Bridgings türkçesi Bridgings nedir

Bridgings ingilizcede ne demek, Bridgings nerede nasıl kullanılır?

Bridging amplifier : Dinleme amplifikatörü. Gözlem kuvvetlendiricisi.

Bridging connection : Köprüleme bağlantısı.

Bridging gain : Köprüleme kazancı.

Bridging joist : Taban kirişi. Köprü döşeme kirişi.

Bridging loan : Uzun vadeli kredi sağlanana kadar verilen kısa vadeli kredi. Koprü kredisi. Köprü kredisi. Uzun süreli sermaye oluşturuluncaya kadar işletmeye sunulan kısa süreli kredi. Köprü kredi.

Bridging title : Arayazı. Sessiz sinema çağında söyleşmeleri, sözü vermek; konuyla, olguyla ilgili açıklamalarda bulunmak için, iki çekim arasına yerleştirilen yazı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Abridging : Kısmak. Tenkis etmek. Mahrum etmek. Azaltmak. Kısaltmak (yazılı bir eseri). Kısaltmak. Özetlemek. Kesmek.

Bridge cavity : Köprü yuvası. Hareketli köprüye sahip gitarlarda köprünün yerleştirilmesine ve arka tarafta köprü ile ilgili çeşitli konum ve sertlik ayarlarının yapılmasına olanak sağlamak amacıyla gövde içerisine açılan delik.

Bridge arch : Köprü kemeri.

Bridge canal : Kanal köprü.

İngilizce Bridgings Türkçe anlamı, Bridgings eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Bridgings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pump priming : Para sağlama. Bütçe açığı finansmanı. Ekonomiyi durgunluktan kurtarmak ve ekonomik faaliyetleri canlandırmak amacıyla devletin piyasaya para pompalayarak satınalma gücünü artırmaya yönelik yaptığı harcamalar. Projeden gelir elde edilebilmesi için önce bir miktar harcama yapmanın gerekli olması. Tazmin harcaması. Teşvik. Telafi edici kamu harcaması. Pompayı çalıştırma.

Beltings : Mükemmel. Kayış. Kemer malzemesi. Kırbaçlama. Harika. Kayışlama. Kayış geçirme. Müthiş. Kemer takma.

Transport : Bilgisayar, biyoloji, coğrafya, fizik, kimya, voleybol alanlarında kullanılır. Yönetmeliğe aykırı olarak topun bir an elle götürülmesi. Nakil. Sürmek. Coşturmak. Götürmek. Kütle, kıvıl yük ya da erkenin, genellikle özdecik çarpışmaları sonucu, ortamın bir yerinden, ilgili değişkenleri daha düşük bir yerine aktarılması. Bir maddenin bir yerden başka bir yere taşınması. transport. Taşıma. Sürgüne göndermek.

Coupling : Manşon. Ek bileziği. İki boruyu birbirine eklemekte kullanılan bağlantı parçası. Bileşim. Kuplaj rakor. Bağlayan. Eşleşme. Koşum. Bağlama. Motorlu araçlarda devimi oluşturan parçalarla motor arasında birleşmeyi sağlayan parça ya da düzen.

Buttressing : Desteklik etmek. Perçinleştirmek. Destekleyen. Desteklemek.

Consignment : Koruyum. Sevkedilen mal. Tevdi. Mal gönderme. Parti. Gönderilen mal. Gönderme. Teslim. Bir malın belirli bir süre korunmasını ücret karşılığı birine bırakma. 2, ücret karşılığı belirli bir süre korunması için birine bırakılan mal. Sevk.

 

Post : Posta ile göndermek. Makam. Vazifelendirmek. Sonraki. İlan yapıştırmak. Postalamak. Bildirmek. Bilgi vermek. Afişe etmek. Sonra.

Hogging : Kamburlaştırma. Kemer şeklini alma. Bombe. (rotorun) kamburlaşması. Fazla talaşlı işleme. Killi çakıl. Bombeleme. Killi kum-çakıl. Kemer şeklini verme.

Chelation : Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Şelatlaşma. Kelasyon. Kıskaçlama. Bir metal yükünün bir molekül ya da yükünle iki yönlü tepkimeye girerek halka biçiminde bir karmaşık oluşturması. Şelasyon veya şelat oluşumu. Çatallama. Şelasyon. (kimya) chelates (organik çemberlerden ve metalik iyonlardan oluşan bileşik) oluşturma.

Bridgings synonyms : arcading, alimentation, passage, interdigitation, service, bridging, transfer, transferral, belting, banding, bracings, transportation, corroborations, propping, bracing, handing over, service of process, espousal, corroboration, arcadings, conveyance, airdrop, logrolling, espousals, advocating, clamping, cheering up, serving, delivery, picture locking, locking, poling.