Bırakı nedir, Bırakı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bırakılmış, terkedilmiş, eskimiş, beğenilmeyip atılmış, artık.

Bırakı ile ilgili Cümleler

  • Bırakın da kendi geleceğime kendim yön vereyim ne dersiniz?
  • Bu meseleyi polisin ellerine bırakın.
  • Çantayı polise bırakın!
  • Ali korkmuştu ve yalnız bırakılmak istemedi.
  • Bırakın savaşmayayım seveyim sadece onu.
  • Ali geçen ay ceza evinden serbest bırakıldı.
  • Bırakın da bir şeyler yesin.
  • Bırakın başladığım işi bitireyim.
  • Bırakın konuşsun.
  • O, dün gözaltından serbest bırakıldı.
  • Bırakın beni!
  • Ali 2003 yılında cezaevinden serbest bırakıldı.
  • Bırakın da ben konuşayım.

Bırakı ile ilgili Atasözü veya Deyim

ağzını bırakıp kıçıyla (veya bir tarafıyla) gülmek : alay ederek karşısındakine gülmek.

eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer, tanesini bırakır) : “bilgisiz, görgüsüz kimse ince, güzel şeylerin zevkine varamaz, değerini ölçemez” anlamında kullanılan bir söz.

hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır ne masat : “hesabını bilmeyen kişi elinde, avucunda bulunan işe yarar şeyleri de ziyan eder” anlamında kullanılan bir söz.

kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya kaçar (veya varır) ya zurnacıya : “evlenme çağındaki kızı büyükleri uyarmazlarsa uygun olmayan birisiyle evlenir” anlamında kullanılan bir söz.

 

Bırakı tanımı, anlamı

Bıra : Birader, kardeş. Bu yer, bk. bire, bura

Bırakık toprak : Devletin olan ve kullanımı kimseye verilmeyip kamu yararına ayrılmış bulunan toprak.

Bırakılabilme : Bırakılabilmek işi.

Bırakılabilmek : Bırakılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Bırakılan gider : Elde tutulması amacıyla yapılmasından vazgeçilen gider.

Bırakılış : Bırakılma işi.

Bırakılıverme : Bırakılıvermek işi.

Bırakılıvermek : Ansızın ve çabucak bırakılmak.

Bırakılmış : Artık kullanılmıyan (kelime). (BIRAKILMIŞLIK, Obsoletisme).

Bırakılmış kar : Paydaşlar tarafından ortaklığa bırakılan kâr.

Bırakılmış marka : Çeşitli nedenlerle kullanılmayan marka.

Bırakılmış yapı : İşe yaramaz bir duruma geldiği için kullanılmayan, yenilenmesi ya da yıkılması gereken bu amaçla kamu kuruluşlarının işe karışmasını gerektiren yapı.

Bırakım derinliği : [Bakınız: bırakıntı kalınlığı].

Bırakım hızı : Birim zamanda gerçekleşen bırakım.

Bırakımak : Yavrusunu vakitsiz doğurmak, düşürmek (hayvanlar hakkında).

Bırakının saptanması : Hakkın başkasına bırakılması ile ilgili işlemin yazılı olarak saptanması, kütüğe geçirilmesi.

Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler ilkesi : İktisadi gelişmenin bireysel çıkarlara dayandığı, dolayısıyla iktisadi karar birimlerinin etkinliklerine hiçbir biçimde müdahale edilmemesi gerektiğini savunan liberalizm ilkesi.

Bırakıntı : Deniz ve kara sularının, kıyılarda bıraktığı birikinti. Piç. Bırakılmış kadın. Hediye, geline gelen hediye. Ekilmeden bırakılan tarla. Doğal suya, örneğin deniz suyuna değen bir metal yüzeyine bitki ve hayvanların birikip çökmeleri. Bırakım işlemi sonucu, örtülen ya da kaplanan yüzey üzerine bırakılan özdek.

 

Bırakıntı gözenekliliği : Gerek yüzey pürüzleri, gerekse bırakım sırasında oluşan gaz yuvarlar nedeniyle, bırakıntıda beliren gözeneklilik.

Bırakıntı kabarması : Kaplanmış yüzeylerin, özellikle kaplamadan sonra ısınmaları sonucu kabarması.

Bırakıntı kalınlığı : Kaplanmış olan yüzey ile bırakıntının dış yüzeyi arasındaki dikey uzunluk. Bırakım derinliği diye de bilinir.

Bırakıntı metal kesimi : Dolgu metali kullanılmış kaynaklarda, iri direksi tanelerden oluşan en üstteki kesim.

Bırakıntı parlaklığı : Kaplama işlemi sırasında, parlaklaştırıcılar kullanarak ya da sonradan açkılama ile bırakıntının kazandığı parlaklık.

Bırakıntı pürüzlülüğü : Kaplama yunağının pisliğinden ötürü, çözelti içindeki yabancı parçacıkların, işlem sırasında bırakıntıya karışıp yarattığı pürüzlülük.

Bırakıntı tutması : Bırakım işleminin sonucunda, bırakıntının kaplama yapılan yüzeye tutması.

Bırakıverme : Bırakıvermek işi.

Bırakıvermek : Ansızın ve çabucak bırakmak.

Buğulu bırakım : Bırakıntıyı oluşturacak özdeğin, alçak basınçta, buğu durumundan bırakımı sağlaması olayı.

Elektrikli bırakım : Elektrik erkesi kullanarak gerçekleştirilen bırakım.

Elektrikli bırakıntı : Elektrikli bırakım yoluyla oluşturulan bırakıntı.

Karbonlu bırakıntı : Yağda yapılan su verme işlemlerinde, yağların ayrışması sonucu, metal yüzeyde oluşan karbonu yüksek bırakıntı.

Kul bırakımı : Köle ve karavaşların özgürlüğe kavuşturulması.

Kurum bırakımı : Kurumlaşma olayı sonucu, fırın çeperleri ile parça yüzeylerinde oluşan bırakım olayı.

Markanın bırakılması : Markanın, çeşitli nedenlerle kullanılmaması.

Önünü bırakıp sonunu saymak : Geleceğinin kötü olasılığını düşünmek.

Yerinde bırakılma : Belli bir süre için bir göreve atanmış olan devlet büyüklerinden beğenilenlerin bir ferman ya da menşur ile yerlerinde bırakılmaları işlemi.

Yumurta bırakımı : Yumurtalıktan yumurtaların bırakılması. Ovulasyon.

Bırakılma : Bırakılmak işi.

Bırakılmak : Bırakma işine konu olmak, terk edilmek.

Bırakım : Bırakma işi.

Bırakış : Bırakma işi.

Bırakışma : Ateşkes.

Bırakışmak : Savaşma, çarpışma vb. durumları karşılıklı bırakmak, ateşkes yapmak, mütareke yapmak.

Bırakıt : Miras.

İş bırakımcı : İş bırakımı yapan kimse, grevci.

İş bırakımı : İsteklerini işverene kabul ettirmek için işçilerin, işlerini hep birden bırakması, grev.

Diğer dillerde Bırak yapsın ortamı anlamı nedir?

Fransızca'da Bırak yapsın ortamı nedir ? : laissez-faire atmosphere