Aş nedir, Aş ne demek

Aş; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Yemek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bulgur pilâvı.

Pirinç pilâvı.

Bulgurdan yapılan sulu pilâv.

Çorba.

Nişasta, şeker ve su ile yapılan bir çeşit tatlı.

Tarhana.

Buğday unundan yapılan erişte: Bugün bizde misafir vardı ona aş kestim.

Fırınlanmış mısır kırıklarından yapılan bir çeşit yemek.

Zeytin tanesinin mengenede sıkıldıktan sonra kalan posası.

Aşı: Dün okullarda aş yapmışlar.

Çift sürerken öküzlere sesleniş şekli.

Aç: Garnın aş mı ôlum?.

Aş, yemek.

Eski türkçe aş: Yemek. “Tarhana aşi..

Ağaç (bk. âç).

Çorba.

Ağaç.

Aşı.

Yemek.

Aç, tok değil.

Teknik terim anlamı:

Yemek, çorba, yiyecek şey.

Aş ile ilgili Atasözü veya Deyim

aş taşınca kepçeye paha olmaz : “sıkışık zamanlarda önemsiz şeylerin değeri çoktur” anlamında kullanılan bir söz.

aş tuz ile, tuz oran ile : “bir şeyin hoşa gitmesi onun birtakım nitelikler taşımasına ve bu niteliklerin de gerektiği oranda bulunmasına bağlıdır” anlamında kullanılan bir söz.

avrat var, arpa unundan aş yapar avrat var, buğday unundan keş yapar : “iş bilen kadın, elverişsiz gereçle güzel şeyler meydana getirir, iş bilmeyen kadın ise en iyi gereci kullansa bile bir şey yapamaz” anlamında kullanılan bir söz.

 

el kazanıyla aş kaynamaz : “önemli bir iş, başkalarının yardımıyla başarılamaz, iş her an yarıda kalabilir” anlamında kullanılan bir söz.

el kazanıyla aş kaynatmak : başkasının hazırladığı imkânları kendi hesabına kullanarak iş çevirmek.

elti eltiye eş olmaz, arpa unundan aş olmaz : “arpa unundan yemek yapılamadığı gibi eltilerin de iyi geçinmeleri mümkün değildir” anlamında kullanılan bir söz.

gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş : “istenmeyerek yapılan işlerden kötü sonuçlar ortaya çıkar” anlamında kullanılan bir söz.

imam evinden aş, ölü gözünden yaş çıkmaz : “bir şey alınması imkânı olmayan yerden, bir şeyler vermesini beklemek boştur” anlamında kullanılan bir söz.

Aş kısaca anlamı, tanımı

Aş bıça : Tek taraflı ekmek bıçağı

Aş çalmak : Hamurdan kesilmiş makarnayı pişirmek.

Aş daşmak : İş, telâş ve aceleyi gerektiren bir duruma gelmek.

Aş davul : Bir çeşit ekşi elma.

Aş deliye galmak : Akıllı geçinenler çabucak doyup sofradan çekildikten sonra, yemeğin gerisi ve iyisi, daha önce abdalca davranıp ağır ağır yiyen kişiye kalmak: Buyur koca abdal, aş deliye galdı.

Aş doldurmak : Dolma doldurmak, sarma sarmak.

Aş dökmek : Yemek vermek: Düğünde köy halkına aş döktük.

Aş evi : Matbah.

Aş gatmak : Herkesin kendisi için getirdiği yemeği bir araya toplıyarak hep birlikte yemek.

Aş inciri : Küçük cins incir.

Aş itmek : Yemek pişirmek.

Aş kesmek : Makarna kesmek.

Aş oti : Aş otu. Maydanoza benzer, çay kenarlarında yetişir, yoğurtlu çorbaya katılır.

Aş otu : Nane, maydonoz gibi yemeklere konulan otlar.

 

Aş susuz : Aç ve susuz.

Aş şöle : Ha şöyle!.

Aş tahtası : Üstünde yufka açılan tahta.

Aş yağı : Haşhaş yağı. Tereyağı.

Aş yarması : Döğülüp çekilmiş buğday.

Aş yerikliği : Aş yerme.

Aş yerimek : Aş ermek.

Bozca aş : Yoğurtlu çorba.

Eşki aş : Dövülmüş bulgur, iç yağı ve domatesle yapılan bir çeşit köfte, ekşili köfte.

Gurutdu aş : Üzerine çökelek dökülmüş erişte yemeği.

Kaysılı aş : Nohut, fasulye, yarma ve kayısıyle yapılan bir çeşit yemek.

Malhıtalı aş : Mercimek pilavı.

Sarı aş : Zerde.

Sirkeli sarımsaklı aş : Eksiksiz, isteğe uygun iş.

Süddü aş : Sütle haşlanmış yarmadan yapılan bir çeşit çorba.

Sütlü aş : Sütlaç.

Tatlı aş : 1.Düğün yemeği. 2.Aşure.

Alaca aş : Aşure.

Aş damı : Bazı bölgelerde yemek pişirilen yer, mutfak.

Aş ocağı : Yemeğin pişirilip yoksullara dağıtıldığı yer.

Katıklı aş : Bulgur veya yarmadan yapılmış olan yoğurtlu çorba.

Diğer dillerde Asya yayın birliği anlamı nedir?

İngilizce'de Asya yayın birliği ne demek ? : asian broadcasting union, abu