Interpretive türkçesi Interpretive nedir

Interpretive ingilizcede ne demek, Interpretive nerede nasıl kullanılır?

Interpretive language : Yorumlamalı dil.

Interpretive therapy : Yorumlayıcı terapi.

Interpretively : Açıklayıcı bir şekilde. Yorumlayıcı bir şekilde. Yorum bilgisel olarak. Açıklayıcı olarak. Yorumsal olarak. Yorum sağlayarak.

Interpreting : Sözlü tercüme yapma mesleği. Sözlü tercümanlık. Dilmaçlık. Sözlü çeviri.

Error interpreting command line : Komut satırını yorumlama hatası.

Interpret as : Olarak yorumlamak. Yorumlamak. Şeklinde yorumlamak.

Misinterpreting : Yanlış manalar yüklemek. Yanlış anlamak. Yanlış yorumlamak. Yanlış anlamlar yüklemek.

Interpretation of treaties : Antlaşmaların yorumu. Anlaşmaların yoğunlaşması.

Reinterpreting : Yeniden yorumlamak.

Interpretation of dreams : Halkın, düşlere dayanarak kişi, nesne ve olayların geçmiş ya da gelecekleriyle ilgili olarak yaptığı geleneksel yorumlar, bk. halkbilgisi. krş. halk bitkibilimi, halk hayvanbilimi, halk havabilimi, halk yıldızbilimi, bakı. Düşlerin yorumu. Rüyaların açıklaması. Rüya tabiri. Düşyorum.

İngilizce Interpretive Türkçe anlamı, Interpretive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Interpretive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Appositive : Açıklayacı özne. Kendisinden önce gelen kelime veya kelime gruplarını daha açık ifade etmek ve anlamı güçlendirmek için kullanılan kelimeler veya kelime grupları: atatürk’ün büyük nutuk’u, siyasi ve milli tarihimizin birinci elden kaynak eseri, türk hitabet san’atının da doruğa yükselmiş bir şaheseridir. (m. k. atatürk, nutuk, ön söz). sonra acayip bir değişiklikle ellerine geçirdikleri bu insan malzemesinin, bu küçücük ve canlı şeyin yerini almaya çalışıyorlardı. (a. h. tanpınar, huzur, s. 285). sonunda yorgun, bitkin ve içi kapkaranlık, kendisini uykuya, kalbinin vurşunu hızlandıran kabusların arasında, zaman zaman aranan noktaların büyük müjdeler gibi uyuşturduğu uykuya bıraktı. (t. buğra, yalnızlar, s. 51). açıklayıcı özne, açıklayıcı nesne, açıklayıcı dolaylı tümleç ve açıklayıcı zarf tümleci durumunda olan kelime veya kelime grupları da vardır. bunlara bk. Eşlemeli. Ondan hemen önce gelen kelime veya ifadeyi niteleyen ve tamlayan ifade (gramer). Açıklayıcı dolaylı tümleç. Açıklayıcı nesne. Bir cümlede asıl tümleçten sonra gelerek onu açıklayan ve aynı ad çekimi ekini almış olan kelime veya kelime grupları: mümtaz, yukarıya, annesinin yanına çıktığı zaman, demin gelen kadının on sekiz, yirmi yaşlarında bir kız olduğunu anlamıştı (a.h. tanpınar, huzur, s. 21). bu köşk, dostlarına, barışık dostlarına karşı şerefli yuvası (…) tutumluluğunun abidesi değil miydi? (a.ş. hisar, çamlıcadaki eniştemiz, s. 228). her yaz içinde saatlerce vakit geçirdiğimiz, çiçeklerini ve ağaçlarını suladığımız bahçemizden, gönül meskenimizden bir türlü ayrılamadık. okumaktan bitip tükenmez zevk aldığı kitaplarına, varlığının hayat kaynağına yeniden kavuşmuştu. üçüncü gün, talat da aramızda bulunduğu halde ona abdest aldırtarak ve kitaba -evde mushaf bulunmadığı için mesnevi’ye- el bastırarak büyük bir yemin ettirdik ve mesele kapandı. (r.n. güntekin, miskinler tekkesi, s. 173). vb. Bir cümlede özneden sonra gelerek onu daha belirgin duruma getirmek, vasıflandırmak veya pekiştirmek için kullanılan ve yine özne durumunda olan kelime veya kelime grubu: bu genç kız için ismail tayfur, o kumral saçlı, uzun boylu, yeşil gözlü genç adam, herkesin her şeyden başka bir şey olmuştu (h.z. uşaklıgil, ferdi ve şürekası, s.37). azize, o kelebek ruhlu çocuk, sefir karısı olmak ve hayatını avrupa’nın kibar dünyasında geçirmek hülyasını kuran süslü kız, şimdi hasan beyi, yani parasız ve mevkii, rütbesi yüksek olmayan genç yeğenini seviyordu (h.e. adıvar, kalp ağrısı, s. 34). bir sarıklı hoca, sait molla, ingiliz karargahı kapılarında curnal verme nöbeti bekliyordu (f.r. atay, atatürkçülük nedir, s. 16). kasabanın gazete bayiliğini de yapan fotoğrafçı, yavuz ata’nın oğlu serdar’ın arkadaşı hilmi, bir önceki günün tarihini taşıyan cumhuriyet’i getirmişti (tarık bugra, yağmuru beklerken, s. 37) vb.

 

Brightener : Aydınlatan şey. Işık tutan şey. Parlaklaştırıcı.

Epideictic : Açıklamaya yönelik. Gösterişli. Bir şeyi gösteren veya açıklayan. Kavranmasını sağlamak için olan.

Interpreters : Tercüman. Çevirmen. Yorumcu.

Informative : Bilgi. Bilgilendirici. Ders verici. Bilgilendirme amaçlı. İstihbari. Bilgi verici. Eğitici. Tanıtıcı. Öğretici.

Explicative : İzah edici. Anlatıcı. Açıklayısı. Yorumlanmasına yardımcı olan. Tefsir edici.

Declaratory : Beyan eden. İzah edici. Beyan edici. İzhari. Tespit edici. İfade eden. Açıklayan.

Constructionist : Oluşturmacı. Yorumcu. Çevirmen.

Depictor : Resimleyici. Tanımlayıcı. Tanımlayan kimse. Anlatan kimse. Ressam.

Elucidator : Açıklayan. Bilgilendirici. Bilgilendiren. Aydınlatan.

Interpretive synonyms : depictive, elucidators, expounders, illustrative, illuminant, interpretational, brighteners, expositive, enlighteners, illuminators, annotative, descriptor, enlightening, annotatory, expounder, illuminator, interpretative, instructive, interpreter, descriptors, illuminating, depictors, exegetical, illuminative, elucidative, explanatory, commentator, hermeneutical, constructionists, enlightener, elucidatory.

Interpretive zıt anlamlı kelimeler, Interpretive kelime anlamı

Interpretive antonyms : uninstructive.

Interpretive ingilizce tanımı, definition of Interpretive

Interpretive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Interpretative.