Antibiotics türkçesi Antibiotics nedir

Antibiotics ile ilgili cümleler

English: Many antibiotics come from fungi.
Turkish: Birçok antibiyotik mantardan geliyor.

English: I'm taking antibiotics.
Turkish: Ben antibiyotik alıyorum.

English: Don't ingest antibiotics without a medical prescription.
Turkish: Reçetesiz antibiyotik almayın.

English: Many people don't realize that antibiotics are ineffective against viruses.
Turkish: Birçok kişi antibiyotiklerin virüslere karşı yararsız olduklarının farkında değiller.

English: Many people don't realize that antibiotics are ineffective against viral diseases.
Turkish: Birçok kişi antibiyotiklerin virüs kaynaklı hastalıklara karşı etkisiz olduklarının farkında değil.

Antibiotics ingilizcede ne demek, Antibiotics nerede nasıl kullanılır?

Aminoglycoside antibiotics : Aminoglikozit antibiyotikler. Aminoglikozit.

Feedstuff antibiotics : Yemlik antibiyotikler. Büyüme ve yemden yararlanmayı artırmak, sub klinik hastalıkları önlemek, çıkması muhtemel bazı hastalıklara karşı koruyucu etki göstermek gibi nedenlerle yemlere katılan bazı sulfanamit ve tetrasiklin gibi antibiyotikler.

Macrolide antibiotics : Makrolid antibiyotikler. Moleküllerinde makrosiklik lakton halkası ve buna bağlı dezoksiriboz radikali içeren antibiyotik grubu.

 

Antibiotic ice : Tetracycline vb. gibi antibakteriyel maddelerden az miktarlarda eklenmiş buz. Antibiyotikli buz.

Antibiotic pills : Antibiyotik ilaçlar. Vücuttaki zararlı bakterileri öldüren tedavi edici tabletler.

Antibiotic resistance genes : Antibiyotiğe dayanıklı genler. Plazmitlerde bulunan ve çeşitli antibiyotiklere karşı girdikleri ya da bulundukları hücreyi dirençli hale getiren genler. Plazmitlerde bulunan ve çeşitli antibiyotiklere karşı girdikleri veya bulundukları hücreyi dirençli duruma getiren genler.

Postantibiotic effect : Antimikrobik ilaca maruz kaldıktan sonra bakteri üzerinde meydana gelen değişikliklerin tümü. Antibiyotik sonrası etki.

Polypeptite antibiotic : Polipeptit yapılı antibiyotik. Fazla polar olan peptit grubu bir yağ asidine bağlanmış, bu nedenle de moleküllerinde hidrofilik ve lipofilik nitelikte iki ayrı kutup bulunan, bakteri hücresinin sitoplazmik zarının geçirgenliğini artırarak bakterisit etki oluşturan karmaşık bir polisakkarit yapısına sahip antibiyotik.

Antibiogram : Enfeksiyon sırasında canlıdan alınan örneklerden üretilen bakterinin, hangi ilaçlara ve bunların hangi yoğunluklarına duyarlı olduğunu saptamak amacıyla yapılan test, antibiyogram. Antibiyotik duyarlılık profili. Antibiyogram. Antibiyotik duyarlılık testi.

Antibiotic treatment : Antibiyotik tedavisi.

İngilizce Antibiotics Türkçe anlamı, Antibiotics eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Antibiotics ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Antibiotic : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Mikroorganizmaların üremesini engelleyen veya öldüren, genellikle mikroorganizmalar veya bitkilerin çeşitli türleri tarafından meydana getirilen veya sentetik olarak elde edilen, düşük molekül ağırlıklı kimyasal maddeler. Antibiotik. Bazı mantar, aktinomiset ve bakteri türleri tarafından veya sentetik olarak üretilen ve mikroorganizmaların üreme veya gelişmelerini önleyen veya onları öldürücü etkiye sahip ilaç. Mikroorganizmaların üremesini engelleyen veya tahrip eden, genellikle mikroorganizmalar ya da bitkiler tarafından meydana getirilen, streptomisin, penisilin gibi kimyasal maddeler.

 

Association : Bir kelimenin anlam, şekil ve ses yakınlığı yoluyla başka kelimelerle kurduğu bağlantılar: ağaç, kıraç, tokaç; gelen, gören, bilen; ağırbaşlılık, ciddiyet, ciddilik, resmilik, oturaklılık vb. bk. çağrışım ilişkileri. Aynı ekolojik ortamı işgal eden aynı ya da farklı türdeki bitkilerden oluşan topluluk. Atom, molekül ya da kimi özdeklerini görece güçsüz kimyasal bağlar ile geçici olarak daha karmaşık atom, molekül ya da özdekler oluşturması. belirli işlevlerin arasında bağlantı kurulması. Arkadaşlık. Hemen hemen aynı tür yıldızlardan oluşmuş, samanyolunun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri. Bağlaşı. Yer, zaman, neden, etki ve sonuç bakımından aralarında birlik, benzerlik ya da karşıtlık gibi ilişkiler bulunması dolayısıyle düşüncelerin kendiliğinden birbirini ansıtması olayı. ruhsal etkinlikler ve durumlar arasında kurulan görevsel ilişkiler. Ocak. İşbirliği. Ortaklık.