Ara nedir, Ara ne demek

  • İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe
  • İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla.
  • Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi.
  • Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları.
  • Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre.
  • İç.
  • Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.

"Ara" ile ilgili cümle

  • "Aralarında anası babası ile Binnaz'ın da bulunduğu on sekiz işçiydiler." - N. Cumalı
  • "Son zamanlarda aralarının iyi olmadığının farkındayım." - E. Şafak

Yerel Türkçe anlamı:

Aralık, uzaklık, boşluk

Fasıla

Araya

İlişki, samimiyet

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: orta]

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Tiyatro gösterisi sırasında seyircilerin dinlenmesi için verilen ara.

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: aralık]

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Sinemalarda gösterim başlarında ya da ortalarında verilen ara.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Bir oyunda dinlenme süresi.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

İki odayı bağlıyan koridor. (Kandilli *Bozüyük -Bilecik)

Diğer sözlük anlamları:

Aralık, mesafe.

Esna, sıra, vakit.

 

Bazen, vakit vakit, ara sıra.

İçinde, arasında.

Mahal, mevki, mekan, yer.

Orta, meydan.

Bilimsel terim anlamı:

Bir ayaktopu oyununun 45'er dakikalık iki dönemi arasında oyunculara verilen 15 dakikalık dinlenme süresi.

Toplu cimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları.

iki kılıçoyuncusu arasında bulunması gereken en elverişli açıklık.

Takımların oyun arasında aldıkları birer dakikalık dinlenme ve yönelge alma süresi. Bir takım bütün bir oyun süresince ancak dört ara alabilir. Bu ara dakikaları oyun süresinin dışında kalır.

Üçüncü dönemle dördüncü dönem arasındaki dinlenme süresine verilen ad.

Bir görüşmede yanıtlayıcının yorulduğu ya da ilgisinin dağıldığı durumlarda uyanıklığı sağlamak üzere sorulamayı geçici olarak durdurma ya da çeşitlendirme, bk. yoğulum.

İngilizce'de Ara ne demek? Ara ingilizcesi nedir?:

half-time, interval, intermission, distance, time-out, (abd) intermission, ınterval, pause

Fransızca'da Ara ne demek?:

aphorisme, intervalle, acinésie

Ara anlamı, tanımı:

Ara vermeden : Sürekli, durmadan.

Ara vermek : Yeniden başlamak üzere konuşmayı durdurmak. yeniden başlamak için bir işi bir süre bırakmak, durmak.

Arada çıkarmak : Başka işler arasında bir işi de yapıvermek.

Arada kalmak : İki tarafı uzlaştırmak üzere araya girme dolayısıyla güç duruma düşmek.

Arada kaynamak : Karışık bir durumda gereken ilgiyi görmemek.

Aradan çekilmek : Ara bulucu olmaktan vazgeçmek. herhangi bir iş yapılırken işi başkalarına bırakmak, ilişiğini kesmek.

Aradan çıkarmak : Birçok işten birini yapıp bitirivermek.

 

Aradan çıkmak : Kendini bir sorunun, bir davanın dışında tutmak. yapılması gereken öteki işlerle uğraşılabilmesi için bir iş önce bitirilmek. sıkışık bir durumda, sıkıntılı bir zamanda işe engel olan kimse oradan uzaklaşmak.

Aradan kaldırmak : İş yapma imkânını yok etmek.

Aradan sıyrılmak : Çatışan gruplar arasındaki rekabetten yararlanarak öne çıkmak. yarışta rakiplerinden uzaklaşmak, öne çıkmak. kötü bir işten kendini kurtarmak.

Aralarında dağlar kadar fark olmak : Aralarında her yönden büyük ayrılıklar bulunmak, benzer nitelikler çok az olmak.

Aralarındaki buzları eritmek : Kırgınlığı, küslüğü ortadan kaldırmak.

Aralarından kara kedi geçmek : Birbirinden soğumak, aralarına soğukluk girmek.

Aralarından su sızmamak : Aralarında çok yakın, sıkı fıkı arkadaşlık bulunmak.

Arasını açmak : İki kişi arasındaki dostluğu, ilişkiyi bozmak.

Arasını bulmak : Araları bozulmuş iki kişiyi uzlaştırmak, barıştırmak.

Arası açılmak : Arkadaşlıkları sarsılmak, arkadaşlık bağları kopmak, birbirine darılmak.

Araları limoni olmak : Aralarında hafif bir kırgınlık olmak.

Araları şekerrenk olmak : İki kişi arasında dostluk ilişkileri bozuk olmak.

Aralarına kara kedi girmek : İki dost birbirine gücenmek, iki dostun arasına soğukluk girmek.

Arası geçmeden : Vakit geçmeden, sıcağı sıcağına.

Arası hoş olmamak : O şeyden hoşlanmamak.

Arası olmamak : Geçinememek.

Arası soğumak : Aradan zaman geçerek önemini yitirmek.

Arasına karışmak : Büyüyüp yetişmek.

Araya almak : Dövmek. bir çevreye kabul etmek.

Araya girmek : İki kişinin arasındaki bir işe karışmak. bir iş yapılırken ona engel olacak başka bir şey çıkmak. iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak.

Araya gitmek : Harcanmak, karışıklığa kurban olmak.

Araya kaynayıp gitmek : Göz ardı edilmek.

Araya koymak : Bir işte sözü geçer bir kimsenin aracılığına başvurmak.

Araya soğukluk girmek : Arada kırgınlık oluşmak.

Araya vermek : Yararsız bir işe harcamak.

Arayı açmak : Aradaki uzaklık artmak. görüşmemek.

Arayı soğutmak : Eski yakınlık, dostluk kalmamak.

Arayı yapmak : Arasını bulmak.

Ara bağlantı : Ayrı devrelerin birbiriyle bağlantısı.

Ara başlık : Esas bölümün alt başlıklarından her biri.

Ara bono : Arada ödenen olağan dışı bono.

Arabozan : İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.

Ara bozucu : Arabozan.

Ara bulma : Anlaşmazlık durumunda bulunan kimseleri uzlaştırma işi.

Ara bulucu : Bir anlaşmazlıkta tarafları uzlaştıran kimse, aracı, uzlaştırıcı.

Ara cümle : Birleşik veya yalın cümlelerde anlamı biraz daha açıklamak, gereksinim duyulan bir anlamı eklemek veya anlatıma zenginlik katmak için araya giren iki virgül veya iki kısa çizgi içinde verilen cümle, ara tümce.

Ara deniz : Okyanuslardan dar ve az derin boğazlarla ayrılan, karaların arasına sokulmuş deniz.

Ara eleman : Meslek liselerinin, meslek yüksekokullarının veya halk eğitim merkezlerinin yetiştirdiği işçi.

Ara kapı : İki yapı veya oda arasında geçişi kolaylaştırmak için açılan kapı.

Ara kararı : Bir davanın bakılmasını kolaylaştırmak için yargıdan önce önlem niteliğinde verilen karar.

Ara kazanç : Hisse senedi, tahvil, yabancı para vb. değerli kâğıtları daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi, arbitraj. Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç.

Ara kesit : Çizgilerin, yüzeylerin, katı cisimlerin birbirlerine rastladıkları ve kesiştikleri yer.

Ara konakçı : Asalağın, gelişme evreleri sırasında beslenip barındığı konakçılardan her biri.

Ara mal : Üretilecek malı elde etmek için üretim sırasında kullanılan yarı işlenmiş mal.

Ara nağme : Şarkı, türkü, köçekçe vb. küçük güfteli bestelerde, güftenin iki kıtası arasına veya başına, sonuna da gelebilen, sözsüz çalınan parça. Sık sık söylenen söz veya açılan sorun.

Ara pası : Takım arkadaşına rakip oyuncular arasından geçirilerek atılan pas.

Ara seçim : Genel seçimler dışında yapılmış olan ara dönem seçimleri.

Ara sıcak : Soğuk ve sıcak yemek servisi arasında ikram edilen hafif sıcak yiyecek.

Ara sınav : Üniversitelerde yarıyıl içinde yapılmış olan sınav, vize, vize sınavı.

Ara sıra : Seyrek olarak, arada bir, arada sırada, bazen, bazı bazı, kimi vakit, kimi zaman, zaman zaman, anbean.

Ara sokak : Ana yola açılan ikinci derecedeki yol.

Ara söz : Doğrudan doğruya konuşulan veya yazılan konuyu ilgilendirmeyen dolaylı söz, istitrat.

Ara tümce : Ara cümle.

Ara yerde : Arada.

Ara yön : Dört ana yönden ikisi arasında olan yönlerden her biri, asyön.

Arayüz : Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa.

Arada bir : Ara sıra.

Açık ara : Aradaki farkı çok açarak.

Bir ara : Kısa bir süre. Geçmiş bir zamanda.

O ara : O sıra.

Uzak ara : Yarışta aradaki mesafeyi uzun tutarak.

Beşibirarada : Beşibirlik.

Bu arada : Bu süre içinde. Yeri gelmişken, bu meyanda. Bir işi yaparken birlikte, beraber.

Apış arası : İki bacağın arasında kalan yer.

Çatı arası : Tavan arası.

Devletler arası : Birden çok devleti kapsayan veya birçok devletle ilgili olan.

Devre arası : Ligin birinci döneminin bitiminde verilen dinlenme süresi. Futbol, basketbol vb.nde karşılaşma sırasında dinlenme süresi.

Gezegenler arası : Güneş çevresinde dolanan cisimler arasındaki boşluk.

Gözeler arası : Dokularda gözelerin arasında yer alan, hücreler arası.

Hafta arası : Hafta içi.

Hücreler arası : Dokularda hücrelerin arasında yer alan, gözeler arası.

Kentler arası : Şehirler arası.

Kıtalar arası : Bütün kıtaları birbirine bağlayan, kıtalarla ilgili olan durum.

Kişiler arası : Bütün insanları göz önüne alan.

Kulüpler arası : Birçok kulübün takımlarını karşı karşıya getiren (sportif faaliyet).

Mahalle arası : Mahallenin sokakları arasında kalan yer.

Memleketler arası : Uluslararası.

Milletlerarası : Uluslararası.

Okullar arası : Birçok okul ile ilgili olan.

Öğle arası : Öğle tatili.

Satır arası : Dolaylı anlatım. Yazı satırlarının arasında kalan mesafe.

Şehirler arası : İki veya daha çok şehir arasında ulaşım, iletişim sağlayan.

Tavan arası : Bir yapının tavanı ile çatısı arasında kalan bölüm, tavan aralığı, çatı arası.

Toplumlar arası : Birçok toplumu ilgilendiren.

Uluslararası : Çeşitli milletlerin arasında yapılan, milletlerin arasında çok yönlü ilişkilerle ilgili olan, milletlerarası, beynelmilel, enternasyonal.

Ülkeler arası : İki veya daha çok ülke arasında oluşan, gerçekleşen.

Üniversiteler arası : Birçok üniversite ile ilgili olan.

Metinler arasılık : Bütüncül bir yapıya kavuşturulması amacıyla bir edebî metnin dokusuna hem edebiyat alanından hem de başka alanlardan metin parçalarının katılması.

İç : Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm. Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı. Muhteva. Ten ile dış giysiler arası. Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse, ara. Oyuk şeylerin boşluğu. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan. Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım. Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri. Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta. Mide, bağırsak, karın. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım. İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan.

Ara alıcı dalgalığı : Ara yayacın vericiden gelen resim ve ses imlerini toplayan dalgalığı.

Ara alkışı : Perde kapanmadan ya da oyunun bir bölümü bitmeden seyircinin alkışlaması.

Ara beyin : (Yun. dia: arasından; engkephalos: beyin) Ön beyinden sonra gelen, üçüncü beyin karıncığının orta bölgesini çeviren beyin lobu. Diyensefalon. Beyin gelişiminde ön beynin iki kısmından biri olan ve uç beyinden sonra gelen, optik kesecikler, ventrikulus tersiyus, nörohipofiz ve epifizis bezinin biçimlendiği beyin kısmı, diensefalon.

Ara bilanço : Genellikle yıllık yapılan bilançoların özel durumlarda daha kısa dönemler için (üç aylık veya haftalık ya da istenen aralıklarla) düzenlenmesi.

Ara boğaz : Salon, hol, aralık.

Ara bulmak : Vakit bulmak, eli değmek.

Ara buluculuk etmek : ara bulmada yardımcı olmak.

Ara cinsellik : Her iki cinse özgü olan ikincil cinsel özelliklerin bir kişide toplanması durumu.

Ara çekim : Belirli bir olguyu yansıtan çekimler arasında bununla doğrudan doğruya ilişkisi olmayan, dolayısıyla izleyicinin dikkatini bu olgudan başka bir noktaya kaydıran çekim.

Ara çoru : Nezle, grip.

Ara ile ilgili Cümleler

  • Lütfen ! Londra'ya geldiğinde, olabilecek en yakın zamanda beni ara .
  • Doğduğu ülkeyi ziyaret etmek için ara sıra tatillerden faydalandı.
  • Sadece kitap okumayın. ara sıra dışarı gidin ve biraz egzersiz yapın.
  • Yorgun görünüyorsun dostum. Bence senin yazmaya ara vermen gerekiyor.
  • Hepimiz insanız gerçi bir ara suçlu ve hayvan muamelesi gördüm ama olsun olur o kadar.
  • Duygularımı yitirmek istemem ama bu ara köreldiğinin farkındayım.
  • Yönetici bütün sabah ofis dışında olacak bu yüzden onu günün sonunda tekrar ara.
  • Şimdi bile, ara sıra seni görmek istediğimi düşünüyorum. Fakat bugünkü seni değil geçmişten hatırladığım seni.
  • Telesekreterde bir mesaj: "Lütfen beni sonra ara. 18.00'e kadar cep telefonumdan, ondan sonra ise sabit hat üzerinden bana ulaşabilirsin.
  • Beni yetiştiren fizik öğretmenim bir ara umutsuzlandı çünkü o beni sınadı.

Diğer dillerde Ara anlamı nedir?

İngilizce'de Ara ne demek? : [ARA] n. era, period of time generally marked by a distinctive event or characteristic; epoch, period, age

n. macaw, parrot

n. altar, table used in religious ceremonies; are, macaw, any of a number of large brightly colored parrots

Fransızca'da Ara : distance [la], entracte [le], espace [le], intermède [le], intermittence [la], milieu [le], répit [le], mi-temps [la]

Almanca'da Ara : n. Entreakt, Mitte, Pause, Time-out, Unterbrechung, Weite, Zwischenraum

Rusça'da Ara : n. расстояние (N), промежуток (M), дистанция (F), перерыв (M), интервал (M), остановка (F), пауза (F), передышка (F), дальность (F), простенок (M), тайм-аут (M), отношение: отношения (PL)

adj. промежуточный