Consolidator türkçesi Consolidator nedir
- Birleşme.
- Konsolide eden kimse.
- Destek veren kuruluşlar.
- Özellikle programlı uçuş yapan taşıyıcıların indirimli uçak biletlerinin ticaretini yapan kişi veya kurum.
- Konsolidatör.
- Kuvvetlendirici.
- Grupaj acentası.
Consolidator ingilizcede ne demek, Consolidator nerede nasıl kullanılır?
Consolidators : Grupaj acentası. Konsolide eden kimse. Kuvvetlendirici. Özellikle programlı uçuş yapan taşıyıcıların indirimli uçak biletlerinin ticaretini yapan kişi veya kurum. Birleşme. Destek veren kuruluşlar. Konsolidatör.
Consolidate : Sağlamlaştırmak. Vadesini uzatmak. Toplamak. Güçlendirmek. Takviye etmek. Pekiştirmek. Birleştirmek. Pekişmek. Güçlenmek. Sağlamlaşmak.
Consolidated : Konsolide. Dayanıklı. Konsolide edilmiş. Vadesi uzatılmış. Sağlam. Birleşmiş. Takviyeli. Birleştirilmiş.
Consolidated annuities : Devlet tahvilleri. Sahibine sabit bir faiz geliri kazandıran, ancak vade tarihi olmayan dolayısıyla anapara ödemesi yapılmayan (itfa edilmeyen) devlet tahvili. krş. sürekli borçlar. Vadesi belli olmayan ve yalnızca faizi ödenen devlet tahvili. Süresiz tahvil.
Consolidated annuity : Kamu borçlarının değişik bölümlerinin birleştirilmesi. Devlet tahvilleri. Yıllık.
Consolidated balance sheet : Birleştirilmiş bilanço. Konsolide bilanço. Aralarında sermaye ilişkisi bulunan şirketlerin aynı tarih veya döneme ilişkin bilanço kalemlerinden ve karşılıklı ilişkiden doğmuş kayıtlarının bir araya gelmesi ile düzenlenen bilanço. Bir ana ortaklık ile bu ortaklığın diğer ortaklıklara katılmasıyla ortaya çıkan sonuçları tek ad altındaki sayışımlar ile birleştirmek ve toplamalarını almak yolu ile ana ortaklığın öteki ortaklıklara katılması sonucu ortaya çıkan gerçek durumu kapsayan birleşik ve karşılıklı düzenlenen dengelem. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Birleşik dengelem. Birleşik hesap bilançosu.
Consolidated financial statement : Konsolide bilanço. İki ya da daha çoktecimsel kuruluşlara ilişkin durumların bir dengelem ve kar-zarar çizelgesinde gösterilerek incelenmesinden ortaya çıkan tecim durumu. Birleşik tecim durumu.
Consolidated budget : Konsolide bütçe. Genel ve katma bütçeli idarelerin ödenekleri toplamından, genel bütçeden katma bütçeli idarelere yapılan hazine yardımlarının düşürülmesiyle tanımlanan ve 2006 yılında yürürlüğe giren 5018 sayılı kanunla birlikte merkezi yönetim bütçesi olarak adlandırılan bütçe.
Consolidated debt : Konsolide borç. Tahkim edilmiş borç. Vadesi uzatılmış borç. yeniden borçlanılarak kapatılan borç. Vadesi uzatılmış borç.
Consolidated budget primary balance : Konsolide bütçe gelirlerinden faiz dışı bütçe harcamalarının düşürülmesiyle hesaplanan yani faiz ödemeleri dışarıda tutularak ulaşılan konsolide bütçe dengesi. krş. faiz dışı fazla. Faiz dışı konsolide bütçe dengesi.
İngilizce Consolidator Türkçe anlamı, Consolidator eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Consolidator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Annealers : Sertleşen ve katılaşan bir şey (ısıtma ve soğutma ile). Güçlendirici.
Combining : Kaynaştırma. Birleştirme. Birleştiren.
Roborant : Kuvvet ilacı. Kuvvet verici. Tonik. Güç veren. Zindeleştiren.
Intensifier : Koyulaştırma banyosunun temel kimyasal özdeği. (genellikle amonyaktır). Güçlendirici. Pekiştirici. Basınçlı hızlandırıcı. Artırıcı. Bir negatifin baskı yoğunluğunu arttırmak için kullanılan çözelti. Şiddetlendirici. Koyulaştırıcı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Fortifier : Güçlendirici. Alkol. Kuvvetlendirici madde. Takviye.
Bracing : Zinde yapan. Dayanak. Kasalı gitarlarda kasanın sağlam ve dengeli durabilmesi, sesin doğru ve gür çıkabilmesi için ses tahtası içerisine yapıştırılan tahta çubuklar. Kasalı gitarda ses tahtasının kirişlerle desteklenmesi işlemi. Zindeleştiren. Canlandırıcı. Bağlantı. Destekleyiş.
Coalitions : Güç birliği. Ortakyönetim. Karma hükümet. Koalisyon. İttifak. Geçici birleşme.
Cohesion : Uyum içinde olma. Bağlaşma. Bir topluluk ya da kümeyi oluşturan bireyler arasındaki -bütünlüğü sağlayan-güçlü bağlılık. Özdeş özdecikler arasındaki çekim kuvvetinden kaynaklanan topaklaşım. Birbirini tutma. Özyapışkanlık. İçtutunum. Ayrı olması gereken iki şeyin birbirine yapışması. aynı cins moleküller arasındaki çekim kuvveti. İçyapişkanlık. İltisak.
Confirmative : Musaddik. Onaylayıcı. Vesika. Doğrulayıcı.
Associativity : Birleşme özelliği. Bağlantılı davranış. Koalisyon. Birleşirlik.
Consolidator synonyms : association, alliances, cohesions, amplifier, bracings, fortifiers, coalition, corroborating, combine, adjunction, associations, assn, unify, amalgamation, emphasizer, coalescence, unite, consolidators, absorbation, bond, corroborant, amalgamations, annealer, merge, alliance, strengthener.
Consolidator zıt anlamlı kelimeler, Consolidator kelime anlamı
Divided : Ayrı. Ayrılmış. Farklı. Parçalarına ayrılmış. Munkasem. Parçalanmış. Bölünmüş.
Consolidator antonyms : disunify.

Bu kısımda Consolidator kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Consolidator ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Consolidator anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Consolidator ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.