Nodule türkçesi Nodule nedir
- Baklagil kökleri ile rhizobium denilen ve azot depo eden bakterilerin ortak yaşamaları sonucu köklerde meydana gelen yumru şeklindeki yapılar.
- Yumrucuk.
- Küçük boğum.
- İçinde oluştuğu kayaçtan ayrımlı mineral maddelerle yapılı, düzensiz, düğümcük biçiminde cisim.
- Nodül.
- Ufak maden parçası.
- Düğümcük.
- [#şiş Şişlik].
- Canlılarda görülen yumru biçimindeki yapılar.
- Boğumcuk.
- Biyoloji, madencilik, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır.
- Ufak boğum.
- İçinde oluştukları kayacın maddesinden başka bir madde ile yapılı, düzensiz yumrucuk biçiminde cisim.
- Yumru.
- Nodul.
- Düğüm.
- Düğümcük, bezecik, nodulus.
- Küçük yumru.
- Bezecik.
Nodule ingilizcede ne demek, Nodule nerede nasıl kullanılır?
Acral pruritic nodule : Yalama granülomu. Akral kaşıntı nodülü.
Chert nodule : Çakmaktaşı yumrucuğu. Kayaçların içinde bulunan çakmaktaşından böbreksi, düzensiz parçalardan her biri. Çört nodülü. Çört yumrusu.
Kimmelstiel wilson nodule : Kimmelstiel-wilson düğümcükleri. Kimmelstiel-wilson sendromunda, glomeruluslarda yaygın veya yerel hiyalin çöküntülerinden oluşan yumrular, interkapiller glomerulosklerozis.
Lymphatic nodule : Lenf boğumu. Lenf düğümcüğü.
Paratyphoid nodule : Buzağı, domuz ve kanatlılarda salmonella enfeksiyonlarında, karaciğerde oluşan çok küçük, sarı renkli, nekroz ve epiteloid makrofajlardan oluşan düğümcük. Paratifoid nodül.
Nodular : Düğüme ait. Düğümlü. Nodüler dermatofibrozis. Dermatofibrozis. Yumrusal. Nodüler. Boğumlu. Küresel. Yumrulu.
Siderotic nodule : Dalakta kahverengi veya sarı renkte, hemoziderin birikim odağının organizasyonuyla oluşan düğümcük. konjesyona veya kanamaya bağlı olarak özellikle yaşlı köpeklerde dalağın kenarlarında veya tüm yüzeyi boyunca görülür, gamma-gandy cisimciği, gamma-gandy düğümü. Siderotik düğüm.
Nodular goiter : Nodüler guatr. Multinodüler guatr.
Nodular granulomatous episcleritis : Nodüler fasya yangısı. Nodüler granülomlu episkleritis.
Nodular fasciitis : Köpeklerde, seyrek olarak kedilerde genellikle gözde konjunktivanın altında, 5- 0 santimetre çapında sert, ağrısız, hareketli, yumru benzeri şişkinlikle belirgin, fibroblastların reaktif çoğalmasından kaynaklanan, deri altı bağ doku yangısı, iskoç çoban köpeklerinin granülomu, nodüler granülomlu episkleritis, proliferatif keratokonjunktivitis. Nodüler fasya yangısı.
İngilizce Nodule Türkçe anlamı, Nodule eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Nodule ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Node : Bir durur dalganın sıfır noktaları. Yaprakların gövde üzerinde bağlı oldukları yer. nodyum. Devre. Duran dalga profilinde. Düğüm noktası. Ay yörüngesinin tutulum'u deldiği iki noktadan her biri. çift-yıldizlarda yoldaş yörüngesinin, bakış doğrultumuza dik olan izdüşüm düzlemini deliği noktalardan her biri. Yaprağın ayrıldığı eklem yeri. nod. yürekte yürütücü dokuya ait atriyoventriküler ve sinüatriyal düğümler. 3.ranvier boğumu. Devre düğümü.
Apophysis : Yumru, şiş, kamburluk. Genellikle kasın bağlandığı kemik üzerindeki çıkıntı. çam kozalaklarının tohum taşıyan pullarının kaidesindeki çıkıntı. s.mantar hiflerinin üreme organları altındaki çıkıntı. 4.bazı yosun (bryophyta) kapsüllerinin tabanındaki şişkinlik. Apofizis. Derinlerdeki büyük magma kütlelerinden ya da damardan yanlardaki kayaçların içine doğru kama gibi giren ve genel olarak bunlarla bağlantısı olan kol biçiminde uzantı. Biyoloji, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Kol uzantı. Apofiz. Kemiksel büyüme ya da şişme (anatomi terimi). Uzantı.
Slub : Düğümlü iplik. Az bükülmüş eğirilecek yün. Yumrulu iplik. Eğirmeye hazır yün.
Concretions : Yabancı çökelti. Kireçtaşı yumrusu. Taş. Katılaşma. Şiş. Betonlaşma. Birleşme. Katılaşmış madde.
Loop : Öze. İlmeklemek. Spiral. İlik. İlmek yapmak. İlmek şekli oluşturmak. Bağlamak. İlmek atmak. Bir izlencede yer alan ve belirli bir koşul gerçekleşmedikçe yeniden uygulanan bir komutlar dizisi. Döngü (bilişim veya bilgisayar terimi).
Condylus : Lokma, çıkıntı. Kondilus.
Protuberances : Tümsek. Çıkıntı. Kabartı.
Coding scheme : Verinin kesikli bir biçimde gösterilmesini belirleyen ve hiçbir belirsizlik taşımayan kurallar kümesi.
Blains : Apseli şişkinlik. Uçuk. Çıban. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri. Şiş.
Nodule synonyms : plant process, nodules, excrescence, concretion, tubercule, knuckle, mild, glandule, gradients, gallnuts, tubercle, burls, nodosity, crisis, claspers, nodes, tubercles, globular, climax, burl, enation, blain, bendlet, rising, puffiness, clasper, mildest, swelling, intumescence, condyloid, boss, excrescences, risings.
Nodule ingilizce tanımı, definition of Nodule
Nodule kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A little knot or lump. A rounded mass or irregular shape.

Bu kısımda Nodule kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Nodule ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Nodule anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Nodule ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.