Gradients türkçesi Gradients nedir

Gradients ingilizcede ne demek, Gradients nerede nasıl kullanılır?

Gradient estimator : Eğiklik tahmincisi.

Gradient method : Eğiklik yöntemi.

Alternating gradient focusing : Değişken kademeli odaklama.

Alternating gradient synchrotron : Alternatif kademeli sinkrotron. Alternatif kademeli senkrotron.

Outer product of the gradient estimator : Eğiklik tahmincisi dışsal çarpımı.

Electrochemical gradient : Elektrokimyasal değişim. Elektrokimyasal düşüm. Bir zarı geçen bir iyonun elektrik yükü ve konsantrasyon değişimlerinin toplamı; oksidatif fosforilasyon ve fotofosforilasyonu devam ettirme gücü.

Use gradient fill : Dereceli dolguyu kullan.

Geothermal gradient : Jeotermik derece. Jeotermal gradyan. Jeotermik gradyan. Yerısıl basamak. Yerkabuğunda, derinliğe doğru inildikçe sıcaklığın artma hızı. Yer ısı derecesi. İçsıcaklık basamağı. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır.

Carbon concentration gradient : Karbon derişimi eğimi.

Adiabatic gradient : Adyabatik gradyan. Adiyabatik gradyan. Adiyabatik eğim.

İngilizce Gradients Türkçe anlamı, Gradients eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gradients ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Nodule : Boğumcuk. Nodül. Şişlik. Bezecik. Nodul. Yumrucuk. Ufak maden parçası. Baklagil kökleri ile rhizobium denilen ve azot depo eden bakterilerin ortak yaşamaları sonucu köklerde meydana gelen yumru şeklindeki yapılar. Biyoloji, madencilik, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Yumru.

 

Beveller : Şevlemek. Eğmek. Eğrilik. Açı. Şev vermek. Pahlayan alet. Eğimli yapmak. Eğim vermek. Eğimli hale alet.

Pitch : Ses uzamı. Perde. Bilgisayar, fizik, gitar alanlarında kullanılır. Alan. Sarmal yol ya da sarmal kangal boyunca ardışık sarımlar aralığı. Fırlatmak. Saha. Tizlik. Taş döşemek (yol). Atmak.

Dip : Dalmak. Eğilmek. Sahnede yüksek güçte olan lambaları besleyen elektrik prizi. Eğik bir katmanın yatay bir düzlemle yaptığı açının ölçüsü. Tiyatro, jeoloji alanlarında kullanılır. Göz atmak. Bandırmak. Batmak. Bayrağı yarıya indirmek.

Precipitousness : Telaş. Baş aşagı oluş. Acele. Acelecilik. Telaşlılık. Atılganlık. Engelebilik.

Drawdown : Su düzeyinin inmesi. Su seviyesinin inmesi. Alçalma. Oturma. Tasman.

Ellipsis : Üç nokta. Eksiltililik. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Eksiltme. Eksik fakat anlaşılır tümce kullanma. Silme. Eksilti. Eksiltim. Elips.

Nodosity : Nodozite. Boğumluluk. Bezecik. Bezecikli olma. Düğümlülük.

Bevel : Şev vermek. Eğimli yapmak. Eğrilik. Eğik kesmek. Eğim vermek. Oynar kollu gönye. Eğmek. Şevlemek. Açı.

Bias : Yan. Eğilim. Bilgisayar, eğitim, ekonomi, fizik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Etki altında bırakmak. Yanlılık. Aleyhte etkilemek. Önyargılı kılmak. Bir gözlem yordamının, işlem tasarımının ya da bunlar aracılığıyla elde edilen gözlemlerin belli özellikler yönünde yan tuması ya da nesnellik gerekircilerinden ayrılması durumu. Herhangi bir toplumu, kümeyi, kişiyi, görüşü yeterli dayanak olmaksızın övmeye ya da yermeye yönelik öneğilim. Fikrini etkilemek.

 

Gradients synonyms : spatial relation, gravity gradient, buckle, abruptness, gradient, bevellers, temperature gradient, declivities, aptitudes, fondness, gradualness, loops, declinations, code, aptness, benting, grade, slub, coding scheme, node, concentration gradient, altitude, position, elevations, declination, bevels, aptitude, knot, nodules, crisis, gentleness, change, steepness.

Gradients zıt anlamlı kelimeler, Gradients kelime anlamı

Gradualness : Yavaş yavaş gerçekleşme durumu. Aşamalı olma. Kademelilik. Aşamalı olarak gerçekleşme durumu.

Abruptness : Sarplık. Acele. Sertlik. Tutarsızlık. Anilik. Diklik. Kabalık. Terslik. Kısa ve ters oluş.