Crake türkçesi Crake nedir
- Su kuşu.
- Kızıl su tavuğu.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Bataklık kuşları (grallae) takımının, su tavuğugiller (rallidae) familyasından, 29 cm kadar uzunlukta, ekin tarlalarında yaşayan, eti çok lezzetli bir tür.
- Eski dünya'ya ait bir tür kısa gagalı ve uzun bacaklı sutavuğu (zooloji).
Crake ingilizcede ne demek, Crake nerede nasıl kullanılır?
Corn crake : Bıldırcın kılavuzu.
Corncrake : Bıldırcın kılavuzu. Bıldırcınkılavuzu. Tahıl tarlalarında bulunan sıkça rastlanan avrasya kuşu (zooloji).
Craal : Sığırları tutmak için kullanılan çit ile çevrilmiş alan. Güney afrika'da yerli köyü.
Craals : Craal. Güney afrika'da yerli köyü. Sığırları tutmak için kullanılan çit ile çevrilmiş alan.
Crab : Yüzüne gözüne bulaştırmak. Gezer palanga. Eleştirmek. Mızmızlanmak. Pavurya. Dırdır etmek. Mızırdanmak. Her şeye kusur bulan kimse. Yengeç. Şikayet etmek.
Crab louse : Kılbiti. Pediculidae ailesinde, phthirus cinsinde yer alan insanların pubik bölge kıllarında, seyrek olarak kaş, kirpikler ve koltuk altı kıllarına yerleşen, seksüel temas ve bulaşık objelerle bulaşan bit türü, yengeç biti, pediculus inguinalis, pediculus pubis, phthirus pubis. Yengeç biti. Kasıkbiti. Phthirus pubis. Ambiti. Kasık biti. Çoğunlukla üreme örgenleri çevresindeki kıl diplerine yapışarak yaşayan en ufak insan biti; kılbiti, kırkayak, utançbiti, ane biti.
Crab left : Kaydırmanın sola yapılmasını belirten komut. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kaydırmanın sola doğru olanı. Sola kaydır. Sola kaydırma.
Crab meal : Yengecin kabuk, iç organları ve etinin bir kısmının veya hepsinin kurutulup öğütülmesiyle elde edilen ve en az % 25 ham protein en çok % 7 tuz içeren, buna karşın sindirilebilirliği düşük bir ürün. Yengeç unu.
Crab eating : Yengeç yiyen.
Crab eating fox : Yengeç yiyen tilki.
İngilizce Crake Türkçe anlamı, Crake eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Crake ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör.
Aardvark : Yer domuzu. Yerdomuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Borudişli. Karınca yiyen.
Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu.
Water fowl : Suda yaşayan kuşlar. Su kuşları.
Aardvarks : Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller. Damarlı dişliler.
Waterbird : Tatlı suya yakın yaşayan kuş türü. Sukuşu.
A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.
Acacia : Akasya sakızı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Arap zamkı. Mimoza. Akasya. Salkım ağacı.
A cells : Alfa hücreleri. A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.
A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.
Crake synonyms : crex crex, spotted crake, land rail, porzana porzana, waterfowls, abiotic environment, moor hen, water bird, abo blood groups system, abacus bodies, abambulacral area, abductor muscle, corncrake, a cell, waterfowl, rail, a chromosome, aardwolf, aquatic bird.
Crake ingilizce tanımı, definition of Crake
Crake kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cry out harshly and loudly, like the bird called crake. Any species or rail of the genera Crex and Porzana. A boast. [Bakınız: Crack]. So called from its singular cry. [Bakınız: Corncrake].

Bu kısımda Crake kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Crake ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Crake anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Crake ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.