At table türkçesi At table nedir

  • Yemek zamanında.
  • Sofra başında.
  • Sofrada.
  • Yemek sırasında.

At table ile ilgili cümleler

English: He came in while we were at table.
Turkish: Biz masadayken o içeri girdi.

English: That table is made of wood.
Turkish: Bu masa ahşaptır.

English: You shouldn't speak with your mouth full at table.
Turkish: Masada dolu ağızla konuşmamalısın.

English: She carried that table by herself.
Turkish: O tabloyu tek başına taşıdı.

English: There is a small brown dog under that table.
Turkish: Şu masanın altında küçük kahverengi bir köpek var.

At table ingilizcede ne demek, At table nerede nasıl kullanılır?

At : Ya. Yanında. Üzere. Bir hareketin hedefini gösterir. A. De. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. Hatta. Bir miktarı göstermek için kullanılır. Nezdinde.

Table : Her öğesi, hiçbir belirsizlik söz konusu olmadan bir ya da birkaç dizin sayısı ile belirtilebilen bir veri dizisi. Birbiriyle ilgili verilerin toplu ve düzenli sunumu. Üzerinde masatopu oynamağa yarayan, uzunluğu 274 cm., genişliği 152,5 cm., yerden yüksekliği 76 cm. olan, üstü koyu donuk boyalı, kenarlarına oyun alanını belirten 2 cm. kalınlığında beyaz çizgiler çekilmiş masa. Listeye geçirmek. Çizelge. Tasarıyı müzakereye sunmak. Bilgisayar, bilişim, jimnastik, kimya, masa tenisi alanlarında kullanılır. Cetvele yazmak. Gözlemleri incelenen değişkenin çeşitli değer ya da seçeneklerine göre dağıtarak döküme sokan dağılım alanı. Keste.

 

Serve at table : Masaya servis yapmak.

Wait at table : Garsonluk yapmak. Masayı beklemek. Servis yapmak.

At a bargain price : Düşük fiyata. İndirimli özel fiyat. İndirimde.

At a bound : Bir hamlede.

At a blow : Aniden. Birden.