Daunters türkçesi Daunters nedir

Daunters ingilizcede ne demek, Daunters nerede nasıl kullanılır?

Daunter : Yıldıran. Gözünü korkutan.

Daunted : Yıldırılmış. Gözü korkmuş. Yılgın. Yıldırmış.

Be daunted : Gözü korkmak.

Be undaunted by : -den cesareti kırılmamak. Yılmamak.

Undaunted : Gözü pek. Korkusuz. Yılmaz. Yiğit. Cesur. Gözüpek.

Grandaunts : Büyük teyze. Büyük hala.

Dauntlessly : Korkusuzca. Cüretkar bir şekilde. Cesurca. Korkusuz olarak. Yılmadan. Yılmaz bir şekilde.

Dauntlessness : Gözü peklik. Pervasızlık. Gözüpeklik.

Daunt : Gözünü korkutmak. Cesaretini kırmak. Korkutmak. Yıldırmak. Yılmaz. Korkusuz. Sindirmek.

Undauntedly : Gözüpek bir şekilde. Israrcı veya yılmaz bir şekilde. Korkusuzca. Yılmadan veya korkusuzca. Korkusuz bir şekilde.

İngilizce Daunters Türkçe anlamı, Daunters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Daunters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Audacious : Cesur. Arsız. Gözü pek. Cesaretli. Atılgan. Atak. Yürekli. Küstah. Korkusuz. Kaba.

Intrepid : Cesur. Gözüpek. Gözü pek. Korkusuz. Gözü kara. Yılmaz. Yiğit.

Hardy : Soğuğa dayanıklı (bitki). Yüzsüz. Kuvvetli. Güçlü kuvvetli. Yürekli. Acar. Mukavim. Küstah. Dayanıklı. Gözü pek.

 

Fazed : Çözmek. Moralini bozmak. Altüst etmek. Cesaretini kırmak. Dehşete düşürmek. Düşündürmek. Çekindirmek. Rahatsız etmek (argo terim). Korkutmak. Ödünü koparmak.

Bothered : Rahatsız olmuş. Sinirlendirilmiş. Rahatsız edilmiş. Canı sıkılmış. Canı sıkkın. Rahatsız edilerek sinirlendirilmiş.

Fearless : Yılmaz. Yürekli. Korkusuz. Levent. Gözü pek. Pervasız. Gözü kara. Gözüpek. Cesur. Bıçkın.

Discomposed : Düzenini bozmak. Bozunuma uğramış. Karıştırmak. Bozmak. Şaşırtmak. Bozulmuş.

Unfearing : Korkutmayan. Ürkmemiş. Korkmamış. Korkmayan.

Bold : Koyu. Göze çarpan. Utanmaz. Cesur. Küstah. Dik. Gözüpek. Cesaretli. Kaim.

Daunters synonyms : daunter, brave.

Daunters zıt anlamlı kelimeler, Daunters kelime anlamı

Timid : Cesaretsiz. Cüretsiz. Tutuk. Çıtkırıldım. Ürkek. Sakınan. Mahçup. Heyecanlı. Yüreksiz. Utangaç.

Composed : Oluşmuş. Kompoze. Sakin. Kendi halinde. Oluşan. Bileşke. Bileşmiş. Aynı olay üzerinde çeşitli güçlerin bileşik etkisi.