Infusing türkçesi Infusing nedir

Infusing ingilizcede ne demek, Infusing nerede nasıl kullanılır?

Infusibility : Erimezlik. Erimez olma niteliği. Erimez olma durumu.

Infusible : Erimez. Birleştirilemez. Ergimez. Eritilmez. Kaynaşmaz.

Infusibleness : Eritilmezlik. Kaynaşmazlık. Birleştirilemezlik.

Infusion : İnfüzyon. Aşılama. Demlenmiş içecek (çay vb). Katma. Damara zerk etme. Damara zerketme. Telkin. İçine akıtma. Demleme. İçine dökme.

Infusion pump : Şeker hastaları için insülin pompası.

Infusionism : İnfüzyonizm.

Reinfusion : Reinfüzyon.

Udder infusion tubes : Mastitis tüpü. Yangılı meme lobunun tedavisi amacıyla meme başı deliğinden geçebilecek kanülü olan, antibiyotik çözelti içeren özel hazır meme şırıngası.

Infusions : İçine dökme. Aşılama. Damara zerketme. Demleme. Katma. Demlenmiş içecek. Telkin.

Infusive : Kaynaştırıcı.

İngilizce Infusing Türkçe anlamı, Infusing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Infusing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Envenoms : Dolduruşa getirmek. Zehirlemek. Kızıştırmak. Bozmak. Zehir katmak.

Inculcated : Telkinde bulunmak. Talim etmek. Öğretmek. Birşeyi tekrar ederek birinin kafasına yerleştirmek. Tekrarlayarak kafasına sokmak.

 

Graft : Yolsuzluk. Yozlaşma. Yolsuzlukla elde etme. Organ nakli. Nakletmek. Yama. Vücudun bir bölgesini örtmek veya bir eksikliği desteklemek için eklenen bir parça canlı doku, greft. Rüşvet vermek. Rüşvet almak. Bazı hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda enjekte edilen ölü ya da zayıf bakteri süspansiyonu. inokulasyon. bir ağacın gövdesi ya da dalına daha verimli olması için aşılanan aynı (otograft) ya da yakın bir türe ait (heterograft) bitki parçası.

Cover in : Kapamak.

Transfuses : Transfüze. Kan vermek. Aktarmak. (kan) nakletmek. Nakil yapmak. Damardan vermek. Serum vermek.

Fertilizes : Bereketlendirmek. Gübrelemek. Döllemek. Verimlileştirmek. Verimli kılmak. Tohumlamak. İlkah etmek.

Brew : Hazırlamak. Hazırlamak (kötü bir plan). Hazırlanmak. Kurmak. Mayalandırarak yapılan içki. Hazır olmak. Patlamak üzere olmak. Gelişmek.

Inspires : Uyandırmak. Yaymak. Esinlemek. Solumak. Canlandırmak. Soluk almak. İlham almak.

Indoctrinating : Doktrin aşılamak. Beynini yıkamak. Bir düşünce sisteminin esaslarını öğretmek. (fikir) aşılamak. İdeoloji telkin etmek. Öğretmek. Aşılmak. Telkinde bulunmak.

Bowse : İçki alemi yapmak. Palanga ile taşımak veya çekmek (denizcilik). Çok fazla veya gereğinden fazla içmek. Kafayı bulmak (bouse olarak da yazılır).

Infusing synonyms : choke up, indoctrinates, encumbers, boused, be steeped, envenoming, imbue, budded, bowsed, imbues, drum, impresses, congest, impress, disseminative, brews, inspire, transfused, perplexing, embeds, fertilises, brewed, clogging, inculcate, engrafted, bouse, drew, soaks, transfuse, commands, transfusing, crowd, envenom.

 

Infusing zıt anlamlı kelimeler, Infusing kelime anlamı

Collective : Ortak. Kolektif şirket. Genel. Müşterek. Toplu. Kolektif. Ortaklaşma. Ortak girişim. Ortaklaşa. Topluluk adı.

Clear : Berrak. Açık. Açık olarak beli olan deneysel ve kuramsal verilere ilişkin. Temize çıkarmak. İçerdiği taneciklerin çok küçük olmaları nedeniyle içinden geçen ışığın saçılmadığı çözeltilerin niteliği. Belgin. Duru. Net. Belirgin. Berraklaşmak.