In despair türkçesi In despair nedir

  • Çaresizlik içinde.

In despair ile ilgili cümleler

English: She gave up in despair.
Turkish: O umutsuzluğa boyun eğdi.

English: He was in despair when he spent the last of his money.
Turkish: O, parasının sonunu harcadığı zaman umutsuzluğa düştü.

English: The leader gave up the plan in despair.
Turkish: Lider umutsuzluk içinde plandan vazgeçti.

English: Don't give up your work in despair.
Turkish: İşini umutsuzluk içinde terk etme.

English: Jack resigned from his job in despair.
Turkish: Jack umutsuzluk içinde işinden istifa etti.

In despair ingilizcede ne demek, In despair nerede nasıl kullanılır?

In : Tutulan. Dahili. Mevsimi gelmiş. Da. İçinde. İçine. İçeriye. Gelmiş olan. De. Halinde.

Despair : Umutsuzluğa düşmek. Ümidini yitirmek. Ümitsizliğe düşmek. Umudu kesmek. Ümitsizlik. Umudunu yitirmek. Çaresizlik. Ümidini yitirme. Umudunu kesmek. Umutsuzluk.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Zor bir halde. Zor durumda. Sıkıntıda. Zor bir durumda.

In a bad light : Kötü bir ışıklı. Negatif bir yolla. Kötü bir yolla. Kötü bir ışıkta.

In a bad temper : Burnundan soluyan. Kızgın. Öfkesi burnunda. Sinirli olarak. Kızgınca. Sinirli. Öfkeli. Öfkeli olarak.

In a bad mood : Hoş olmayan bir davranış halinde. Aksiliği üstünde. Can sıkıcı bir ruh halinde. Aksiliği üzerinde. Kötü bir ruh halinde.