Autoplay türkçesi Autoplay nedir

  • Otomatik kullan.
  • Otomatik yürüt.

Autoplay ingilizcede ne demek, Autoplay nerede nasıl kullanılır?

Autoplastic : Otoplastik.

Autoplasty : Plastik ameliyat. Bir hastanın kendi vücudundan alınan dokuların yine aynı hastanın iyileştirilmesinde kullanılması. Otoplasti. Vücutta yaraların veya hastalıklı yerlerin aynı vücudun başka yerlerinden alınan başka dokularla tamiri, otoplasti. Simge kondurağı. Özonarım.

Autopathic : Nedensiz gibi görünen hastalıkla ilgili.

Autophagic vacuole : Otofajik vakuol. Hücre içinde bir zarla çevrili sindirim enzimleri kapsayan lizozom.

Autophagocytosis : Otofaji. Otofagositoz.

Autopilots : Otomatik pilot. Oto-pilot.

Autophagosome : Hücrenin herhangi bir organelini sindirerek tekrar kullanmak üzere primer lizozomlarla birleşmesi sonucu oluşan yapı. Otofagozom.

Autopolyploid : Otopoliploit. Otopoliploidi. İki homolog kromozom takımından fazla kromozom takımı taşıyan poliploit organizma olup kromozom takımlarının hepsi tek bir türden gelir. otoploit. Otopoliploid.

Autophagosoma : Otofagozom. Hücre sitoplazmasında yaşlanan ve bozulan organellerin bir zarla sarılmasıyla ortaya çıkan oluşum. birincil lizozomlar hetero ve otofagozomlarla birleşerek ikincil lizozomlara dönüşürler.

Autopolling : Otomatik oylama. Özdevimli oylama.

 

İngilizce Autoplay Türkçe anlamı, Autoplay eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Autoplay ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shell : Kik. Bir öğeciğin çekirdeği çevresinde dolanan eksiciklerin yerleştiği katmanlardan her biri. Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Soymak. Koçanından ayırmak (kurumuş mısır tanelerini). Atom çekirdeğini kuşatan elektron içerikli katlardan her biri. Topa tutmak. Bir hayvanın, meyvenin, bazı yumurtaların, kalkerli, silisli, keratinsi ya da kitinli sert dış örtüsü. kavkı. Deniz hayvanı kabuğu. Kabuğunu çıkarmak.

Beat : Pataklamak. Çalmak (davul). Açmak (yol). Atmak (kalp). Vurmak. Dövmek. Çırpma. Dayak atmak. Alt etmek (argo terim). Yenmek.

Necropsy : Nekropsi. Ölüm nedenini bulmak için ceset üzerinde yapılan inceleme. Otopsi. Ölüm nedenini bulmak amacıyla, kadavranın iç organ ve boşluklarının dikkatle kesilmesi, açılması ve incelenmesi, postmortem muayene, ölüm sonrası muayene, nekroskopi.

Examination : Kontrol. Soruşturma. Sorguya çekme. Yoklama. Tahkikat. Dinleme. Türlü gümrük işlemlerinin uygulanması için, malların ya da yolcuların yetkili gümrük görevlisince incelenip yoklanması, a. bk. gümrük yoklaması. Hastalığa tanı koymak amacıyla hastayı muayene etme. Sınav. Hukuk, eğitim, gümrük, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Beat out : Çalmak (tamtam vb.). Çekiçlemek. Vura vura söndürmek. Dövmek. Ritim tutmak.

Scrutiny : Dikkatli inceleme. Deşeleme. Araştırma. İnce eleyip sık dokuma. Oyların yeniden sayımı. Oyların tasnifi. Tetkik. Tahkik. Bir konu ya da sorunu inceden inceye çözümleyerek araştırma.. Denetleme.

 

Postmortem : İş sonrası. İşlem sonrası. İşlem sonrası inceleme. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ölümsonrası. Ölüm sonrası. Öldükten sonra. Ölüm sonrası, öldükten sonraki, ölümü takiben, postmortal. Öldükten sonraki. Postmortem.

Postmortem examination : Otopsi. Ölmüş balıkların dış ve iç organlarının muayenesi. Postmortem inceleme. Postmortem muayene. Nekropsi. otopsi. postmortem muayene. Ölüm sonrası muayene.

Vanquish : Mağlup etmek. Haklamak. Hakkından gelmek. Mağlubiyete uğratmak. Yenilgiye uğratmak. Yenmek. Kırmak (kibir).

Pm : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Başbakan. Yüksek yinelenimli bir dalganın evresinin, daha alçak yinelenimli bir dalganın gücüyle orantılı olarak değiştirilmesi. televizyonda, sinüsoidal bir taşıyıcı dalganın evre açısının değiştirilmesi. Ös. Evre değiştirimi. Pm. Öğleden sonra. Devletin başı. Seçilmiş hükümetin lideri.

Autoplay synonyms : post mortem, trounce, crush, post mortem examination.