Clustering türkçesi Clustering nedir

  • Salkımlama.
  • Bir açıkuçlu soruya alınan değişik yanıtların kavramsal ilişkilerine göre anlamlı yanıt kümelerine ayrılması.
  • Kümeleyen.
  • Kümelenme.
  • Bir dizi benzer şeyi gruplandırma.
  • Gruplaştırma.
  • Örnek birim geliştirme.
  • Kümeleme.

Clustering ingilizcede ne demek, Clustering nerede nasıl kullanılır?

Clustering analysis : Topak analizi. Kümeleme analizi.

Clustering structure : Öbekleme yapısı.

Volatility clustering : Oynaklık öbeklemesi.

Cluster analysis : Küme analizi. Kümeleme analizi. İlişkiye geçirildiğinde anlamlı bağıntılar veren kişilik özelliklerini salt görünüşteki ilişkilerine bakarak salkımlama ya da kümeleme işlemi. Kümeleme çözümlemesi. Topak çözümleme. Salkım çözümlemesi. Cluster analizi.

Cluster analyzed traits : Aralarında anlamlı düzeyde bağıntı gösteren ve kişiliğin görünüşteki örgütlenmesini yansıttığı ya da salkımlı (kümelenmiş) olduğu varsayılan yüzeysel özellikler. Salkım çözümlemeli özellikler.

Cluster effect : Öbek etkisi.

Cluster of nebulae : Nebula kümesi. Bir yere yığılmış çok sayıda bulutsudan meydana gelen topluluk. Bulutsu kümesi.

Cluster of spectators : Seyirciler demeti. İzleyiciler grubu.

Cluster bomb : Parçacık tesirli bomba. Etkiyi artırmak için bir dizi roketler fırlatan birçok küçük bombacık içeren bomba. Parça tesirli salkım bombası. Misket bomba. Parça tesirli bomba. Misket bombası benzeri bomba. Misket bombası.

 

Cluster controller : Grup denetçisi. Küme denetçisi.

İngilizce Clustering Türkçe anlamı, Clustering eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Clustering ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grading : Ürünün sınıflara ayrılması. Düzgün, tek biçimli, yoğunluğu doğru ve değişmez pozitif bir eşlem sağlamak amacıyla, yoğunluğu değişik bir negatife basımda verilecek ışığı ayarlama. Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dereceleme. Derece vermek. Artırma. Tesviye. Kerteleme. Set.

Grouping : Gruplama. Türkümleme. Toplama. Toplanma. Gruplara ayırma. Kümelendirme. Öbekleme. Gruplaşma.

Tuft : Top. Tutam (saç). Tutam. Küme. Sıklık. Demet. Tepe. Öbek. Kümelemek. Sorguç (kuşun tepesindeki).

Windrowing : Yığma.

Agglutination : Bir sıvı içerisinde dağılmış olan maddelerin bir araya gelerek küme oluşturmaları. özellikle bakteriler, kırmızı kan hücreleri ve protozoonların kendiliğinden veya belirli bir antikorla veya bir ajanla karşılaşmasından sonra bir arada yığınlar meydana getirmesi. Bitişme. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tutkallama. Aglutinasyon. Birikişme. Bitişkenlik. Bakteri veya alyuvar gibi yüzeyinde antijen taşıyan çok sayıda taneciğin, belirli bir antikor veya bir ajanla muamelesinden sonra birbirine bağlanarak kümeleşmesi. yanlış kan aktarımlarında antikorların alyuvar yüzeyindeki antijenlere bağlanması sonucu alyuvarların bir araya toplanarak kümeler oluşturması, aglütinasyon. Yapıştırma. Yığışım.

 

Categorization : Kesimleme. Kategorilere ayırma (ayrıca categorisation). Kategorizasyon. Sınıflandırma. Kategorize etme. Bir ya da birden çok değişkene göre elde edilmiş gözlemleri, değişkenlerin seçenek ve değerlerine ya da bunların bileşimlerine göre altbölümlere ayırma.

Tussock : Sağ demeti. Çimen topağı. Ot öbeği.

Clumping : Ağır adımlarla yürümek. Kümeleşme. Yığmak. İndirmek (argo terim). Kümeye eklemek. Atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses. Yumruklamak.

Piling : Kümelenen. Kazık çakma. Döküm. Temel direği. Yığın yapma. Temel kazıkları. Kazık. İstif.

Clump : Sert adım sesi. Ağır ve gürültülü adımlarla yürümek. Kümelemek. İndirmek. Ayakkabı pençesi (kalın). Yumruklamak. Tok ses. Ağır adımlarla yürümek. Kümeye eklemek. Ağır ağır atılan adımların sesi.

Clustering synonyms : swad, cross plot, agglomeration, cross hatch, categorisation, convergence, sizing, cluster, knot, condensations, categorizations, convergences, groupings, condensation, conglomerations, conglomeration, bunch, syncretism, aggregation.