Alda nedir, Alda ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Bir çocuk oyunu.
Alda ile ilgili Cümleler
- Aldatmayın kazanırım üzülürsünüz.
- Ali karısını aldatıyordu.
- Aldatıldın.
- Fotoğraf bir aldatmacaydı.
- Fransızcanın aldatıcı bir dil olduğunu duydum.
- Ali bizi tamamen aldattı.
- O gecenin sabahı şeytanın aldattığı vücudunu soğuk suda temizlerdi.
- Aldatmaktansa aldatılmayı tercih ederim.
- Sen aldatılmadın, değil mi?
- Aldatılmış hissettim.
- Aldatılmış olduğunu düşünüyorum.
- Ne zaman aldatıldığımı biliyorum.
- Aldatma.
- Aldatıyordun.
Alda ile ilgili Atasözü veya Deyim
adam adamı bir kez aldatır : bir kimse başka bir kimseyi ancak bir kez aldatabilir, diğeri bir daha aldatmasına izin vermez anlamında kullanılan bir söz.
görünüşe aldanma : yalnızca dış görünüşe bakarak yargıya varmak insanı yanıltabilir anlamında kullanılan bir söz.
şeytan aldatmak : bazı davranışlarda iradeli, güçlü davranamamak, nefsine uymak uyku hâlindeyken meni boşalmak, düş azmak.
Alda anlamı, tanımı
Adda aldatıcı markalar : Halkı aldatma ve böylece çıkar sağlama amacı ile kullanılan ya da kütüğe yazdırılan markalar (Arçelik-Akçelik gibi)
Aldadıy : Aldatıyor.
Aldağan : Çok aldatan.
Aldağuculuk : Aldatıcılık.
Aldağuç : Aldatıcı.
Aldak : Avutacak, kandıracak, gönül alacak şey, söz. Hile.
Aldak buldak : Aldatarak, kandırarak: Çocuğu aldak buldak getirebildim.
Aldak saldak : Aldatarak, kandırarak.
Aldak vermek : Hile yapmak, kandırmak.
Aldamak : Aldatmak, kandırmak. Aldatmak, kandırmak, oyun etmek.
Aldamak söz : Aldatıcı söz.
Aldanabilme : Aldanabilmek işi.
Aldanabilmek : Aldanma eğilimi veya olasılığı bulunmak.
Aldanat : Arabaya sap koymak için kullanılan, üç çatallı tahta dirgen.
Aldanca : Avutacak, kandıracak, gönül alacak şey, söz: Üzüntülü günlerimde bir aldanca bulamadım.
Aldancak : Avutacak, kandıracak, gönül alacak şey, söz.
Aldancık : Tuzak olarak hazırlanmış kar çukuru.
Aldangaç : Avutacak, kandıracak, gönül alacak şey, söz.
Aldangan : Çabuk aldanan, daima aldanan.
Aldangeç : Avutacak, kandıracak, gönül alacak şey, söz. İlkbaharda kırlarda yetişen ve patatesin küçüğüne benziyen yenebilir bir çeşit bitki.
Aldangıçlık : Aldanma, yanılma: Katırı değiştim, biraz aldangıçlık olduya zararı yok.
Aldanguç : Avutacak, kandıracak, gönül alacak şey, söz. Aldanma vasıtası; oyalıyan, aldatıcı şey.
Aldanıverme : Aldanıvermek işi.
Aldanıvermek : Çabucak, kolaylıkla aldanmak.
Aldanmaz : Aldatılamayan, aldanmayan kişi.
Aldanmazlık : Aldanmaz olma durumu.
Aldarik asitler : Aldoz şekerlerin kuvvetli okside edici bir ayraçla muamele edildiğinde hem aldehit hem de birincil alkol grubunun okside olarak karboksil grubuna dönüşmesiyle oluşan şeker asitleri.
Aldaşmak : Birbirini aldatmak.
Aldaşmak etmek : Birisi başkasını aldatmak.
Aldatabilme : Aldatabilmek işi.
Aldatabilmek : Aldatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Aldatı : İlk bakışta inandırıcı görünmekle birlikte geçerlenemeyen ve olgulara uygun düşmeyen sav ya da çıkarım.
Aldatıcı benzet : İki marka arasında çok yakın bir benzerliğin bulunması.
Aldatıcı ilişki : Aralarında anlamlı ilişki olmayan iki değişken için bulunan ilişki, anlamdaş, anlamsız ilişki.
Aldatıcı nitelik : Marka niteliğinin halkı aldatıcı olması (Arçelik-Akçelik gibi).
Aldatılabilme : Aldatılabilmek işi.
Aldatılabilmek : Aldatılmaya eğilimli olmak, kolayca aldatılmak, aldatılma olasılığı bulunmak.
Aldatıverme : Çabucak aldatmak.
Aldatıvermek : Çabucak aldatmak.
Aldatmalı anlaşma : Yarışçıların, yönetmeliklere aykırı olarak, kötü ve hileli yollarla anlaşmaları.
Aldatmasız oyun : (Oyunlar kuramı) Denemeler dizisinden oluşan bir oyunda, her bir denemedeki giderin, o deneme için beklenen kazanca eşit olması durumu.
Aldauk : Yalan.
Aldaukçu : Yalancı.
Aldavut : Faraş biçiminde, tahtadan yapılmış, süprüntü veya su boşaltmada kullanılan aygıt.
Aldaya düşmek : Aldanmak, hileye kapılmak.
Aldayıcı : Aldatıcı.
Aldayış : Aldatış.
Biçimde aldatıcı markalar : Benzerlikleri ve malın öğeleri ile mala bağlı temel nitelikleri taşıması yüzünden, halkı aldatıcı nitelik gösteren markalar (kartal resminden yapılmış iki ayrı marka gibi).
Çoban aldatan : (Caprimulgus europeus) Gök-kuzgunumsular (Coraciiformes) takımının çoban-aldatangiller (Caprimulgidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 26 cm. Kanatları sivri, kuyruğu uzun olan bir gece kuşudur. Palearktik bölgede ormanlarda yaşar.
Çoban aldatangiller : (Caprimulgidae),türü iyi bilinir.
Çoban aldatanlar : (Caprimulgi),familyasını içine alır.
Çoban aldatgucu : Çoban aldatan kuşu.
Gelin aldatan : Güneşin batmadan evvelki durumu.
Her alda : Herhâlde.
Aldanç : Çabuk ve kolay aldatılan (kimse).
Aldangıç : Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur, tuzak.
Aldanış : Aldanma durumu.
Aldanma : Aldanmak işi.
Aldanmak : Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
Aldatılma : Aldatılmak işi.
Aldatılmak : Aldatma işine konu olmak.
Aldatış : Aldatma işi.
Aldatma : Aldatmak işi, deside, al, hıyanet.
Aldatmaca : Aldatmaya dayanan davranış, aldatıcı oyun, dubara.
Aldatmak : Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
Diğer dillerde Alçı kazıma resim anlamı nedir?
Almanca'da Alçı kazıma resim ne demek ? : gipsgraffito

Bu kısımda Alda nedir? Alda ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Alda tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Alda hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.