At this time türkçesi At this time nedir

At this time ile ilgili cümleler

English: He will be in London at this time tomorrow.
Turkish: O, yarın bu vakitte Londra'da olacak.

English: He will be having dinner with her at this time tomorrow.
Turkish: Yarın bu vakitte onunla akşam yemeği yiyor olacak.

English: He will be talking with his family at this time tomorrow.
Turkish: Yarın bu vakitte ailesiyle konuşuyor olacak.

English: Ali comes here at this time every day.
Turkish: Ali her gün bu zamanda buraya gelir.

English: A wind from the ocean blows at this time of the year.
Turkish: Okyanustan gelen bir rüzgâr, yılın bu zamanında eser.

At this time ingilizcede ne demek, At this time nerede nasıl kullanılır?

At : A. Yanında. Üzerinde. Bir hareketin hedefini gösterir. Ya. De. Bir miktarı göstermek için kullanılır. Nezdinde. Ye. Hatta.

This : Böylesine. Böyle. Bunun. Bunu. Bu kadar. Buna. Bu. İşbu. Şu.

Time : Belirli bir zamana göre ayarlamak. Bilgisayar, hukuk, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Temposunu belirlemek. Süre. Önel. Yerbilim zamanı. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Kez. Kere. Kurmak.

At this distance of time : Bunca zaman geçtikten sonra.

At this juncture : Yeri gelmişken. Bu buhranlı anda. Bu safhada. Bu noktada.

 

From this time forth : Bundan böyle bundan sonra.

At this place : Bu yerde. Bu mahalde. Burada.

At this rate : Bu gidişle. Bu hızda. Böyle giderse.

This time : Bu sefer. Bu sefer de. Bu defa. Bu kez. Bu kez de.

At this point : Bu noktada. Gelinen noktada.

İngilizce At this time Türkçe anlamı, At this time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak At this time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Meantime : Ara. Bu süre içerisinde. Bu esnada. Süre zarfı. İken. Bütün bunlar olup biterken. Tüm bunlar olurken. Bu süre içinde. Zaman.

Incidentally : Yakında. Bir ara. Şans eseri. Rastlantı eseri. Aklıma gelmişken. Tesadüfen. Laf arasında. Tesadüf eseri.

Inter alia : Diğerleri arasında (latince). Başkaları yanında. Diğerleri arasında. Yanı sıra. Bu meyanda. Diğerlerine ilaveten.

Recently : Geçenlerde. Yakınlarda. Son dönemlerde. Kısa süre önce. Yakın dönemde. Bu yakında. Az zaman önce. Yeni. Son zamanlarda.

Meantimes : Bütün bunlar olup biterken. Süre zarfı. Bu süre içerisinde. Tüm bunlar olurken. Ara. İken. Bu süre içinde. Bu esnada.

For the time being : Şimdiki şartlara göre. Muvakkaten. Şu an. Şimdilik.

At present : Şu ara. Şimdi. Bu anda. Şimdiki durumda. Şu an. Şu sıralar. Halen. Şimdiki halde. Şu anda.

Btw : Bu vesileyle. Aynı zamanda (internet argosu). Şans eseri. By the way (bu arada). Ayrıca.

Incidently : Laf arasında. Aklıma gelmişken.

At this time synonyms : in the mean time, in passing, by the by, nowadays, in the meantime, in the meanwhile, by the way, by the bye, among other things.