Anthropogenesis türkçesi Anthropogenesis nedir

  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • İnsan ırkının yaratılışı ve gelişimi.
  • İnsanın taşıl dönemi maymunundan gelişerek oluştuğunu, bu oluşumun itici gücünün ilkel insanın toplumsal çalışması olduğunu öne süren kuram.
  • Antropojenez.
  • İnsanın türeyimi kuramı.

Anthropogenesis ingilizcede ne demek, Anthropogenesis nerede nasıl kullanılır?

Anthropogenetic : İnsan evrimi ile ilgili. Antropojenetik.

Anthropogenic : İnsan kökenli. Antropojenik. İnsan ırkının doğuşu ve gelişimi ile ilgili. Doğada insanoğlunun neden olduğu etkiler.

Anthropogenically : İnsan kaynaklı.

Anthropogeny : Antropojeni. İnsan ırkının doğuşu ve gelişimi.

İngilizce Anthropogenesis Türkçe anlamı, Anthropogenesis eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Anthropogenesis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

All round development of individual : Tümsel gelişim. Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi.

Age distribution : Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları. Yaş dağılımı. Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı.

Phylogeny : Filogeni. Filogenez. Filojenez. Soyoluş. Dil dizgesi tarihçesi. Canlıların evrimi. Türoluş. Bir türün tek bir ata soydan zaman içinde değişikliklere uğrayarak meydana gelmesi. Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Soy oluş.

 

Phylogenesis : Filojenez. Filogenez. Irkların kökenlerini ve oluşumunu inceleyen bilim. Soyoluş. Türlerin zamanın seyri içinde geçirdiği evrim. Belli bir canlı grubunun ilk şeklinden bugünkü şekline kadar geçirdiği tarihsel aşama. Tür'ün evrimi. Soy gelişmesi bilimi.

Alienation : Soğutma. Devretme. Devir. Uzaklaşma. Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması. Dengesizlik. Yabancılaşma. Bireyin çevre koşullarına aykırı düşmesi ya da kendisini başkasının gözüyle görmesi. Ötekileştirme.

Aesthetic : Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi. Estetik. Güzelduyu. Bedii.

Adaptive behavior : Adaptif davranış. Uyarlamacı davranış. Uyumlayıcı davranış. Uyumcu davranış. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış. Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması.

Acculturation : Çevresindeki kültürü kabullenme. Bir toplumun ekinine, başka (özellikle daha gelişkin) toplum ya da toplumların ekininden kimi özdeksel ve tinsel öğelerin geçmesi ve o ekinin göreli bütünlüğünün bozularak tutarsızlaşması olayı ya da süreci. Kültürlenme ya da kültürel etkileşim. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Kültürel uyum. Ekinsel yozlaşma. Kültür etkileşimleri. Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Kültürlenme.

 

Achievement motive : Başarma güdüsü. Başarı güdüsü. Amaç doğrultusunda engelleri ve güçlükleri aşma azim ve kararlılığı. Herhangi bir amacı gerçekleştirme güdüsü.

Acclimatation : Toplumsal kümelerin, dirimbilimsel bakımdan yeni bir ortamın iklim koşullarına uyum sağlaması süreci. İklimuyum.

Anthropogenesis synonyms : organic evolution, agnation, affection, evolution, anthropogeny, age group, agression, age grade, aesthetical ideal, adjustment in marriage, abilities.