Differentiators türkçesi Differentiators nedir

  • Ayıran.
  • (bilgisayar) çıktı sinyali girdi sinyalinin değişimine orantılı olan elektronik bir alet.
  • Ayrıştıran.
  • Farklılaştıran.
  • Ayrımcılık yapan.
  • Türev alıcı.
  • (elektronik) çıktı voltajının girdi voltajı değişimine orantılı olduğu devre.

Differentiators ingilizcede ne demek, Differentiators nerede nasıl kullanılır?

Differentiator : Ayrıştıran. (bilgisayar) çıktı sinyali girdi sinyalinin değişimine orantılı olan elektronik bir alet. Türev alıcı. Ayıran. (elektronik) çıktı voltajının girdi voltajı değişimine orantılı olduğu devre. Farklılaştıran. Ayrımcılık yapan.

Differentiate : Ayırmak. Ayırdetmek. Fark gözetmek. Farklı yapmak. Farkı görmek. Farklı olmak. Ayırım yapmak. Farklılaştırmak. Ayrılmak. Fark etmek.

Differentiate between : Fark gözetmek.

Differentiated : Ayırt etmek. Fark gözetmek. Ayrılmış. Farkı görmek. Farklılaşmış. Ayrım yapmak. Ayırdetmek. Farklılaştırmak. Ayırt edilen.

Differentiated oligopoly : Farklılaştırılmış azel piyasası. Aynı malın farklı türlerini üreten oligopol firmalar. Farklılaştırılmış oligopol. Firmaların farklılaştırılmış mallar sattıkları oligopol türü. Mal farklılaştırmasının yapıldığı azel piyasası. krş. saf azel piyasası.

Differentiates : Ayrı seçi yapmak. Ayrılmak. Farklı yapmak. Tefrik etmek. Farkı görmek. Ayırmak. Ayrım yapmak. Fark gözetmek. Farklılaştırmak. Ayırt etmek.

 

Differentiation of products : Tekel piyasasında firmanın ürettiği malı sanal, özsel veya biçimsel olarak farklılaştırarak farklı fiyatlardan sattığı üçüncü derece fiyat farklılaştırması türü. bk. biçimsel mal farklılaştırması, özsel mal farklılaştırması, sanal mal farklılaştırması. Mal farklılaştırması.

Crystallization differentiation : Kristalleşme, çekim, çembersel akıntıların ve gazların ortak etkileriyle ortaya çıkan magmasal ayrılma. Kristalleşme ve çekimle karışık ayrılım. Kristalleşme ya da çekimle bir magmadan, ortak soylu, silikatlı kayaç örneklerinin ve kimi magma maden yataklarının ayrılması olayı. Kristalleşme ile ayrılım.

Differentiation antigens : Farklılaşma antijenleri. Farklılaşma antijenler. Normal hücrelerde belirli dokularda veya farklılaşmanın belli safhalarında bulunan dokuya özgü antijenler.

Differentiatio cellulae : Embriyo gelişiminde hücrelerin değişik işlevleri yapmak üzere özel bir hücre tipine farklılaşması, diferensiyasyon. hücre farklılaşması kromozom sayısı, biçimi ve büyüklüğünde bir değişim göstermez ve transkripsiyon düzeyinde farklılaşmanın kontrol edilmesiyle epitel, destek, kas ve sinir dokuları ortaya çıkar. Hücre farklılaşması.

İngilizce Differentiators Türkçe anlamı, Differentiators eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Differentiators ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Distinguisher : Anlam ayırıcı. Tanıyan. Seçen. Farklılığı göre. Farkına varan. Fark eden.

 

Discriminators : Sezgi gösteren kimse veya şey. Ayıklayıcı. Diskriminatörü. Farklılıkları görebilen kimse veya şey. Ayırtaç devresi. Ayırtaç. Ayrıştırıcı. Ayrımcılık uygulayan. Diskriminatör.

Distinctive : Diğerlerinden ayrı. Karakteristik. Farklı. Kolaylıkla ayırt edilebilen. Özel. Belirgin. Kendine özgü. Ayırt edici. Ayırıcı. Ayrıcı.

Distinguishing : Ayırt edici. Belirtici. Farklı kılan. Ayırt eden. Mükemmel.

Delimiter : Sınırlayan. Sınırlayıcı. Ayırıcı sınırlayıcı. Ayırıcı. Sonlayıcı. Sınır belirteci. Limit veya sınırları belirleyen.

Individual : Kimse. İnsan. Özgün. Tek kişilik. Bir grup canlının yapı ve görevleri bakımından tek bir varlık olan tek bir organizması; tür meydana getiren ve çiftleşebilen organizmaların her biri. fert. Tek. Şahsi. Kişi. Bireysel. Birbirinden ayrı.

Discriminator : Yinelenim ya da evre değiştirimini genlik değiştirimine çeviren diyod ve elektronik devrelerden oluşan bir düzen. Sıklık ya da evre kiplenimini genlik kiplenimine dönüştüren eksiciksel bir aygıt. Ayıklayıcı. Diskriminatörü. Ayırıcı. Sezgi gösteren kimse veya şey. Ayrıştırıcı. Ayırtaç devresi. Farklılıkları görebilen kimse veya şey.

Disconnecting : Çözen. Ayırma. Bağlarını koparmak. Bağlantı kesiliyor. Fişini çekmek. Kesmek. Sökme. Birbirinden ayırmak. Çıkarmak.

Somebody : Kimse. Bir kimse. Kimisi. Biri. Önemli birisi. Şahsiyet. Bazısı. Önemli kimse. Birisi.

Dispersive : Dispersiv. Serpingen. Dağıtıcı. Dağıtmaya eğilimli. Geçirdiği ışınları birbirinden ayıran dalga taşıyıcı (ortam). Ayırıcı. Ayırgan.

Differentiators synonyms : delimiters, mortal, disjunctive, varying, soul, diacritic, differentiator, dividing, discriminating, person, someone, dissepimental.