Incommodity türkçesi Incommodity nedir

  • Aleyhte durum.

Incommodity ingilizcede ne demek, Incommodity nerede nasıl kullanılır?

Incommoding : Huzursuzluk vermek. Rahatsız etmek. Sıkıntı vermek. Huzursuz etmek. Zahmet vermek. Sıkmak. Önünü tıkayan. Engelleyen. Önleyen. Rahatsızlık veren.

Incommodious : Zahmetli. Rahatsız. Kullanışsız.

Incommodiousness : Kullanışsızlık.

Incommode : Zahmet vermek. Sıkmak. Sıkıntı vermek. Rahatsızlık vermek. Huzursuz etmek. Rahatsız etmek. Huzursuzluk vermek.

Incommoded : Zahmet vermek. Sıkıntı vermek. Rahatsız etmek. Huzursuz etmek. Sıkmak. Rahatsızlık vermek. Huzursuzluk vermek.

Incommodes : Rahatsız etmek. Huzursuz etmek. Huzursuzluk vermek. Rahatsızlık vermek. Zahmet vermek. Sıkmak. Sıkıntı vermek.

İngilizce Incommodity Türkçe anlamı, Incommodity eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Incommodity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Salvage : Kurtarılan eşya. Kurtarmak. Eşya kurtarmak. (yangından veya kazadan) kurtarmak. Denizde mal ve can kurtarma. Batmış gemiyi yüzdürmek. Kurtarma. Enkaz. Değerlendirmek (hurda vb.). Tahlisiye.

Middling : Orta sınıfa özgü. Şöyle böyle. İyice. Vasat. Orta. Orta halli.

Exportation : Dışa satım işlemi. İhraç. İhracat yapma. Dış satım. İhracat. İhraç etme. İhracat rejimi. Dışsatım. İhraç malı.

 

Staple : Sınıflamak (yün vb.). Başlıca ürün. Çatal çivi ile tutturmak. Zımbalamak. Telle zımbalamak. Bir yerin başlıca ürünü. Agraf. Liflerine göre ayırmak. Tel.

Entrant : Başlayan. Giren kimse. Kaydolan kimse. Girişimci. Kabul edilen kişi. Yarışmacı. Bir mesleğe giren. Aday. (sınava) giren kimse.

Product : Eğitim, iktisat, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ürün. Genellikle satılan, süt, yumurta, yün gibi üretilen bazı şeyler. bir veya daha fazla sayıdaki diğer maddelerden biyolojik, kimyasal veya fiziksel değişimlerin sonucu meydana gelen bir madde. Bir öğretim etkinliği sonunda öğrencilerin başarı durumlarına göre elde edilen sonuç. Verim. Hasıla. Mahsul. İmal. Bir üretim etkinliği sonunda yaratılan malların fiziki değerleri. Netice.

Merchandise : Ticaret eşyası. Ticari eşya. Ticari mal. -in ticaretini yapmak. Satışa sunulan mal. Ticaret yapmak. Satın almak. Yapılan ya da üretilen, topraktan, sudan çıkartılan her türlü özdek. satılabilen bir yerden başka bir yere gönderilen sarmalama ya da sandıklama yoluyla depolara konulabilen ürünler. Satılık eşya. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Ware : Mamul mal. Tabak çanak. Pişmiş toprak gereçler. Emtia. Eşya. Mal. Porselen eşya. Dikkat etmek.

Importation : İthalat. İthalatçılık. Yabancı ülkelerden gelen kişilerin ya da malların, gümrük sınırını geçerek yurda girişi, a. bk. mal girişi. İthal malı. İthal etme. İthal. Dışalım. Dış alım. İthalat yapma.

Disadvantages : Dezavantaj. Dezavantajlar. Zarar.

Incommodity synonyms : worldly good, trade good, worldly possession, soft goods, fungible, good, shopping, drygoods, disadvantage, basic, fancy goods, future, sporting goods, consumer goods, export, artefact, import, artifact.

 

Incommodity zıt anlamlı kelimeler, Incommodity kelime anlamı

Import : Etkilemek. İçeri aktarmak. Önemi olmak. İma etmek. Dışarıdan almak. İthal malı. İfade etmek. Belirtmek. Sokmak.

Export : Dışsatım. Yurtdışına satmak. İhraç etmek. İhraç. Dışsatım yapmak. Dışarıya mal göndermek. İhraç malı. Dışarıya vermek. İhracat yapmak. Dışarıya yollamak.

Incommodity antonyms : natural object.

Incommodity ingilizce tanımı, definition of Incommodity

Incommodity kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Annoyance. Encumbrance. Disadvantage. Inconvenience. Trouble.