Borne türkçesi Borne nedir

  • Dar kafalı (fransızca terim).
  • Taşınmış.
  • Doğmuş.
  • Götürülmüş.

Borne ile ilgili cümleler

English: Is Borneo an island or a continent?
Turkish: Borneo bir ada mı yoksa bir kıta mı?

English: To all appearances, their actions haven't borne fruit.
Turkish: Görünüşe bakılırsa, onların eylemleri işe yaramadı.

Borne ingilizcede ne demek, Borne nerede nasıl kullanılır?

Be borne in upon somebody : Dank etmek. Kafasına dank etmek.

Louse borne spotted fever : İnsanlarda bitlerin dışkılarıyla taşınan rickettsia prowazeki’nin neden olduğu hastalık. Tifüs.

Tick borne fever : Kene ateşi. Kene kaynaklı ateş.

Tick borne infections : Kenelerle nakledilen enfeksiyonlar. İnsan ve hayvanlara ıxodidae ve argasidae ailesinde bulunan türlerin ısırıklarıyla bulaştırdığı bakteriyel, viral ve paraziter kökenli ve bir çoğu zoonotik olan enfeksiyonlar.

Tick borne meningopolyneuritis : Kene kaynaklı meningopolinöritis. Lyme hastalığı.

Crested borneo fireback pheasant : Tepeli borneo alev sırtlı sülünü. Ana vatanı java ve güney borneo olan, yarı tropikal ortamda yaşayan, kafes ortamına çok rahat uyum sağlayan, çok güzel renklere sahip sülün ırkı.

Borneol : Borneol. Ağaçlardan elde edilen bir kimyasal madde.

Tick borne virus : Kene kaynaklı virüs. Keneler tarafından taşınan virüs.

 

Air borne : Havadan nakledilen. Uçak tarafından nakledilen (özellikle askeri kara kuvvetleriyle ilgili). Havadan geçen. Hava ile taşınan.

Borneo : Malay takımadaları'nda bir ada.

İngilizce Borne Türkçe anlamı, Borne eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Borne ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Intercellular substance : Hücrelerarası madde.

Cartilage bone : Kıkırdağın kemikleşmesi ile oluşan kemik. Kıkırdakdoku. Kıkırdaktan oluşmuş kemik. Kıkırdak kemiği. Kıkırdak doku.

Cheekbone : Elmacık kemiği. Elmacıkkemiği.

Tarsal bone : Ayak bileği kemikleri. Kaval ve kamış kemikleri ile ayak tarağı kemikleri arasında bulunan, en büyüğü topuğu meydana getiren dokuz küçük kemik. tarsus kemikleri. Ayak bileği (ile ilgili). Ayak bileği kemiği.

Jugal bone : Jugal kemik. Balıklarda yan çizgi sisteminin baştaki kanallarını taşıyan ve baş kaslarını koruyan kemik serisinden ikincisi. Elmacık kemiği.

Turbinal : Helezonik. Türbinal. Burundaki spiral kemikler (anatomi terimi). Geniz çukuru.

Zygomatic : Elmacık kemiğiyle ilgili. Şakak kemiği şakak kemiğine özgü. Elmacık kemiğine özgü.

Manubrium : Göğüs kemiği üst bölümü. Ağız sapı. Manubriyum. Manubrıum.

Bone cell : Osteosit. Kemik hücresi.

Sacrum : Sakrum. Kuyruksokumu kemiği. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kutsal kemik. Kuyruk sokumu kemiği. Kuyruksokumu. Sağrı kemiği. Genel olarak birkaç omurun birleşmesi ile meydana gelen ve kalça kemerini taşıyan omurganın son parçası. sakrum kemiği.

Borne synonyms : fetter bone, bare bone, wormian bone, os breve, cuboid bone, corpus sternum, ischial bone, os longum, coronoid process, xiphoid process, zygoma, os tarsi fibulare, round bone, os sesamoideum, os pubis, os zygomaticum, processus coronoideus, carpal bone, pubic bone, sutural bone, osseous tissue, long bone, heelbone, braincase, os sphenoidale, metacarpal bone, short bone, os hyoideum, sesamoid bone, jaw, skullcap, os ischii, ethmoid.

 

Borne zıt anlamlı kelimeler, Borne kelime anlamı

Interest : Menfaat. İstek uyandırmak. İlgisini çekmek. Eğitim, iktisat, ekonomi, sosyoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Faiz. İlgilendirmek. Dikkatini çekmek. Merakını uyandırmak. Sarmak. İlgi.

Unborn : Henüz dünyaya gelmemiş. Doğmamış. Henüz doğmamış. Gelecek. Müstakbel.

Borne ingilizce tanımı, definition of Borne

Borne kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Defrayed. [Bakınız: Bear]. Carried. Conveyed. Supported.