Ancien türkçesi Ancien nedir

  • Ancien regime teriminden gelen (fransa'nın eski devlet yönetimi).

Ancien ile ilgili cümleler

English: Although many European researchers have studied ancient Persian literature in the nineteenth century, the new world is not paying attention to our contemporary literature.
Turkish: Birçok Avrupalı ​​araştırmacılar on dokuzuncu yüzyılda eski Fars edebiyatı eğitimi almasına rağmen, yeni dünya çağdaş edebiyatımıza dikkat etmiyor.

English: Ali is studying the ancient civilizations of the Mediterranean.
Turkish: Ali Akdenizin eski medeniyetlerinin öğrenimini görüyor.

English: Ali found an ancient gold coin.
Turkish: Ali eski bir altın sikke buldu.

English: Achilles was an ancient Greek hero.
Turkish: Achilles antik bir Yunan kahramanıydı.

English: "Tom and Mary have broken up." "That's ancient history."
Turkish: "Tom ve Mary ayrılıyor." "Bu eski hikaye."

Ancien ingilizcede ne demek, Ancien nerede nasıl kullanılır?

Ancien regime : Eski sistem. Fransız devriminden önce fransa'daki rejim. Bir işi yapmak için eski yöntem. (fransızca) 1879 devriminden önce fransa'da sosyal ve siyasi sistem.

Anciens : Ancien. Ancien regime teriminden gelen (fransa'nın eski devlet yönetimi).

Ancient : Eski zamandan kalma. Tarihi. Ata. Kadim. Çok eski bir zamandan kalma. Eski. Eskiden kalma. Çok eski. Romalılar ve yunanlılar zamanına ait. Müzelik.

 

Ancient buildings : Eski eserler. Eski yapıtlar. Kentlerin düzentasarlarında özel koruma önlemlerine konu yapılmaları gereken, çağbilim, güzelduyu ve sanat yönünden büyük değer taşıyan yapılar.

Ancient city : Antik kent. Antik şehir.

Ancient manuscripts : Eski el yazmaları. Eski çağlarda yazılmış olan belgeler.

Ancient greece : Antik yunan.

Ancient greek : Grek dili. Grek. Eski yunanca (yazı veya söz). Eski yunan. Greklere özgü. Grekçe. Eski yunanca.

Ancient monuments : Korunmaya ve araştırılmaya değer olan anıtlar. Eski eserler. En az orta çağdan kalmış. Tarihi anıtlar. Asarıatika.

Ancient document : Üzerindeki tarih veya eskiliği nedeniyle gerçek kabul edilen herhangi bir tanıklığa gerek duyulmayan kanıt niteliğindeki belge.

İngilizce Ancien Türkçe anlamı, Ancien eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ancien ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Determinant : Hakim olan. Tayin eden. Tamlayan. Determinant. Etken. Sıfat. Belirleyici faktör. Çizgisel denklem takımlarının çözümü için konulmuş işlemsel bir kural; n'inci dereceden bir belirteç, n dikeç ve n dizeç olarak öbeklenmiş n2 sayılı bir çizelge oluşturur. Bilgisayar, ekonomi, fizik, kimya, gramer alanlarında kullanılır. Dizey öğelerinin tersbakışımlı çarpımları olarak hesaplanan sözgelimi, dizey evriğinin varlığını sınamaya yarayan sayı.

Epitope : Antijen molekülü üzerinde bulunan, antikor veya duyarlı lenfosit üzerindeki özgün reseptörlerle bağlanarak antikor veya lenfositin özgünlüğünü belirleyen bölge, antijenik determinant, epitop. İmmünojen belirleyici. Epitop.

 

Antigenic determinant : İmmünojen belirleyici. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Antijenik determinant. Antijen molekülü üzerinde bulunan, antikor veya duyarlı lenfosit üzerindeki özgün almaçlarla bağlanarak antikor veya lenfositin özgünlüğünü belirleyen bölge, determinant bölge, epitop, immünojen belirleyici. Antijen molekülü üzerinde bulunan, antikor veya duyarlı lenfosit üzerindeki özgün reseptörlerle bağlanarak antikor veya lenfositin özgünlüğünü belirleyen bölge, antijenik determinant, epitop. Vücut dokusuna zarar vermeden patojenleri tahrip eden herhangi bir kimyasal madde.

Anatoxin : Eski adıyla mavi-yeşil algler olarak da bilinen cyanobacteria türü prokaryot mikroorganizmalar tarafından üretilen köpek, domuz ve su kuşlarında ani ölümlere neden olabilen, birçok memeli türünde ise beyin ve retinaya ulaşamadığı için etkili olamayan bir grup bakteri toksini, ani ölüm etkeni. toksoit. Anatoksin. Artık zehirli olmayan ancak antijen üretebilen toksin. Toksoid.

Fetoprotein : Fetoproteın. Cenine ait kusurları saptamak için hamile bir kadın üzerinde gerçekleştirilen muayene.

Toxoid : Toksoit. Antijen özelliği devam eden, ancak toksik özelliği yok edilmiş ve aşı olarak kullanılabilen toksin, anatoksin. Toksoid. Artık zehirli olmayan fakat antijen üretimine sebep olabilen toksin. Aktifliği giderilmiş zehir. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Antijen özelliği devam eden, ancak toksik özelliği yok edilmiş olan ve tek başına aşı olarak kullanılabilen maddeler.

Substance : Zenginlik. Öge, madde, doku, özel nitelikleri olan madde, bir organ veya vücudu oluşturan şey. Servet. Madde. Asıl mesele. Esas. Ana fikir. Cisim. Asıl. Öz.

Rhesus factor : Rh faktörü. Kandaki pıhtılaştırıcı madde. Rh kan grubunu belirleyen ve alyuvar yüzeyinde bulunan birçok antijenden herhangi biri. rhesus maymunlarının kanında ilk tespit edildiğinden rh denmiştir. insanlarda bu faktörü taşıyanlar rh (+), taşımayanlar rh (-)’ tirler. kanda en çok rastlanılan rh antijeni, antijen “d”, bunun antikoru ise “anti-d” dir. Rh-faktörü.

Rh : Belli bir sıcaklıkta bir hava kütlesinde bulunan nem miktarının yüzde ifadesi. Rodyum. Rodyumun simgesi. Bağıl nem. Platinyum ailesinden nadir bulunan metalik element (kimya).

Immunogen : İmmün cevabı uyaran herhangi bir madde veya bağışık yanıta neden olan herhangi bir mikroorganizma. Antijen. Bağışıklık sağlayan madde. İmmunojen. İmmünojen.

Ancien synonyms : immunizing agent, foetoprotein, rh factor, agglutinogen, past.

Ancien zıt anlamlı kelimeler, Ancien kelime anlamı

Future : Yarın. Fiilin gösterdiği oluş, kılış ve durumun geleceğe bağlı olduğunu belirten zaman. bk. gelecek zaman kipi. Ati. İleri. İleriki. Gelecek zaman. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri. Müstakbel. Gelecek.

Present : Bugünkü. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman. bk. şimdiki zaman kipi. Takdim etmek. Şimdiki zaman. Armağan. Şimdiki. Tanıtmak. Hediye. Mevcut.

Citizen : Sivil kimse. Sakin. Uyruklu. Hemşehri. Vatandaş. Bir devlet ya da ulusa mensup kişi. İkamet eden kimse. Hemşeri. Uyruk.