Burdock türkçesi Burdock nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Papatyagiller (compositae) familyasından 30-60 cm boyunda, iki yıllık, otsu, kırmızı çiçekli, çiçek durumu dikenli bir bitki. hanımyaması.
  • Dulavratotu.
  • Dulavrat otu.

Burdock ile ilgili cümleler

English: My child cannot say "Kinpira style sauteed great burdock", he always says "Kinpira style sauteed Dockbur" instead.
Turkish: Benim çocuğum "Kinpira style sauteed great burdock" diyemiyor, bunun yerine her zaman "Kinpira style sauteed Dockbur" diyor.

Burdock ingilizcede ne demek, Burdock nerede nasıl kullanılır?

Burdocks : Dulavratotu.

Burden : Yüklemek. Yük. Sorumluluk. Sırtına yüklemek. Yüklenmek. Ağırlık. Zorunluluk. Sıkıntı vermek. Sıkıntı çektirmek. Yük taşıma.

Burden costs : Dolaylı giderler.

Burden of proof : Mahkemede görülen bir davada bir tarafın belirli bir konuyu kanıtlama sorumluluğu. İspat zorunluluğu. İspat yükü. Beyyine külfeti. İspat yükümlülüğü. Kanıtlama yükü. Kanıtlama zorunluğu. İspat külfeti. Kanıtlama zorunluluğu. İspat mecburiyeti.

Burden of responsibility : Bir görev veya yükümlülüğün yükü. Sorumluluğun ağırlığı.

Burdle : Demet.

Burdensomeness : Problem veya külfet olma durumu. Terslik. Kasvet. Ağırlık. Acıklı olma durumu.

Burdens : Yüklemek. Sırtına yüklemek.

 

Burdening : Sırtına yüklemek. Fırın doldurma. Yüklemek.

Burdensomely : Acıklı bir tarzda. Ağır bir biçimde. Beceriksizce. Kasvetli. Külfetli bir şekilde.

İngilizce Burdock Türkçe anlamı, Burdock eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Burdock ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aardvark : Karınca yiyen. Yer domuzu. Yerdomuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Borudişli.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

Lappa : Küçük dikenli tohum kabukları olan iki yıllık bitki.

Cocklebur : Sırça otu. Sırçaotu. İçinden dikenli kabuğu olan tohumlar çıkaran her çeşit bitki veya iri taneli ot. Dikenli sıkı yapışkan tohum kabuğu olan bitki. Pıtrak.

Acacia : Akasya sakızı. Salkım ağacı. Akasya. Arap zamkı. Mimoza. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler.

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

 

Clotbur : Domuz pıtrağı. Sırçaotu. Hakiki sıraca otu. Sırça otu.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.

Burdock synonyms : arctium lappa, subshrub, genus arctium, arctium, lesser burdock, suffrutex, great burdock, common burdock, greater burdock, arctium minus, burdocks, aardvarks, abacus bodies, aardwolf, abramis zone, a cells, abambulacral area, abiotic environment, a chromosome, a cell, abductor muscle.

Burdock ingilizce tanımı, definition of Burdock

Burdock kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A genus of coarse biennial herbs (Lappa), bearing small burs which adhere tenaciously to clothes, or to the fur or wool of animals.