Interposition türkçesi Interposition nedir

Interposition ingilizcede ne demek, Interposition nerede nasıl kullanılır?

Interposition artroplastisi : Pozisyon içi artroplastisi. Eklemi oluşturan kemiklerin arasına metal, plastik veya ak zar gibi organik veya inorganik bir madde yerleştirilmesiyle yapılan artroplasti çeşidi.

Interpositional artroplasticy : Eklemi oluşturan kemiklerin arasına metal, plastik, ak zar vb. organik veya inorganik bir madde yerleştirilmesiyle yapılan artroplasti çeşidi. İnterpozisyon artroplastisi.

Interpositions : Aracılık. Tavassut. Karışma. Üst üste binme. Araya koyma. Araya girme. Müdahale.

Interpositive : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ara kuşağın pozitif çeşidi. bir renkli negatiften basım yoluyla sağlanır. Ara pozitifi.

Interposing : Tavassut etmek. İki şeyin arasına koymak. Karşı koymak. Araya koymak. Lafa karışmak. Arasına koymak. İleri sürmek. İtiraz etmek. Karşı çıkmak. Aracılık yapmak.

İngilizce Interposition Türkçe anlamı, Interposition eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Interposition ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Position : Duruş. Görüş. Görev. Durmak (bir yerde). Bir nesnenin seçilen bir başvuru noktasına, eksenine ya da eksenlerine göre yeri. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, jimnastik, voleybol, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yer. Durum. Konum. Rütbe.

 

Gap : Kısık. Bilgisayar, coğrafya, fizik, iktisat, jeoloji alanlarında kullanılır. Kırığın çeperleri arasındaki ayrılık. Geçit. Yarık. Kırık ayrığı. Ayrılık. İki üşek arasında bir kıvılcım ya da yay atlamasının oluşabileceği uzaklık. bir mıknatıssal çevrimin iki parçasını ayıran hava aralığı. belirli iki değer arasındaki bölge. Ara. Kıvrımlı yapılarda, bir kıvrımı keserek, iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki gedik koyaklara verilen ad.

Intermediacy : Arada olma. İki şeyin arasında olma. Arabuluculuk. İki şey arasında olma durumu.

Amalgamate : Birleştirmek. Katmak. Cıva ile karıştırmak. Kaynaşmak. Firma. Karıştırıp birleştirmek. Karışım. Karışmak. Karıştırmak.

Agency business : Acentelik. Komisyonculuk. Aracılık faaliyeti.

Amalgamations : Karıştırma. Şirketlerin birleşmesi. Karışım. Şirket birleşmesi amacı ile uygulanan tasfiye işlemleri. Alaşım. Birleştirme. Cıva ile bir başka madeni karıştırma. Birleşme. Füzyon.

Amalgamates : Karıştırıp birleştirmek. Bileştirmek. Karıştırmak. Birleştirmek. Katılmak. Karışmak. Firma. Kaynaşmak. Karışım.

Intermediation : Arabuluculuk. Ara bulma. Aracılık faaliyeti. Aracı olma. Menkul kıymet alım-satımında aracılık etmek. Menkul kıymet alım-satımında aracılık etme.

Intermediate trade : Komisyonculuk.

Interposition synonyms : interpositions, embroilment, commingling, response, crosstalk, intercession, interposal, intercessions, good offices, engaged in, emplacement, intermedium, interpellation, locating, interlocation, intervention, financial intermediation, concernment, interpolation, agency, interjection, interference, interventions, interferences, amalgamation, disruption, positioning, location, break, embroilments, agencies, intervenience, overlapping.

 

Interposition ingilizce tanımı, definition of Interposition

Interposition kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of interposing, or the state of being interposed. A being, placing, or coming between. Mediation.