Dalla nedir, Dalla ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.

Dalla ile ilgili Cümleler

  • Tanrı'nın alemi nasıl bir yer? Neyle kıyaslayacağım onu? Bir adamın alıp bahçesine ektiği hardal tohumu tanecikleri gibi. Büyüyüp kocaman bir ağaç oldu, ve sonra göğün kuşları dallarına misafir oldu.
  • Yapraklar dallarda büyür.
  • Birkaç kuş o ağacın dallarına tünemiş.
  • İşleri dallandırıp budaklandırmadan kim olduğunu ve bilmek istediğim şeyleri söyleyecek misin?
  • Benim patronum bir dallama.
  • Neden bazı dallarda eğitimsiz bırakıldığımı anlıyorum.
  • “Engin dallardan murt yemezdi. Onun alacağı kız ya çok zengin ya da tanınmış bir aileye mensup olmalıydı.”
  • Sadece yapraklar ve dallar var.
  • Aile ağacın dalları gibidir. Hepimiz farklı yönlere uzarız, ama kökümüz birdir.
  • Ağacın ölü dallarını budadı.
  • Dalları kırma.
  • Hafif bir ikindi güneşi, dalların arasından süzülüp pencereden içeri giriyordu.

Dalla ile ilgili Atasözü veya Deyim

(bir işi) dallandırıp budaklandırmak : bir işi, bir sorunu büyüterek karışık duruma getirmek.

dallanıp budaklanmak : Çocuk sahibi olmak.

dalları basmak : ağaçta dalları eğecek kadar çok meyve olmak.

engin dallardan murt yememek : yükseklerden uçmak, burnu büyük olmak.

 

Dalla tanımı, anlamı

Dallal : Tellal

Dallamah : Budamak, seyreltmek.

Dallanabilme : Dallanabilmek işi.

Dallanabilmek : Dallanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Dallandırılma : Dallandırılmak işi.

Dallandırılmak : Dallanmasına yol açılmak, dallanması sağlanmak.

Dallandırış : Dallandırma işi.

Dallandırmah : Gizli bir şeyi etrafa yaymak.

Dallandurmak : Gizli bir şeyi etrafa yaymak.

Dallanım : Bir ışımetkin çekirdeğin bozunum dizisinden yeni ışımetkin parçalanma zincirlerinin oluşumu.

Dallanıverme : Dallanıvermek işi.

Dallanıvermek : Çabucak dallanmak.

Dallanlım oranı : Eşizleri olan bir öğede, alfa ve beta parçalanmasına uğrayan öğeciklerin sayılarının oranı.

Dallanma borusu : Havagazı döşeminde kent gaz borusu ile anagüvenlik musluğu arasındaki boru bölümü.

Dallanma noktası : Bir Riemann yüzeyinin iki ya da daha çok yaprağının birleştiği nokta.

Dallanma oranı : Taneciklerin çarpışması sonucunda ortaya çıkan olayların olasılıkları arasındaki oran.

Dallanma süreci : (Olasılık kuramı) Her öğenin yeni öğeler oluşturabildiği bir evrenin büyümesini açıklayan olasılıksal süreç. anlamdaş çarpımsal süreç.

Dallanmış alkan : Hidrokarbon yan zinciri olan alkan.

 

Dallanmış ışın : Uca doğru iki veya fazla dallanma gösteren yumuşak ve segmentli ışın.

Dallanmış karbon zinciri : Alifatik bileşiklerin düz karbon zincirine küçük kümelerin değişik yerlerden bağlanmasıyla oluşan yeni iskelet. Yan zincir oluşmuş karbon iskeleti.

Dallanmış zincir : Bir karbona ikiden fazla karbonun bağlı olduğu hidrokarbon zinciri. Alifatik bileşiklerin düz karbon zinciri iskeletlerinin dallara ayrılması.

Dallantı : Erimiş metallerin katılaşması sırasında, tanelerin çok yapımlı olarak oluşmasından doğan, kar kristallerine benzer, dallı görünüşlü tane.

Dallantı birikimi : Dallantı oluşumuyle birlikte ortaya çıkan birikim.

Dallantı birikintisi : Dallantı birikimi sonucu oluşan birikinti.

Dallantı büyümesi : Çok yapımlı katılaşmada, tanelerin, ardışık olarak birçok evrede kat kat katılaşarak büyümesi olayı.

Dallantılı : Dallantı görünüşünde olan.

Dallantılı yapı : Taneleri dallantılı olan yapı.

Dallar : Fürû' (bk. çocuklar, torunlar...).

Dallarca : Adıyaman şehri, Taraksu bucağına bağlı bir yer.

Dallayan : Üç tek kalan pehlivanlardan, kendisine güvenen bir tanesinin diğer ikisiyle güreşmek için ortaya çıkanı.

Dallayıp kollamah : Kayırmak, korumak.

Dikotomik dallanma : Genellikle tek apikal hücre ya da apikal hücre grubunun iki parçaya bölünmesiyle meydana gelen, eğreltilerde yaygın olarak, tohumlu bitkilerde ise nadiren görülen dallanma tipi.

Tecimen dalları : Tecimcilerin vergi yöntemi yasasında belirtilen temel koşullara göre. ve. kertede tecimci olarak bölümlendirilmeleri.

Zincir dallanması : Bir molekülde karbon atomları sayısı arttıkça atomlar arası bağlanmanın düz zincir yerine dallanmış zincir yapısında olduğu farklı karbon iskeletine sahip moleküllerin oluşması.

Dallama : Dallamak işi. Aptal, enayi.

Dallamak : Budamak.

Dallandırma : Dallandırmak işi.

Dallandırmak : Dallanmasına yol açmak. Bir işi, bir sorunu büyütüp karışık duruma getirmek.

Dallanış : Dallanma işi.

Dallanma : Dallanmak işi.

Dallanmak : Dal vermek. Bir iş, bir sorun karışık, güç bir duruma girmek. Yayılmak, genişlemek.

Diğer dillerde Dalgalama anlamı nedir?

İngilizce'de Dalgalama ne demek ? : ripples, ripple effect