Grading türkçesi Grading nedir

  • Ürünün sınıflara ayrılması.
  • Tesviye.
  • Mamul malın çeşitlere göre sınıflara ayrılması.
  • Kümeleme.
  • Artırma.
  • Kerteleme.
  • Sınıflandırma.
  • Tasnif.
  • Set.
  • Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Dereceleme.
  • Düzgün, tek biçimli, yoğunluğu doğru ve değişmez pozitif bir eşlem sağlamak amacıyla, yoğunluğu değişik bir negatife basımda verilecek ışığı ayarlama.
  • Sıralama.
  • Derece vermek.
  • Ayırma.

Grading ile ilgili cümleler

English: Many rap songs are degrading to women.
Turkish: Birçok rap şarkıları kadınlar için onur kırıcı.

English: This song is degrading to women.
Turkish: Bu şarkı kadınlar için aşağılayıcı.

English: Ali is grading papers.
Turkish: Ali kâğıtları derecelendiriyor.

English: There are songs that I find degrading as a woman.
Turkish: Bir kadın olarak aşağılayıcı bulduğum şarkılar var.

Grading ingilizcede ne demek, Grading nerede nasıl kullanılır?

Fire risk grading : Yangın çekince düzeyi. Kent içinde türlü kesimlerin, yangından dokunca görme olasılığı.

Degrading : Alçaltıcı. Haysiyet kırıcı.

Degradingly : Alçaltarak. Küçük düşürücü bir biçimde. Küçük düşürücü bir şekilde. Alçaltıcı bir şekilde.

Downgrading : Düzey indirgeme. Kalitesini bozmak. Aşağı düzeye indirme. Derecesini düşürmek. Alçaltmak. Bozmak. Geriletmek. Rütbe indirme.

 

Retrograding : Dejenere olmak. Kötüleşmek. Gerilemek. Bozulmak. Geri gitmek. Ters yönde dönmek.

Gradient estimator : Eğiklik tahmincisi.

Adiabatic gradient : Adiyabatik eğim. Adyabatik gradyan. Adiyabatik gradyan.

Upgradings : Daha üst dereceye çıkmak. Daha iyi duruma gelmek. Yükselmek. Yükseltiliyor. Terfi sistemi. Düzey yükseltme.

Gradients : İrtifa. Eğim. Düğüm. Düşüm. Meyil.

Gradin : Basamak.

İngilizce Grading Türkçe anlamı, Grading eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grading ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conjoins : Bitişmek. Bağlamak. Birleşmek. Bitiştirmek. Bağlanmak. Birleştirmek.

Assorting : Ayırmak. Yakışmak. Sınıflandırmak. Uymak. Türlerine göre ayırmak.

Marking : İşaretler. Çizme. Değerlendirme. İşaretleme. Not verme. Marka. Markaj. Okullarda öğrencilerin çalışmalarını ve başarılarını değerlendirme işlemi. Markalama.

Culling : Seçmek. Ayıklama. Toplamak. Ayırma işi. Iskartaya çıkarmak. İşe yaramayan hayvanları öldürmek. Yetiştirme sezonu başında yetiştirmeye elverişli olmayan düşük verimli, yaşlı, hasta, sakat hayvanların sürüden uzaklaştırılması.

Rating : Sınıf. Derece. Bireylerin ölçüm konusunda tutumlarını belirtmek üzere kendilerine sunulmuş seçenekler ya da ölçüm boyutunu simgeleyen bir süreklilik üzerindeki çeşitli konumlar arasından seçmeler yapmalarını içeren değerlendirici yargı. bk. değerleme ölçeği. Şirketlerin, taşınır değerlerinin ticari riskine, ülkelerin de siyasi risklerine göre güvenilirliğinin derecelendirme kuruluşları tarafından belirlenip sıralanması. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Verim. Güç. Azarlama. Kategori.

 

Bunds : Rıhtım. Dernek. Toprak set çekmek. Bent. Toprak set. Sarmalama.

Condensations : Koyulaşma. Buğu. Yoğunlaştırma. Yoğuşturma. Yoğuşma. Gazdan sıvıya dönüşme. Sıklaştırma. Sıvılaşma. Yığma. Buğulaşma.

Evaluation : Kıymet takdiri. Değer tahmini. Bir şeyin nitelik ya da niceliği üstüne yapılan çalışma sonucu varılan yargı. aynı biçimdeki olayların, birtakım ölçünlere göre, önemini belirtme. türlü öğretim amaçlarının gerçekleşme oranını değişik yollarla ölçme ve ortaya çıkan sonuçlar üzerinde değer biçme. Nüfus sayımlarının ortaya koyduğu verilere dayanarak, bir bölge ya da ülkenin gelecek yıllardaki nüfusunu ve niteliklerini saptamak amacıyla yapılan çalışmaların tümü. Kıymetlendirme. Değerleme. Ölçüm konusu olan bir nesne üzerinde nicel ya da nitel ayrımlar yaparak değerlendirici yargılamalarda bulunma. Ölçüm. Değerlendirme. Paha biçme.

Scaling : Nesne ya da özellikleri nitel kesimlere ya da bölütlere ayırmakla kalmayarak sıra, eşit aralık ve oran ilişkileri içinde dile getirmek üzere başvurulan nicelleştirme yolu. Seviyelendirme. Soyma. Pul çıkarma. Kefeli taşı ile düşürme. Pullarını çıkarma. Pullarını ayıklama. Tufal oluşumu. Kireçlenme. Yükselme.

Enhancement : Çoğalma. Geliştirme. Artma. Arttırma. Artış. Pekiştirme. İyileştirme. Artırılma.

Grading synonyms : graduation, bund, clustering, sequencing, classified, economising, cross hatch, categorisations, course, barrages, allocation, clacification, barrage, compartmentation, augmentations, sorting, increment, allocating, boosting, enhancements, combout, auction, assigner, banks, abstractions, curiously, assignment, levelling, collocations, bulkheads, dike, bkt, dam.

Grading ingilizce tanımı, definition of Grading

Grading kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act or method of arranging in or by grade, or of bringing, as the surface of land or a road, to the desired level or grade.