for raw materials.
Turkish: Japonya ham madde açısından ithalata bağımlıdır.

English: He imports clothes from Turkey.
Turkish: O Türkiye'den giysiler ithal etmektedir.

English: Japan imports oranges from California.
Turkish: Japonya Kaliforniya'dan portakal ithal eder.

English: Japan imports a large quantity of oil.
Turkish: Japonya büyük miktarda petrol ithal eder.

English: England imports Spanish produce.
Turkish: İngiltere, İspanyol ürünü ithal ediyor.

Imports ingilizcede ne demek, Imports nerede nasıl kullanılır?

Imports and exports : İthalat ve ihracat.

Imports with waiver : Karşılığında döviz ödenmeksizin, ticari veya ticari olmayan amaçlarla malların yurtdışından getirilmesi. Bedelsiz ithalat. Bedelsiz dışalım.

Embargo on imports : İthal malları kısıtlama.

Exports and imports : İhracat ve ithalat.

Net imports : Net ithalat. Bir ülkede ithalat ve ihracat değerleri arasındaki fark.

Import duty : Giriş vergisi. İthalat vergisi. İthal harcı. İthalat resmi. Bir ülkeye giren mallardan alınan vergi. bk. gümrük vergisi, çıkış vergisi. İthal vergisi. Yabancı ülkelerden getirilen mallara uygulanan vergi. İthal resmi.

 

Import delimited : Sınırlandırılmış al.

Import based on special agreements : Nato altyapı ve kıyıötesi harcamaları kapsamında yapılan ve “ithalat” yönetmeliği’nce düzenlenen dışalım türü. Özel anlaşmalara dayanan dışalım.

Import duties and taxes : Giriş vergileri. Malın ülkeye girişinde ya da girişi dolayısıyle alınan gümrük vergileri, tüm vergi, harç ve benzeri yükümlülükler. (yapılan iş ile ölçülü ve kısıtlı ücretler, giderler bu terimin dışında kalırlar. yükleme boşaltma ve ardiye ücretleri, hamal ücretleri vb.).

Import excel data : Excel verisi al.

İngilizce Imports Türkçe anlamı, Imports eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Imports ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ad valorem basis : Değer esası. Gümrük bildirmeliklerinde, mal değerinin vergiye temel alınması. Değer ilkesi.

Approved routes : Gümrük yolları. Bir ülkenin gümrük yasaları uyarınca, mal ve yolcu giriş çıkışı için izlenmesi zorunlu olan kara, su ve demiryolları.

Leave : Ayrılmak (sevgileden vb). Müsaade. Terketmek. Ayrılmak. Bırakmak. Sorumluluğuna bırakmak. Veda. Bakımına bırakmak. Kalkmak. Terk etmek.

Tell : Yaymak. Tahmin etmek. Söylemek. Belli olmak. Göze çarpmak. Anlatmak. Seçmek. Göstermek. Haber vermek. Belli etmek.

Brussels nomenclature : Gümrük bildirmeliklerinde yazılı malların bölümlendirilmesinde temel alınan, gümrük işbirliği konseyi'nce düzenlenmiş çizelge. Brüksel mal bölümleme çizelgesi.

 

Give : Esnemek. Uçlanmak. Yapıvermek. Düzenlemek. Gitmek. İtiraf etmek. Doğruluğunu kabullenmek. Tanımak. Bel vermek. Ödemek.

Importation : Giriş. Yabancı ülkelerden gelen kişilerin ya da malların, gümrük sınırını geçerek yurda girişi, a. bk. mal girişi. İthal. İthalatçılık. İthalat yapma. İthal etme. Dış alım.

Composite duties : Karma vergi. Gümrük bildirmeliğinde yer alan belli bir maldan, hem ölçü hem de değer yönünden alınan vergi.

Good : Uslu. Doğruluk. Hayır. Yarar. Sağlığa yararlı. Dolu dolu. İyilik. Yararlı. Emin. İyi.

Pass on : Vefat etmek. Yok olmak. Karar vermek. Göçmek. Yansıtmak. Geçmek. İlerlemek. Gecikmeden gitmek. Geçirmek. Devretmek.

Imports synonyms : trade good, concession rate, import, ceiling bond, bound item, importations, boarding and search of aircrafth, boarding and search of ships, arrival, coasting traffic, commin external tariff, will, clearance through customs, commodity, autonomous rate of duty, convey, ad valorem duties, bequeath, imported goods, aircraft cargo manifeste, clearence for home use.

Imports zıt anlamlı kelimeler, Imports kelime anlamı

Disinherit : Mirasından mahrum etmek. Mirasından mahrum bırakmak. Mirastan mahrum etmek. Evlatlıktan reddetmek. Reddetmek. Mirastan yoksun kılmak. Mirastan mahrum bırakmak. Mirastan yoksun bırakmak.

Export : Dışarıya vermek. İhraç malı. Dışarıya yollamak. Yurtdışına satmak. Götürmek. İhraç etmek. Dışarıya mal göndermek. İhracat. Dışsatım yapmak. Dışsatım.